İslâm tarihinin en vefalı, en fedakâr sahabelerinden biri olan Zeyd bin Hârise (r.a.), Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “oğlum” diye hitap ettiği, Kur’an’da ismi zikredilen tek sahabe olma şerefine nail olmuş bir kahramandır.
Bu makalede, İslam tarihinin en önemli sahabelerinden biri olan Zeyd bin Harise’nin (r.a.) hayatını özetledik. Kölelikten Peygamber evladı olmaya uzanan sıra dışı yaşam öyküsünü, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ona olan özel sevgisini ve “Hubbu Resulillah” (Allah Resulü’nün Sevgilisi) lakabını alışını, Mute Savaşı’nda sancağı göğsüyle tutarak şehit oluşunu ve Peygamberimiz’in onun için döktüğü gözyaşlarını, özlü bir şekilde aktardık.
Zeyd Bin Harise Kimdir?

Bir çocuk düşünün… Annesinin elinden tutmuş, sevinçle akrabalarını ziyarete giderken, ansızın baskına uğrayıp esir edilen bir çocuk. İşte İslam tarihinin bu unutulmaz kahramanı, Zeyd bin Hârise (r.a.), miladi 581 yılında Hicaz’da dünyaya geldi. Kelb kabilesine mensup bu masum çocuk, Beni Kays kabilesinden yağmacılar tarafından kaçırılarak Ukaz Panayırı’nda köle olarak satıldı.
Mekke’ye uzanan bu hazin yolculuk, onu Hz. Hatice’nin (r.a.) yeğeni Hakim bin Hizam’ın eline ulaştırdı. Hakim, bu değerli çocuğu 400 dirhem karşılığında satın alarak Peygamberimize (s.a.v.) hediye etti. İşte bu andan itibaren Zeyd’in hayatı bambaşla bir anlam kazandı.
Peygamberimizin “Oğlum” Dediği Sahabe: Zeyd bin Harise
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Zeyd’e asla bir köle gibi davranmadı. Zeyd’e o kadar güzel sevgi gösterdi ki, ailesi onu bulup geri almak için Mekke’ye geldiğinde, Zeyd tarihe geçen şu sözleri söyledi: “Ben Muhammed’i (s.a.v.) hiçbir şeye değişmem!” Bu samimi bağlılık karşısında Peygamberimiz onu Hicr mevkiinde halkın huzurunda azat etti ve “Şahit olun, Zeyd benim oğlumdur. Mirasçım da odur” buyurarak onu evlat edindi.
Kur’an’da İsmi Geçen Tek Sahabe
Bir dönem “Zeyd bin Muhammed” diye anılsa da, Ahzâb Sûresi 5. ayet-i kerîmenin nüzûlüyle evlatlıkların öz babalarının ismiyle anılması emredildi. Bundan sonra tekrar “Zeyd bin Hârise” olarak anılmaya başland. Onun hayatı, İslâm’ın ilk yıllarındaki fedakârlıklar ve Resûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem olan eşsiz sadakatle doludur.
Zeyd (r.a.), İslam’ın ilk yıllarından itibaren Peygamberimizin (s.a.v.) en yakınındaki isimlerden biri oldu. Taif yolunda atılan taşlara bedenini siper etti. Bedir’den Hayber’e kadar tüm gazvelerde büyük kahramanlıklar gösterdi. Peygamberimiz (s.a.v.) ona “Hubbu Resulillah” (Allah Resulünün sevgilisi) lakabını verdi.
Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem “Kim cennetlik bir kadınla evlenmek isterse Ümmü Eymen’le evlensin.” çağrısına ilk icabet eden de yine Zeyd’di. Peygamberimizin teşvikiyle Ümmü Eymen ile evlenen Zeyd, bu evlilikten ileride büyük bir komutan olacak olan Üsâme bin Zeyd’in babası oldu
Daha sonra Hz. Zeyneb bint Cahş ile evlendi, ancak toplumsal önyargılar ve farklılıklar sebebiyle bu evlilik bir yıl sonra sona erdi. Hz. Zeynep daha sonra Peygamberimiz ile evlenmiş ve bu konu çok medarı bahsolmuştur. Bu konu ile ilgili aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.
Zeyd Bin Harise Nasıl Öldü

Bu mübarek sahabe iyi bir savaşçı, iyi bir komutan ve iyi bir okçudur. Savaşlarda akıl ve zekası ön plana çıkmaktadir. Hem infak etmeyi (sadaka) severdi.
Hicretin 8. yılında Bizans’a bağlı Gassânîlerin İslam elçisini şehit etmesi üzerine düzenlenen Mute Seferi’nde Peygamberimiz (s.a.v.), ordunun başına Zeyd’i (r.a.) komutan tayin etti ve şöyle buyurdu: “Zeyd şehit olursa yerine Cafer bin Ebû Tâlib geçsin, o da şehit olursa Abdullah bin Revâha sancağı alsın.”
Hazreti Zeyd radiyallahu anh savaş meydanında sol kolu kesildiğinde sancağı sağ eline aldı. Sağ kolu da kesilince, sancağı göğsüyle sıkıştırarak şehit düşene kadar mücadele etti. Ardından Hazreti Cafer ve onun ardından Hazreti Abdullah da aynı şekilde canlarını feda ederek şehit oldular.
Bu sırada Medine’de bulunan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hüzünle sarsıldı. Ashab-ı Kiram’ın şahit olduğu o mübarek anlarda, Allah’ın lütfuyla vahiy yoluyla haberi aldı. Önce derin bir iç çekti, gözleri doldu ve “Zeyd şehit oldu!” buyurdu. Ardından yüzündeki hüznün şiddeti artarak, “Cafer de şehit oldu!” dedi. Son olarak ellerini yüzüne kapattı ve “Abdullah bin Revâha da şehit oldu!” diyerek mübarek gözlerinden yaşlar boşandı. Bu haber üzerine Resûlullah (s.a.v.) üç gün boyunca sabah namazlarında “Allah’ım! Zeyd’e mağfiret et!” diye dua etti. Sahabe-i Kiram, o anları “Resûlullah’ın yüzünde adeta kan ağlıyor gibi bir hüzün vardı” diye tasvir etmiştir.
Orada sahabelerin arasında bulunan Sa‘d b. Ubade ölülerin arkasından ağlamayı yasaklayan Hz. Peygamberin (sav) Zeyd için göz yaşı dökmesini az da olsa garipsedi. Bu durumu sorunca Resûl-i Ekrem “Bu sevgilinin sevgilisine olan hasretidir.” dedi. Zeyd’in elli beş yaşında şehid düştüğü rivayet edilmiştir.
Hz. Âişe radiyallahu anh onun hakkında, “Resûlullah orduyu sefere gönderirken hep Zeyd’i komutan yapardı. Şimdi yaşasaydı, onu halife tayin ederdi.” demiştir. (Müsned)
Bugün kabri Ürdün’de, bulunan bu kutlu sahabe, İslâm tarihinin sinesinde eşsiz bir sadakat abidesi olarak anılıyor. Allah ondan razı olsun. Bizleri de onun gibi sadık ve teslimiyetli kullarından eylesin. Âmin.

