Peygamberimizin Annesi İle Birlikte Medineye Yolculuğu

admin 17 Görüntüleme 7 Dk. Okuma süresi
7 Dk. Okuma süresi

Peygamberimizin Annesi ile geçirdiği zamanları hakkında bir yazı yayınlayacağız. Efendimiz sütannesi olan Halime tarafından annesi Hz. Amine’ye teslim edildiği vakit dört yaşını bitirerek beş yaşına ayak basmıştı. Takvim yaprakları ise Miladi 575 tarihini gösteriyordu.

Hz. Amine biricik oğluna kavuşmanın sevincini yaşıyordu. Peygamberimiz (a.s.v.) annesi ile beraber yaşamanın heyecanı ve güzelliğini yaşıyordu. Bununla birlikte yaşından beklenmeyecek kadar olgun davranışlarıyla dikkat çekiyordu.

Peygamberimizin Annesiyle Geçen Yılları

Hz. Peygamberimiz (s.a.v) süt annesi Halime‘nin yanındayken gösterdiği güzel davranışları annesinin yanında da devam ettirmiştir. Peygamberimizin Annesi ondan ne kötü bir söz duymamış ne de onun hakkında bir şikayet almamıştır. Her zaman temiz, düzenli ve derli toplu bir çocuk olmuştur.

Sevgili Peygamberimiz hem Annesine hem çevresindeki insanlara her zaman yardım etmekten büyük keyif alıyordu. O hem yardımsever hem hürmetkardı. Arkadaşlarına yardımım etmekten zevk alırdı. Bu nedenle arkadaşları da onu çokça sever, sayar ve onunla gezip dolaşmaya adeta can atarlardı. Allah peygamberlik vazifesi vereceği Resulünü, en güzel bir şekilde büyütüyor ve en mükemmel surette terbiye ediyordu.

Bir vakit Peygamberimizin Annesi ona akrabalarını tanıtmak ve babasının kabrini ziyaret etmek için Peygamberimizi (s.a.v) Medine’ye götürmek istediğini ifade etti. Hz. Peygamberimiz (s.a.v) ise annesinin bu isteğini severek kabul etti. Bu ziyarette Peygamberimiz dayıları Neccaroğulları kabilesini de yakından görmüş ve tanımış olacaktı.

Peygamberimizin Annesiyle Yolculuğu

Bu yol çok uzun çok zorlu olduğu için iyi bir hazırlık yaptılar. Hazırlıklar bittiği bir zamanda, Medine tarafına gidecek bir kervanın hareket etmek üzere olduğu haberi ulaştı. Peygamberimiz (s.a.v), Peygamberimizin Annesi Amine ve emektar bakıcısı olan Ümmü Eymen üçlüsünden oluşan kafile bu kervana katıldı. Hem Abdulmuttalib başta olmak üzere akrabalar onları yolcu etmeye gelmişlerdi.

Mekke ile Medine arası kervanla 13-14 günlük bir zaman alıyordu. Yolculuk uzun, yorucu ve bazı tehlikeleri beraberinde taşıyordu. Kervan bu nedenle dikkatli bir şekilde yoluna devam ediyordu. Kervan bazen çölden, bazen taşlık araziden ve kayalıklardan, bazen de yeşil alanlardan geçiyorlardı.

İlginizi Çekebilir:   Artsın Eksilmesin Taşsın Dökülmesin Sofra Duası

Öyle ki gündüzleri kavurucu sıcak olurken, geceler ise çok soğuk geçiyordu. Yolculuk sırasında çöl fırtınaları, çölün kumlarını gözlere ve ağızlara savuruyordu. Sevgili Peygamberimizin İki hafta süren bu zorlu yolculukta en küçük bir şikayeti olmamıştı. Kervanda her kim varsa sevgisini ve takdirini kazanmıştı.

Peygamberimiz ve yanındakiler Medine’ye geldiklerinde büyük bir sevgiyle karşılandılar. Neccaroğulları da misafirlerini çok iyi bir şekilde karşıladı ve ağırladı. Peygamberimiz babasının olduğu mezar kaldıkları evin avlusunda bulunuyordu.

Peygamberimiz hiç görmediği babasının kabri başına gelince hüzünlendi. Belki de yetimliğin acısını bu kadar içten hiç hissetmişti. Peygamberimiz burada kaldıkları zarfında annesini hiç üzmemiş ve herkesin gözdesi olmuştur. Büyükleriyle ve küçükleri ile ilişkilerinde, onlarla konuşmalarında, şakalaşmalarında ve davranışında ayrı bir güzellik ve incelik bulunuyordu.

Peygamberimiz (s.a.v), Medine’de iken kaldıkları evin yakınlarında bulunan bir havuzda yüzmeyi de öğrendi. Peygamberimiz yıllar sonra Medine’ye hicret ettiği zaman kaldığı bu evi ve çocukluk hatıraları gözünde canlanarak şunları söylemiştir: “Çocukluğumda şu köşkün çevresinde iken Yesribli çocuklarla oyunlar oynardım. Dayılarımın çocuklarından bazıları da yanımda idi. Annemle birlikte şurada misafir olmuştuk. Babamın kabri de bu evin avlusundaydı. Ben o vakitler buradaki bir havuzda yüzmeyi de öğrenmiştim.”

Burada kaldıkları zaman içerisinde Peygamberimiz dadısı ile beraber kapı önünde iken oradan geçmekte olan iki yahudi alimi onları görünce dikkatlerini çekti. Hemen onlara yaklaşarak bu çocuk kimdir dediler. Ümmü eymen başlarda çekinse de onlar sözleriyle güven verince onun ismi Ahmed’dir dedi. İyice şaşıran bu alimler hemen sırtında bulunan mühre baktılar ve onun peygamberliğini teyit ettiler.

Hz. Amine’nin Vefatı

Peygamberimizin Annesi

Peygamberimiz (s.a.v), Peygamberimizin Annesi ve Ümmü Eymen’le gerçekleştirdiği Medine ziyareti yaklaşık bir ay sürdü. Mekke’ye dönerken Ebva köyüne geldikleri zaman Hz. Amine hastalandı. Yakın bir gölgelikte konaklayarak çareler aramaya başladılar.

İlginizi Çekebilir:   Şükür Namazı Nasıl Kılınır? Kaç Rekattır?

Hz. Amine anneydi ve biricik yavrusunun üzülmesini istemiyordu. Hastalığının ağır olduğu hissini uyandırmamak için durumunu soran oğluna “İyiyim canım oğlum, bir şeyim yok” diye cevap verdi. Durumu ağırlaşıyor ve artık konuşacak takati dudaklarından çekip almıştı. Bir vakit “Su” dediği işitildi. Bunu işiten Hz. Peygamber yaydan fırlayan ok hızıyla annesine suyu yetiştirdi.

Hz. Amine o suyu içti ve ciğerparesinin yumuşacık ellerinden tuttu. Şefkatle onu okşadı. Belki de hastalığından daha çok onu düşünüyordu. Hz. Amine bu ağır hastalıktan kurtulamayacağını anlamıştı. Yavrusunun yüzüne ayrılığın verdiği duygu ile baktı. Ellerini tuutu ve doya doya kokladı. Sonra ona “Allah seni aziz kılsın. Şayet rüyamda gördüklerim doğruysa, sen yüce Allah tarafından Adem oğullarına helal ve haramı anlatmak üzere bir peygamber olarak gönderileceksin. Sen ceddin İbrâhim`in dinini tamamlamak için gönderileceksin.” dedi

Daha sonra oğluna muhabbetle baktı ve şunları söyledi “Ah benim sevgili yavrum! Unutma ki her hayat sahibi, her canlı ölecek! Her yeni eskiyecek! Ben de öleceğim! Ne mutlu bana ki senin gibi nurlar nuru bir gül goncası bırakarak göçüyorum bu dünyadan!

Peygamberimizin Annesi Nerede Vefat Etmiştir?

Çok geçmeden Peygamberimizin Annesi Hz. Amine 576 tarihinde Ebva köyünde vefat etti. Bu haberi alan Ebva köylüleri gelmişlerdi. Bir taraftan yetim ve öksüz Hz. Muhammed (s.a.v) ile vefalı Ümmü Eymen’i teselli ediyor diğer yandan Hz. Amine’yi toprağa veriyorlardı. Henüz doğmadan evvel babasını kaybeden sevgili Peygamberimiz (s.a.v), annesini de kaybedince öksüz kalmıştı.

Peygamberimizin annesine olan sevgisi çok büyüktü. Böylesine sevdiği annesini de artık ebediyete uğurlamıştı. Hz. Amine’yi Ebva köyüne defnettikten sonra tekrar yola koyuldular. Kervandaki develerden birine binen Ümmü Eymen, sevgili yetimini de önüne oturtup kucakladı.

Annesi ile Ebvâ’da vedalaşıp bakıcısı Ümmü Eymen tarafından Mekke’ye getirilen Peygamberimiz (s.a.v), dedesi olan Abdulmuttalib’e teslim edildi. Abdulmuttalib ve akrabaları tarafından büyük bir sevgi ve şefkatle bağırlarına bastılar. Bundan sonra öksüz ve yetim kaldığı için bütün akrabaları Peygamberimizin (s.a.v) üzerine titremişlerdir.

Bu makaleyi paylaş
İnceleme bırak

İnceleme bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir