Salih Peygamber Kısaca Hayatı

admin 63 Görüntüleme
7 Dk. Okuma süresi

Salih Peygamber (a.s) Kuran-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerden birisidir. Hz. Hud peygamberin vefatından sonra Semud kavmine peygamber olarak gönderilmiştir.

Semud Kavmi Kuzey Arabistan bölgesinde bulunuyordu. Bu kavim saraylar, köşkler ve güzel evler inşa ettiler. Hatta taşları oyarak onlara şekil verdiler. Saraylarını taşlarla süslediler. Bu zenginlik ve refah onları kibirli yaptı ve inkarcı bir hale getirdi. Sonra da bir olan Allah’ı unutarak ona ortak koştular. Dahası putlara taptılar. Yüce Allah onları uyarmak için Salih Aleyhissela m’ı gönderdi.

Hz Salih Kimdir?

Peygamberimizin Rahip Bahira

Salih Peygamberin kavminin itibarlı ailelerinden birine mensup olduğu rivayet edilmektedir. Şeceresi Hz. Nuh’a bağlanır. Kavmi içinde güvenilir ve ahlak sahibi olan, hasta olanları ziyaret eden, zayıfları ve yoksulları daima gözeten, hayır işleriyle uğraşan bir kişi olarak tanınırdı. Hem “geleceğe dair kendisinden ümit beklenen bir kimse” olarak bilinirdi.

Ad kavminden sonra gelişip güçlenen Semud kavmi ilk zamanlarda tevhid inancına sahip bir kavimdi. Allah’ın birliğine, peygambere ve ahiret gününe inanıyorlardı. Lakin zamanla Ad kavmi gibi putlara tapmaya ve peygamberlerini yalanlamaya başladılar.

40 yaşına geldiği vakit ona peygamberlik vazifesi verildi. Yüce Allah’ın emir ve yasaklarını kavmine anlattı. Onlara tebliğ etti. Onları doğru yola davet etti. Salih Peygamber (a.s.) kavmine “Muhakkak ki ben size gönderilmiş emin bir Peygamberim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Ben sizden tebliğim için de bir ücret istemiyorum. Benim ücretim alemlerin rabbi olan Allah’a aittir” dedi.

Kavmi ise ona babalarımızın taptıklarına takmaktan bizi yasaklıyor musun? deyip tepki gösterdiler. Halbuki peygamberlik vazifesinden evvel onların gözünde üstün, sevilen ve sayılan biriydi. Ona çokça saygı gösterirlerdi. Lakin peygamberlik vazifesinden sonra ona karşı cephe aldılar. Sadece ona değil ona inanan Müminlere de tepki gösterdiler. Üstelik onları yollarından döndürmek istediler. Ama inanalar ise “Onunla bize gelen her bir şeye iman ederiz” dediler.

Salih peygamber ne kadar çaba gösterdiyse de ile onunla mücadele ettiler. Onu bozgunculukla suçladılar. Allah’a karşı putları savunarak dediler ki Salih’i (a.s.) sakın dinlemeyin (haşa) o yalancıdır, şımarıktır biz ise atalarımız gibi putlara taparız ve O’nun söylediklerine de inanmayız”

İlginizi Çekebilir:   Hz. Musa ve Hz. Hızır Kıssası

Salih Peygamber Deve Kıssası

Salih peygamber tebliğin vazifesinde ısrar edince ondan peygamberliğini doğrulayıcı bir mucize göstermesini istediler ve ancak o zaman iman edebiliriz dediler. İstedikleri mucize ise dişi ve hamile bir deveydi. Allahü Teala açık bir mucize olarak dişi bir deveyi verdi. Bu devenin mucize olması İslami kaynaklarda devenin sert bir kayadan canlı olarak çıkarılması, kavmin tükettiği kadar su içmesi ve içtiği su kadar süt vermesi şeklinde geçmektedir.

Bu açık mucizeyi gören bazı inkar edenler iman ettiler. Bazıları ise inkarlarında ısrar ettiler. İnkârcılar dediler ki “Salih (a.s.) ne büyük bir büyücüymüş”. Hz. Salih (a.s) kavminden bir günü deveye ayırmalarını, bir günü de kendilerine ayırarak su içme konusunda belli bir sıraya uymalarını söyledi. Hem bu deveye zarar vermemeleri, aksi durumda ilahi azabın ineceği hususunda onları uyardı.

Zaman geçtikçe inkârcılar bu deveden rahatsız olmaya başladılar. Bu deve fazla su içiyor dediler. Zira deveyi her görüldüğünde müminlerin inancı yenilenirken azgınların kini daha da artmaktaydı. Salih Peygamber Allah’ın izniyle durumu biliyor ve kavmini uyararak “Sakın bu deveye bir fenalıkla dokunmayın şayet böyle bir şey olursa sizi büyük bir azap yakalar” diyordu.

Ama azgınlar Salih peygamberin bu sözlerini dinlemediler kendi aralarında plan yaparak deveyi öldürmeyi kararlaştırdılar. Kuran’ı Kerimde bozguncu olarak nitelendirilen ve dokuz kişi olduğu belirtilen bu grup deveyi yakalayarak kılıçlarıyla onu parçaladılar.

Bu hareketleriyle Hem Salih Peygamberi hem müminleri yıldırmak korkutmak istediler. Tüm isyanlarını ve nefretlerini adeta kustular. Salih peygambere gelerek dediler ki “Şayet sen bir peygambersen vaat ettiğin azabı getir”. O peygamber yılmadı onara “Ey kavmim ben size Rabbimin nasihatini tebliğ ettim. Sizlere nasihat ettim. Lakin siz nasihat edenleri sevmezsiniz” dedi.

Bütün olanlara rağmen Salih (a.s) kavmine karşı iyi niyetini bozmadı. Onlara kurtuluş yollarını gösterdi ve hemen tövbe etmelerini tavsiye etti. Mealen “Ey milletim neden tövbe etmeden hemen kötülük istiyorsunuz. Allah’tan affınızı istemeli değil miydiniz? Belki merhamet olurdunuz” dedi. Ama onalar bu sözlere kulak tıkayarak uğursuzluğa uğradık dediler. Uğursuzluk diye bu mübarek peygamberle müminleri gösterdiler. 

İlginizi Çekebilir:   İslam Nedir? İslam'ın Şartları Nelerdir?

Semud Kavmi Nasıl Helak Oldu?

İnkârcılar durmak nedir bilmiyorlardı. Salih peygamberin onlara üç günün sonunda istedikleri azabın geleceğini haber etmesi üzerine bir araya geldiler. Gece baskını yaparak Salih (a.s) ve ailesini öldürelim diyerek kendi aralarında bir karar aldılar.

Yüce olan Allah bu olayı mealen şöyle belirtiyor. “Onlar kendi aralarında bir hile düşündüler. Biz de onların haberleri olmadan hilelerini alt üst ettik”. Salih peygambere inkârcıların bu hilesi haber edildi. O da hem ailesini hem müminleri yanına alarak şehri terk ederek hicret etti.  

İnkarcılar yaptıkları planı uygulamak için, gece Salih Peygamber’in evini kuşattılar. Eve girdiklerinde kimseyi bulamayınca şaşırıp öylece kaldılar. Sabahında ise korkunç bir gürültü ve yıldırımların kabinde gelen, şiddetli bir sarsıntı ile Semud kavmi helâk oldu. Bir rivayete Hz. Salih peygamber ve ona inanan 120 kişinin helak olmaktan kurtulduğu geri kalan 5000 kişinin ise helak olduğu geçmektedir.

Hz. Peygamber (a.s.v.) Tebük savaşı sırasında askerleriyle beraber Şam topraklarına doğru ilerlerken Semud kavminin kalıntılarının olduğu Hicr’e gelmişlerdi. Askerler Semud kavminin içtiği kuyulardan su içmişler, hamur yoğurup ekmek yapmışlar ve yemek hazırlamışlardı.

Ancak Hz. Peygamber hazırlanan yemeklerin dökülmesini ve ekmeklerin de develere yedirmesini emretmiştir. Daha sonrada konakladıkları yerden ayrılarak Hz. Salih’in devesinin su içtiği kuyunun başına götürmüştür. Bu hareketinin sebebini açıklarken de “Onların yaşadığı felâketin sizin başınıza gelmesinden korktum” demiştir (Müsned II, 117)

Bu olaydan sonra Hz. Salih’in kendisine inananlarla beraber Mekke’ye göç ettiği nakledilir. Salih peygamberin adı Kur’an-ı Kerim’de 8 defa geçmektedir. Salih peygamber deve sürüsü yetiştirip, deve sütü satarak geçimini sağlardı. Her haliyle örnek, sabırlı, azimli ve çok saygılı bir insandı. Vesselam.

Bu makaleyi paylaş
İnceleme bırak

İnceleme bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir