Peygamberimizin Doğumu Hakkında Bilgiler

admin 64 Görüntüleme 7 Dk. Okuma süresi
7 Dk. Okuma süresi

İnsanlığın beklediği ve son kurtarıcı olan peygamberimizin doğumu hakkında bilgileri araştırarak merak edilenleri bir araya getirdik.

Hazreti Amine hamileliğinde diğer anneler gibi sıkıntılar yaşamıyordu. Adeta rahmet esintileri altında bir hamilelik geçiriyordu. Annesi hamile olduğunun ilk günlerinde bir rüya görmüştü. Rüyasında kendisine “sen ümmetin efendisine hamilesin. Onu dünyaya getirdiğin vakit, onun her türlü hasetçinin şerrinden bir olana istiaze ediyor ve onun korumasına bırakıyorum de ve ardından adını Muhammed ver.” denilmişti.

Peygamberimizin Doğumu Kısaca

Hz. Amine şahit olduğu bu olaydan oldukça etkilenmişti. Evet yetim bir çocuk dünyaya getirecekti. Ama bu yetimin ümmetin efendisi olması ne demekti? Hem Muhammed diye bir isim bilmiyordu. Zira o gün için Muhammed ismi bilinen bir isim değildi.

Karnında taşıdığı emanet onun rüyalarına konuğu oluyor ve böylelikle onun yükü hafifletilmiş oluyordu. Bir gün anne amine rüyasında vücudunun büyük bir nur çıktığını görecek ve bununla Basra ve Şam bölgesinde sarayları aydınlığa kavuşturma şahit olacaktı.

Bu nedendir ki Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle demiştir. “Ben, ceddim olan İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annemin rüyasıyım.” (Ahmed, IV, 127-128)

Peygamberimizin doğumu tarihler miladi 20 Nisan 571’i gösterdiği bir gündü. Fil hadisesi geçeli yaklaşık elli gün geçmişti. Kameri takvim, Rabîülevvel ayının 12’sini gösteriyordu ve günlerden pazartesi idi. Tan yerinin aydınlığa durduğu bu demde, her yeri karanlıktan aydınlığa ulaştıracak bir doğum yaşanıyordu.

Asırlar öncesinden ve sonrasından dilden dile dolaşan son sultan Hz. Muhammed (s.a.v) bir sühuletle dünyaya teşrif ediverdi. Başka çocuklara hiç benzemiyordu ve sünnetli olarak doğmuştu. Hz. Peygamberin (sav) doğduğu esnada Annesinin yanında Abdurrahman bin Avf’ın annesi olan Şifa Hatun, Osman bin Ebü’l-As’ın annesi olan Fatıma Hatun ve Hz.Peygamberimizin halası Safiyye Hâtun bulunuyordu..

Odanın içi bir anda aydınlanıvermiş; Doğu ile Batı bu aydınlıkla nura gark olmuş, evin her bir köşesi adeta nur kesilmişti. Başında duran kadınlar bu nuru görmüştü.

Peygamberimizin doğumu Abdulmuttalib’e bir müjde hemen haber edildi. O sırada Kâbe’de ibadetle meşgul olan Abdulmuttalib hızlıca eve geldi. Âlemin beklediği Nur’u kucağına aldığında oldukça fazla sevindi ve ağladı. Oğulları içinde en çok sevdiği Abdu1lah’ın yetimi, sağ-salim olarak dünyaya gelmişti. Onu manalı bakışlarla süzüyordu. Onun kürek kemikleri arasında bulunan işareti, görenlerin dikkatini çekmişti. Çünkü bu işaret alimlerin tarif ettikleri son Nebi’nin ‘Risâlet mührü’ idi.

İlginizi Çekebilir:   Cennetle Müjdelenen Sahabeler

Sıra ismin koymaya geldi. Hz. Âmine, gördükleri ve duyduklarını anlattı Abdulmutta1ib’e ve adını ‘Muhammed’ koydular. Akabinde Abdulmuttalib, şükür etmek için torununu kucağına alarak doğruca Kâbe’ye gitti.

Abdulmuttalib’e, Abdullah’ın yetimi torununa neden bu ismi verdiği sorulunca o şunları söyleyecekti “Allah’ın ve insanların onu övmelerini istediğim için”

Peygamberimizin Doğumunda Gerçekleşen Mucizeler

Peygamberimizin Sünneti

Çok geçmedi ki her bir taraftan farklı haberler gelmeye başladı. Gelen haberler O’nun gelişiyle ilgili olduğunu belliydi. Önce o gece Kâbe’deki putların baş aşağı yere düştükleri geldi. Zira Mekke bu haberle çalkalanıyordu. Bunu kimin yaptığını kimse anlayamamıştı.

Bir süredir zaten gökyüzünde adeta bir şenlik yaşanıyor, insanlar, ardı ardına yıldız kaymalarına şahit oluyordu. Bütün bunlar, gelecek son kurtarıcının müjdeleri sayılıyordu ve bu sebeple gözünü semadan ayırmayan bilgeler vardı. O günün sabahında Mekke, Kureyş’e şunları soran bir bilgeyi duymuştu. “Ey Kureyşliler! Bu gece aranızda bir çocuk dünyaya geldi mi?” Daha kimsenin haberi yoktu. Dediler ki “Vallahi haberimiz yok, bilmiyoruz”

Bunun üzerine o bilgin öncelikle bir tekbir getirdi ve şunları söyledi. “Sizin bir yanlışınız var; gidiniz iyice bakınız araştırınız. Söylediklerimi de iyice öğrenin. Bu gece son nebi olan Ahmed dünyaya geldi. İyice bakınız. Eğer o burada değilse Filistin’dedir. Onun iki omuz küreği arasında, siyahla sarı arasında tüylerle örtülü Risalet mührü bulunmaktadır.”

Kureyşliler onun sözleri üzerine hayrete düşmüşlerdi. Şaşırmışlar ve birbirlerine bakıyorlardı. Lakin daha böyle bir doğumdan da bilgileri yoktu. Oradan merakla dağıldılar ve herkes bir yerlere gitti. Çok geçmedi ki her biri, o gece Abdulmutta1ib’in bir torunun olduğu ve adını da Muhammed koyduğu haberini aldılar. Yahudi bilgenin anlattığı gibi bu bebeğin iki omuz küreği arasında işaret edildiği şekilde bir mührün olması onlara daha da hayrete düşürdü.

Vaziyeti öğrenenler hemen bilgenin yanına geldi. Ona dediler ki: “Geçen gün sen, aramızda bir bebeğin dünyaya gelişinden bahsetmiştin.” demeden o bilgin: “O bebek ben size haber verdikten sonra mı doğdu, önce mi, diye sordu. Onlar telaşlı bir şekilde “Önce doğdu dediler.” Bilgin iyice heyecanlandı ve hemen kendisini bu çocuğun yanına götürmelerini istedi. Hz. Âmine’nin yanına geldiler. Bebeğe bakıp omuz kürekleri arasındaki mührü görünce oracıkta bayıldı.

İlginizi Çekebilir:   Kısa Yemek Duası Ezberlenmesi Kolay Yemek Duaları

Kendine gelmişti. Ona “Yazıklar olsun! Neler oluyor, diye çıkıştılar. O söylenmeye başladı. “Artık peygamberlik meselesi, İsrailoğullarının elinden çıkmıştır. Bu böyle yazar. Artık peygamberliğin bereketi Araplarındır. Sizler sevinin ey Kureyşliler! Zira O, sizinle beraber öyle bir gücü olacak ki O’nun haberleri, doğu ile batı arasını dolduracaktır.

Peygamberimizin doğumu ile ilgili benzeri bir durum da Medine’de yaşanıyordu. O gün için henüz sekiz yaşlarında bir çocuk olan meşhur şair Hassan bin Sabit, bu heyecanı yıllar sonra şu cümlelerle anlatacaktı:

Ben o vakitler yedi veya sekiz yaşlarında idim. Ancak işittiğim şeyleri anlıyordum. Yesrib kalelerinden birinin üzerinde Yahudi bir bilge gördüm. O şöyle telaşla şöyle bağırıyordu: Ey Yesrib halkı! Ey Yesrib halkı! Belli ki önemli bir şey gerçekleşmiş ya da büyük bir tehlike vardı. Halk sordu “Ne bu telaşın?” Ne oldu sana dediler. O vakit Etrafında toplananlara şöyle diyordu: “Bu gece, dünyaya gelen Ahmed’in yıldızı doğdu.”

Haberler gelmeye devam ediyordu bu mübarek gece bin senedir mecusilerin yani ateşe tapanların sönmeyen adeta kendilerine ila edindikleri ateş ne yaptılarsa sönmesine mani olamamışlardı.

İran’ın başkenti Tahran’ın 125 km güneybatısında bulunan Sava kasabasının sınırları içinde yer alan ve mecusiler açısından mukaddes sayılan kutsal sayılan koca gölün suları çekilmiş ve kurumuştu.

Kâinatın Efendisinin doğduğu gece derin bir uykuya dalan İran’ın Medayin şehri korkunç bir gürültü sesiyle uyandı. Hem hükümdar hem halk heyecan içinde yataklarından kalktılar. Korkun bir manzara ve telaş vardı. Sarayın sapa sağlam burçlarından on dördü yıkılıvermişti.

O gece şeytan hiç olmadığı kadar bağırmış ve çığlıklar atmıştı. Evet Peygamberimizin hayatı ile ilgili bir bölüm olan Peygamberimizin doğumu kısmını kısaca anlattık. Onun doğumu ile kadar batıl varsa yıkılmış ve bir belirti vermişti. Zira o zat onları kaldıracaktı. Vesselam.

Bu makaleyi paylaş
İnceleme bırak

İnceleme bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir