Yayınlar – Osmanlıca Ögren https://osmanlicaogren.com Çok kolay sen de öğrenebilirsin. Thu, 17 Dec 2020 15:26:29 +0000 tr hourly 1 https://osmanlicaogren.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-vav-harf-32x32.png Yayınlar – Osmanlıca Ögren https://osmanlicaogren.com 32 32 2. Abdülhamid Han Kimdir? https://osmanlicaogren.com/2-abdulhamid-han-kimdir https://osmanlicaogren.com/2-abdulhamid-han-kimdir#comments Mon, 05 Oct 2020 20:01:38 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=21467 2. Abdülhamid han

2. Abdülhamid Han 21 Eylül 1842’de İstanbul’da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tir-i Müjgan Kadın Efendi’dir. Sultan II. Abdülhamid uyguladığı sağlam devlet politikalarıyla yıkılmak üzere olan Osmanlı Devletini 33 yıl ayakta tutmayı başarmıştır. Sultan 2. Abdülhamid Han hayırsever ve cömertliği ile ön plana çıkmış bir padişahtır. Sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunun seferinde hazinede para […]

The post 2. Abdülhamid Han Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
2. Abdülhamid han

2. Abdülhamid Han 21 Eylül 1842’de İstanbul’da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tir-i Müjgan Kadın Efendi’dir. Sultan II. Abdülhamid uyguladığı sağlam devlet politikalarıyla yıkılmak üzere olan Osmanlı Devletini 33 yıl ayakta tutmayı başarmıştır.

Sultan 2. Abdülhamid Han hayırsever ve cömertliği ile ön plana çıkmış bir padişahtır. Sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunun seferinde hazinede para kalmayınca atalarından kalma şahsi servetinden masrafları karşılamıştır. Daha sonra bunu devletten geri almamıştır.

Sultan İkinci Abdülhamid sanat kültür ve eğitime büyük önem verirdi. Güzel Sanatlar Akademisi, Ticaret ve Ziraat Okullarını kurmuştur. Dilsiz ve körler için okullar yaptırdı. Vilayetlere liseler, kazalara ortaokul, köylere ise ilkokul yaptırdı.

Sultan 2. Abdülhamid Han İstanbul Şişli Etfal Hastanesini ve Darülacezeyi kendi şahsi parasıyla yaptırdı. Hamidiye içme suyunu borularla İstanbul’a getirtti. Bağdat’a ve Medine’ye kadar demiryolları döşetti. Büyük şehirlere atlı tramvay hatları yaptırdı.

Sultan 2. Abdülhamit’in Şahsiyeti

Sultan İkinci Abdülhamid genç yaşta dini ve fenni ilimler aldı.  Genç yaşta zekâsı ve siyasi kabiliyeti ile dikkatleri üstüne topladı. Sultan Abdülaziz onu gittiği Mısır ve Avrupa seyahatlerine götürdü.

Nazik bir yapısı vardı. İnsanların gönlünü almasını çok iyi bilirdi. Bir defa gördüğü ve işittiği bir şeyi asla unutmazdı. Yani hafızası çok güçlü idi.

Alman birliğini kurmuş olan Prens Bismark Abdülhamid ile ilgili “Dünyada yüz gram akıl varsa, bunun doksan gramı Abdülhamid Han’da, beş gramı bende, kalan beş gramı da diğer dünya siyasilerindedir.” demiştir.

Sultan İkinci Abdülhamid’in en büyük talihsizliği devleti çok kötü şartlar altında eline almış olmasıdır. Bunca olumsuzluğa rağmen yılmadan bıkmadan müthiş zekâsı ve sabrı ile devletin yıkılmadan 33 yıl daha ayakta kalmasını sağlamıştır.

Sultan 2. Abdülhamid Han

2. Abdülhamit hanTahta çıktıktan sonra daha önce yapılmamış birtakım faaliyetlerde bulunan Abdülhamid, çok kısa sürede ordunun ve halkın gönlünü kazanmayı bildi.

Sultan 2. Abdülhamid Han tahta çıktığı zaman Osmanlı İmparatorluğu büyük bir bunalım içindeydi. Tahta geçmeden evvel Mithat Paşa’ya verdiği söz uyarınca 23 Aralık 1876’da, ilk Osmanlı anayasası kabul edilen Kanun-ı Esasi’yi ilan etti.

Ayan Meclisi ile Meclisi Mebusan üyelerinden oluşan ilk meclis 19 Mart 1877’de açılmış, böylece I. Meşrutiyet dönemi başlamıştır. Padişah ile meclisin ülkeyi birlikte yönetmesi kaidesine dayanan anayasayla yargı bağımsızlığı ve temel haklar güvence altına alınmasına rağmen egemenliğin esas kaynağı yine padişah olmuştu.

93 Harbi (1877-78 Türk-Rus Savaşı)

Hicri takvimler 1293 yılını gösterdiği vakitte Ruslarla 93 Harbi yapıldı. Ruslar 93 harbi ile Tuna ötelerinden İstanbul Yeşilköy’e kadar geldiler.

Sultan 2. Abdülhamid Han bu dehşetli hezimet karşısında önce buna sebep olan ihtilâlci kadroyu bertaraf edip dizginleri eline aldı. Sonra da Rusya tarafında yer alan İngiltere’yi diplomatik sahada Rusya’ya karşı kullanmanın yollarını aradı. 

Bu emeline ulaşmak için Kıbrıs Adası’nı “hukûk-i şahanesi bâkî kalmak şartıyla” bir üs suretinde kendilerine vererek Ayastefanos Muâhedesini devre dışı bıraktı. Akabinde 13 Şubat 1878 tarihinde meclisi mebusan’ı kapatarak idareyi ele aldı.

2. Abdülhamid han çok büyük meseleler karşısında bunalan Osmanlı Devleti’ni dâhiyane bir siyaset, adalet ve fevkalade bir kudretle yönetti.

Düyun-u Umumiye idaresini kurarak 250.000.000 tutan devlet borçlarını yüz altı milyona indirmiş ve büyük bir imar faaliyeti ile eğitim ve öğretim seferberliği başlatmıştır.

Yunan devletinin Girit’te isyan çıkarması ve Türkler arasında toplu katliamlar yaptırmaya başlamaları üzerine, Yunanistan’a savaş ilan etti. Almanların altı ayda geçilemez dedikleri Termopil geçidini sadece24 saatte geçen Osmanlı Ordusu, Atina önüne vardı. Yunanistan’ın tamamen Osmanlı eline geçeceğini anlayan Avrupalı devletleri sulh anlaşması yapmak istediler.

2. Abdülhamid Han dış politikada başarılı bir diplomasi yürütmüş ve Batı’ya karşı dengeci, Doğu’ya karşı İslamcı politikalar geliştirerek ülke içinde mutlakıyeti güçlendirmiş bir hakandı.

Abdülhamid han emperyalist güçler tarafından paramparça edilmek emeline karşı dik durma çabası gösteren bir hükümdardı.

2. Abdülhamid Han: Bir Karış Toprak Satmam

Emperyalizm ve Siyonizm adeta kardeş olmuş, Filistin topraklarını sömürgeleştirme niyetine girmişler ve bir plan yaparak Sultan Abdülhamid’e Filistin’de bir Yahudi devleti kurma teklifi götürülmüş, Filistin toprakları satın alınmak istenmişti.

Ulu hakan ise onlara ” “Ben bir karış dahi toprak satamam, zira o bana değil, halkıma aittir. Onlar, bu İmparatorluğu kurup kanlarıyla mahsuldar kıldılar. Onu, bizden koparılmadan önce üzerini kanımızla bir kere daha kaplamayı biliriz.” Demişti.

Sultan 2. Abdülhamid Han 31 Mart Vakası olarak tarihe geçen, tahttan indirildiği 13 Nisan 1909 tarihine kadar, devlet ve hilafet mührünü abdestsiz basmayacak kadar dindar bir kişiliğe sahip birisiydi. Buna rağmen onu indirenler maalesef onu dinsizlikle suçlamışlardı.

2. Abdülhamid’in Gerçekleştirdiği Projeler

Sultan 2. Abdülhamid Han tarihte çok önemli projelere imza atmıştır. Bu projeler şunlardır:

  1. İlk kız okulları 2. Abdülhamid döneminde açıldı.
  2. Tahta çıktığı zaman 250 olan Rüştiye sayısını 900’e, 6 olan idadi sayısını 109’a çıkardı.
  3. Modern ilkokul sayısı 1905 yılında 9 bine ulaştı.
  4.  Abdüllatif Suphi Paşa’nın kız sanat okulu açma projesine açıkça destek verdi.
  5. Sirkeci ve Haydarpaşa garlarını yaptırdı.
  6. Hicaz Demiryolunu yaptırdı. Bu projede her şey yerli girişimle yapıldı.
  7. 1877 yılında Posta Telgraf Teşkilatını bir bakanlık haline getirdi. 1900 senesinde PTT’de ilk defa bir ‘havale kalemi’ devreye girdi.
  8. 1901 yılında Şehir Postaları kuruldu.
  9. 1876 senesinde Avrupa’da kullanılmaya başlanan telefon, 1881 yılında Türkiye’ye getirildi.
  10. 1899 yılında Şişli Etfal Hastanesini kurdu.
  11.  25 Mart 1906 tarihli fermanı ile Okmeydanı’nda bulunan Darülaceze kuruldu.

Sultan 2. Abdülhamid’e kızıl sultan yaftasını bile yapıştırdılar, dinsiz dediler lakin o devletini ayakta tutmak için varını yoğunu ortaya koymuş dahi ve bilinçli bir Müslüman idi.  

Tarih er geç bu dahi sultanı aklayarak hakiki yerini ortaya çıkaracaktır vesselam..

Osmanlı padişahları hayatlarını sitede bulunan kategori linkinden okuyabilirsiniz.

The post 2. Abdülhamid Han Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/2-abdulhamid-han-kimdir/feed 1
Kanuni Sultan Süleyman Kimdir? https://osmanlicaogren.com/kanuni-sultan-suleyman-kimdir https://osmanlicaogren.com/kanuni-sultan-suleyman-kimdir#respond Tue, 11 Aug 2020 18:09:55 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=21401 Kanuni Sultan Süleyman

Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı devletinde en uzun süre tahtta kalan padişahıdır. Kanuni 6 Kasın 1494 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Babası Osmanlı Padişahı Yavuz Selim annesi ise Hafsa Sultan’dır. Çağdaş batılı yazarlar Kanuni’yi MUHTEŞEM veya BÜYÜK TÜRK lakaplarıyla anıldı. Kanuni Sultan Süleyman çocukluk yıllarını babasının sancak beyi olarak görev yaptığı Trabzon ilinde geçti. Babasının vefatından sonra […]

The post Kanuni Sultan Süleyman Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Kanuni Sultan Süleyman

Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı devletinde en uzun süre tahtta kalan padişahıdır. Kanuni 6 Kasın 1494 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Babası Osmanlı Padişahı Yavuz Selim annesi ise Hafsa Sultan’dır.

Çağdaş batılı yazarlar Kanuni’yi MUHTEŞEM veya BÜYÜK TÜRK lakaplarıyla anıldı. Kanuni Sultan Süleyman çocukluk yıllarını babasının sancak beyi olarak görev yaptığı Trabzon ilinde geçti. Babasının vefatından sonra 30 Eylül 1520 yılında İstanbul’a gelerek tahta oturdu.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Şehzadelik Dönemi

Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatı ilk dönemlerde 1. Selim’in Sancak Beyliği yaptığı Trabzon’da geçti. 7 yaşına gelince eğitim almak için İstanbul Topkapı Saray’ına geldi. Burada din, tarih, edebiyat, bilim ve askerlik eğitimleri aldı.

Osmanlı adetine göre şehzadeler 10 yaşında yöneticilik yapmak üzere Sancak Beyi olarak atanırdı. Kanuni’nin atanması amcalarının tutumu nedeniyle biraz gecikti. Kanuni önce Şebinkarahisar’a, sonra Bolu’ya daha sonra da Kırım’da bulunan Kefe’ye gönderildi.

Kanuni’nin babası Yavuz Sultan Selim, II. Beyazıt kardeşleri Şehzade Ahmet ve Şehzade Korkut ile yaptığı mücadeleyi kazanarak 1512 yılında tahta geçti. Kanuni babasının padişah olmasından sonra Kefe’den İstanbul’a geldi.

Burada bir süre kaldıktan sonra Manisa iline Sancak Beyi olarak atanı. Padişahlığa geçinceye kadar 7 yıl Manisa’da kaldı. Yavuz Sultan Selim’in ölümünden sonra İstanbul’a gelerek 30 Eylül 1520 yılında tahta oturdu.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Edebi Kişiliği

Kanuni Sultan Süleyman şehzadelik yıllarında iyi bir eğitim aldı. Arapça, Farsça ve Tatarca lehçelerine hâkimdi. Birçok Osmanlı padişahı gibi Kanuni Sultan Süleyman’da büyük bir şairdi.

Şiirden çok iyi anlayan Süleyman hükümdarlığı boyunca alim ve şairlere büyük itibar gösterdi. Yazdığı aşk ve kahramanlık şiirleri divan edebiyatında büyük ilgi gördü.

Kanuni Sultan Süleyman

Mohaç Meydan Muharebesi

Kanuni Sultan Süleyman ilk siyasi faaliyeti 30 Ağustos 1521 yılında Belgrad’ı sonrasında Rodos’u fethetti. 29 Ağustos 1526 yılında Macarları Mohaç ovasında Mohaç meydan muharebesinde yenilgiye uğrattı. 1529 yılında Viyana’yı kuşatsa da kötü hava şartları ve şehri elde tutamayacağını düşünerek geri çekildi.

Donanmanın Başına Barbaros Hayrettin Paşa Geçti

Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı donanmasını güçlendirmek için donanmanın başına 1532 yılında Barbaros Hayreddin Paşa’yı getirdi. 1534 yılında Osmanlı devletinin başına büyük sıkıntı çıkaran Safeviler’e karşı Irakeyn seferi düzenledi. Bu seferle birlikte önce Tebriz ardından Bağdat’a girdi.

Preveze Deniz Zaferi

Osmanlı devletinin donanmasının başındaki Barbaros Hayrettin Paşa ile Cenevizli Amiral Andrea Doria arasında 27 Eylül 1534 yılında Preveze Deniz Savaşı yapıldı. Savaşı Osmanlı donanması kazandı.

Böylece Osmanlı devletinin Akdeniz’deki hâkimiyeti güçlenmiş oldu. 1548 yılında Safevi Hükümdarı Şah Tahmasb’a karşı İran’a sefer düzenlendi. Bu seferle Tebriz’e girildi. Bu seferle birlikte Van Kalesi alınarak burası Beylerbeyi merkezi yapıldı.

Şehzade Mustafa’nın İdam Edilmesi

Kanuni Sultan Süleyman

Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatında önemli dönüm noktalarından birisi büyük oğlu Mustafa’nın idam edilmesi oldu. 4 Ekim 1553 yılında Doğu Seferinde Konya Ereğli bölgesinde babasının huzuruna çıkmak için ortağa giren Şehzade Mustafa cellâtlar tarafından boğularak idam edildi.

Oğlunu idam ettiren Kanuni zaman geçtikçe bu duruma çok üzüldüğünü ve büyük pişmanlık duyduğunu birçok yerde dile getirmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Vefatı

Kanuni Sultan Süleyman ömrünün son 15 yılında tedavisi olmayan Gut hastalığıyla geçirdi. Hastalığının ilerlemesine rağmen savaş meydanlarından bir an olsun ayrılmadı. Kanuni 7 Eylül 1566 yılında vefat etti. Cenazesi 23 Kasım’da Şeyhülislam Ebussuud Efendinin kıldırdığı namazla defnedildi.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Eğitim İcraatları

Kanuni Sultan Süleyman döneminde birçok sayıda medrese açıldı. Yapılan medreselerde ve külliyelerde çok sayıda kütüphane kuruldu. Kütüphanenin külliyelerde kurulmasının sebebi eğitimin halk arasında yaygınlaştırılmaya çalışılmasıdır.

Osmanlı Devleti’nin 2. Büyük kurumu Süleymaniye Medresesi Kanuni döneminde kuruldu. Süleymaniye Medresesinde tıp, matematik gibi pozitif bilim dallarında eğitim verildi. Bu medreseden çok önemli bilim adamları yetişti.

Kanuni döneminde eğitim 2 aşamaya ayrıldı. Sahnı Seman medreselerinde hukuk ilahiyat ve edebiyat alanında dersler verildi. Süleymaniye Medresesinde ise Matematik ve tıp gibi eğitimler verildi.

The post Kanuni Sultan Süleyman Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/kanuni-sultan-suleyman-kimdir/feed 0
Çanakkale Savaşı Hikayeleri: Baban Gelirse Çağır Ha! https://osmanlicaogren.com/canakkale-savasi-hikayeleri-bana-gelirse-cagir-ha https://osmanlicaogren.com/canakkale-savasi-hikayeleri-bana-gelirse-cagir-ha#respond Sun, 28 Jun 2020 19:49:55 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=21268 Çanakkale savaşı hikayeleri

Çanakkale savaşı hikayeleri savaşla birlikte günümüze kadar gelmiştir. Bunlar hikaye midir? Asla değildir. Bu kahramanlık savaşında nice kahramanlar ve nice hikayeler vardır ki hepsi de gerçektir. İşte bu hikayemiz Baban gelirse beni çağır ha! İsimli bir hikaye ki okuyanları duygulandırıyor. Çanakkale savaşı dediğimiz savaşın her anı ve her yeri kahramanlıklarla dolu. Bu savaşta olmaz denilen, […]

The post Çanakkale Savaşı Hikayeleri: Baban Gelirse Çağır Ha! appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Çanakkale savaşı hikayeleri

Çanakkale savaşı hikayeleri savaşla birlikte günümüze kadar gelmiştir. Bunlar hikaye midir? Asla değildir. Bu kahramanlık savaşında nice kahramanlar ve nice hikayeler vardır ki hepsi de gerçektir. İşte bu hikayemiz Baban gelirse beni çağır ha! İsimli bir hikaye ki okuyanları duygulandırıyor.

Çanakkale savaşı dediğimiz savaşın her anı ve her yeri kahramanlıklarla dolu. Bu savaşta olmaz denilen, yapılamaz denilen hatta mucize denilen her şey bu savaşta olmuştur. Bu savaştan konu açılsa arkasından birçok kahramanlık ve birçok Çanakkale savaşı hikayeleri beraberinde gelir.

Balıkesir ili içinde bulunan Ali Sururi İlkokulu’nun hemen karşısında eski görünümlü bir ayakkabı tamircisi var. İşte orda kır ve pala bıyıklı ihtiyar biri var ve adı Cevdet dede. Çanakkale savaşı hikayeleri dediğimizi işte o dedemiz anlatıyor.

Bir akşamüstü idi konu Çanakkale’ye geldi ve birden ağlamaya başladı Cevdet dede ve anlatmaya başladı.

Baban Gelirse Beni Çağır Ha

Çanakkale savaşı hikayeleri

Rahmetli babam Hafız Ali Çanakkale’de gittiğinde henüz anamın karnında 7 aylıkmışım. Yani ben onu hiç tanımadım, görmedim ve bir fotoğrafı dahi yok.

O zamanlar çok ama çok zor günler bakar mısınız, seferberlik olmuş, işgal, kıtlık, yokluk, sıkıntı hepsi bir arada vardı.

Bizim çocukluğumuz da hep böyle idi. Ekmek peşindeydik. Anam ta çocukluğumdan beri ne zaman sokağa çıkarsam ne zaman bir yere gitsem yanıma gelir ve oğlum ben pazara gidiyorum, bakar ol eğer Baban gelirse beni hemen çağır ha.

Ben teyzene gidiyorum bak Babam gelirse hemen çağır beni.

Ben yan komşudayım. Baban gelecek olursa beni hemen çağır ha! derdi ve tembihlerdi.

Canım anam babamı her daim bir ümitle bekledi durdu. Büyüdük ve bir dükkan açtık.

Annem bu durur mu? Gene bir yere gidecek olsa hemen dükkana gelir ve arkasından gideceği yeri bana söyler oğlum “Baban gelirse beni çağır ha!” diye hemen söyleyiverdi..

Aradan aylar, yıllar geçti. Bu durum hiç değişmedi. Anacığım ihtiyarlansa da değneğini kaparak yanıma gelir ve “Evladım Baban diyorum gelirse beni çağır ha!” diye yine tembih ederdi.

Gün geldi ve durumu çok ağırlaştı. Ölüm döşeğine düşmüştü. Bizi yanına gelmemizi işaret ederek helalleşti. Çocuklar “Bana çok iyi baktınız, haklarınızı helal ediniz” dedi.

Sonra bana baktı ve yavaşça eğildi, hafif bir ses tonuyla evladım dedi “Eğer Baban gelecek olursa ona de ki Annem her zaman seni bekledi’ de tamam mı?

Bu sözleri dedi ve birden irkildi, doğrularak kapıya doğru gülümsedi “Hoş geldin bey, Hoş geldin!” dedi ve ruhunu Rahmana teslim eyledi.

Maşallah işte ne güzel bir sevgi örneği, nü güzel bir umut ve sadakatin, vefanın ne güzel bir örneği. İşte Çanakkale’de bize ders olacak daha nice kahramanların hikayeleri var. Önemli olan bizim bu Çanakkale savaşı hikayeleri kahramanlarına bakmamız, görmemiz, okumamız ve ders almamız değil mi? 

The post Çanakkale Savaşı Hikayeleri: Baban Gelirse Çağır Ha! appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/canakkale-savasi-hikayeleri-bana-gelirse-cagir-ha/feed 0
Sultan İkinci Murad Kısaca Kimdir? https://osmanlicaogren.com/sultan-ikinci-murad-kisaca-kimdir https://osmanlicaogren.com/sultan-ikinci-murad-kisaca-kimdir#respond Sat, 20 Jun 2020 13:44:22 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=21179 Sultan 2. murad

Sultan ikinci Murad kısaca kimdir? Sultan ikinci Murad Fatih Sultanın Babasıdır. 1402 yılında dünyaya geldi, babası Mehmed Çelebi olup annesi ise Emine Hatun’dur.  Sultan İkinci Murat’ın tahta çıkmasından bir çıkar elde etmek isteyen Bizans İmparatorluğu, Mehmed Çelebi döneminde hapse göndermiş oldukları Mustafa Çelebi’yi serbest bırakmışlar ve Osmanlı tahtına geçmeleri için ayaklanma düzenlemişlerdi. Bizanslıların, Sultan Murad’ın […]

The post Sultan İkinci Murad Kısaca Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Sultan 2. murad

Sultan ikinci Murad kısaca kimdir? Sultan ikinci Murad Fatih Sultanın Babasıdır. 1402 yılında dünyaya geldi, babası Mehmed Çelebi olup annesi ise Emine Hatun’dur. 

Sultan İkinci Murat’ın tahta çıkmasından bir çıkar elde etmek isteyen Bizans İmparatorluğu, Mehmed Çelebi döneminde hapse göndermiş oldukları Mustafa Çelebi’yi serbest bırakmışlar ve Osmanlı tahtına geçmeleri için ayaklanma düzenlemişlerdi.

Bizanslıların, Sultan Murad’ın üzerine yolladıkları birlikleri Avrupa Kıtası’nda yenen Şehzade Mustafa, Edirne’ye geldi ve hükümdar oldu. Ancak sonrasında Sultan İkinci Murad’ın ordusu ile karşılaştı ve direnemedi bunun üzerine kaçmaya kalkıştı.

Ancak Edirne’de yakalanan Mustafa Çelebi, namı diğer Düzmece Mustafa Edirne’de idama mahkum edildi. Sultan İkinci Murad hayatı hep suikastlar ve maceralar ile doludur, eğer sizlerde Sultan İkinci Murad hayatı araştırması yapıyorsanız, yazımızı okumaya devam ediniz.

Sultan İkinci Murad, Azeb adı altında 1421 yılında düzenli bir askeri sınıf kurmuştur. Sultan İkinci Murad, daha sonra Düzmece Mustafa ayaklanmasında önemli bir rol oynayan Bizans İmparatorluğunun üzerine yürüyerek İstanbul’u kuşatmaya kalktı.

Kardeşi İle Mücadelesi

Sultan İkinci Murad hayatı böyle kuşatmalarla geçti. Sultan İkinci Murad henüz 13 yaşında Bizans oyunlarıyla ayaklanan Şehzade Mustafa’nın Bursa’yı fethetmeye çalıştığı haberini alması üzerine İstanbul Kuşatmasını kaldırdı ve Anadolu’ya geçerek isyanların alevini söndürmeyi başardı ve kardeşi Mustafa’yı oracıkta boğdurarak öldürdü.

Sultan ikinci Murad, tüm bu olaylardan sonra Osmanlı’ya ayak kaldıran tüm beylikleri etkisiz hale getirmeyi başardı. Etkisiz kalan tüm Anadolu beylikleri de zamanla Osmanlı Devlet’ine zorunlu olarak bağlanmak zorunda kaldı. Sultan Murad, Aydın ve Menteşe beyliklerine sonrasında ise Teke ve Germiyan beyliklerine son vererek hükümdarlığını kanıtlamış oldu.

Sultan İkinci Murad hayatı devam ederken, Avrupa üzerine ağırlıklı seferler düzenlemeye karar verip 1438 senesinde Sırbistan’ı fethetmiştir. Sonrasında ise Selanik ve Makedonya daha sonra ise Teselya ve Yanya ülkelerinin büyük bir kısmını kendi ülkesine katmıştır.

Arnavutluk ise kendiliğinden Osmanlı himayesini kabul etmiştir. Eflak Beyliği’nin Osmanlı’ya karşı ayaklanması üzerine, İkinci Murad bir ordu yollayıp yeniden Osmanlı’ya bağlamıştır.

Osmanlı’nın Avrupa kıtasındaki bu muazzam başarıları, Bizans İmparatorluğu ve Avrupa’yı telaşa sürüklüyordu. Avrupa ise Osmanlı’nın üzerine salmak içi Haçlı seferleri düzenlemeyi düşünüyordu.

Varna Savaşı

Sultan ikinci Murad

Varna savaşı öncesinde 2. Murat hem Macarlarla yaşadığı sıkıntılar, hem büyük oğlu Alaaddin’i kaybetmenin getirdiği hüzün, hem uç beyleriyle yaşadığı sıkıntılar ve anlaşmazlıklar, hem Karamanlıların Macarlarla yaptığı antlaşmanın sükunet sağladığını düşünerek tahtan çekilme kararı aldı.

Sultan 2. Murat Hacı Bayram Veli hazretlerinin, İstanbul’un fethinin oğlu şehzade Mehmed’e nasip olacağını söylemesi de bu kararı almasında etkili olmuş ve oğlumun padişahlığını sağlığımda göreyim diyerek tahtan feragat etmiştir.

Sonrasında yerine henüz yaşı küçük olan 2. Mehmed’i yani Fatih’i bıraktı. Fakat hadiseler beklediği gibi olmadı. Bu durumdan yararlanmak isteyen Haçlı ordusu boş durmadı.

Büyük bir ordu hazırladılar ve Osmanlıların üzerine yürümeye karar verdiler. Savaş artık kaçınılmaz oldu ve Fatih Sultan Mehmed’in Babasını öyle bir daveti etti ki o davet  tarihe şu şekilde geçti.

Fatih Sultan Mehmed’in Babasını İkna Etmesi

Eğer padişah siz iseniz din ve devletin hizmet beklediği bir zamanda istiğna (geri durmak) göstermeniz padişahlık vazifesine uymaz. Yol şayet padişah ben isem, işte o zaman size emir ediyorum silah başına geliniz ve itaatin lüzumunu size ihtar ediyorum .

Şu muhteşem davet üzerine sultan 2. Murat Osmanlı ordusunun başına tekrar geçmiş ve haçlı ordularını Varna’da mağlup ederek önemli bir muzafferiyet elde etmiştir.

Bu mağlubiyetin arkasından Avrupalı Haçlılar, Osmanlı Ordusuna karşı abur Cengi denilen bir yöntemi geliştirmişlerdi. Haçlı orduları bir arabaya konulan topçu bataryalarını bir çember haline getiriyorlar ve Ordular da içeri saklanıyordu.

Haçlılar boş durmuyor daha da hırsla güçleniyor ve daha güçlü devletler ile ittifaklar kurarak Osmanlıları yenme hayalleri kuruyorlardı.

İkinci Kosova Savaşı

Varna Savaşı’nda uğradığı bozgunun izlerini silmek isteyen Jan Hunyadi, Macar, Alman, Eflak, Hırvat, Venedik ve Lehistan kuvvetlerinden oluşan bir Haçlı ordusuyla Sırbistan’ı işgal etmiş ve Tuna nehrini geçmiştir.

II. Murat ise Arnavutluk seferinde bulunuyordu. Macarların büyük komutanı Jan Hunyadi ile Arnavut İskender Bey’in birleşmesini önlemek için hemen harekete geçti ve Kosova Meydanı’na gelmiştir. ll. Murat evvelen Jan Hunyadi’ye anlaşma teklif etti lakin bu teklif kabul görmedi.

Anlaşmayı ret eden Haçlılar 17 Ekim 1448’de taarruz etmeye başladılar. Lakin savaş Osmanlıların mükemmel taktikleriyle 3. günde bitti ve Macar Jan Hunyadi büyük bir yenilgiye uğratılmıştır. Macar komutan kaçmış ona yardıma gelen İskender yetişememişti. Böylece Bizans’ı kurtarma teşebbüsü hayal olmuştu.

Bu savaşlardan sonra artık Balkanlar Türk yurdu haline gelmiş ve sıra İstanbul’un fethine gelmişti.

Sultan 2. Murad’ın Ölümü

1450 tarihinde II. Mehmet ile beraber İskender Bey’e karşı Arnavutluk üzerine bir sefer daha düzenledi. Sefer dönüşünde Edirne’de oğlu II. Mehmet’i Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Hanım’la evlendirdi ve şaşaalı bir düğün tertip etti. Arkasından çift Manisa’ya yolcu etti

Düğünden kısa bir vakit geçmiş ve tarihler 1451 idi. Sultan II. Murat istirahat için gittiği Edirne Tunca’daki bir adada felç geçirmiş ve 3 Şubat 1451’de günü vefat etmiştir. Vefat ettiğinde 48 yaşında idi.

Vasiyetinde şöyle diyordu ” Bursa’da rahmetli oğlum Ali yanındaki kabrin katında koyalar … Üzerime bir çâr dîvâr türbe yapalar, üstü açık ola ki üzerime yağmur yağa … Soyumdan sopumdan her kim ki ölecek olursa benim yanımda komayalar, katıma getirmeyeler” diye vasiyet ediyordu

Vasiyeti üzere vefatından sonra oğlu Alaaddin’in (Fatihin abisi) yanına (18 yaşında atından düşerek ölmüştü) Bursa’ya götürüldü ve onun yanına defnedildi. Üstü açık türbe de yapıldı. Bunun sebebi Allah’ın rahmeti ve bereketinin üstüne yağması niyeti idi. Allah rahmet etsin.

İkinci Murad 1451’de vefat ile tahta yerine oğlu Mehmet yani Fatih Sultan Mehmet geçmiştir.

 

The post Sultan İkinci Murad Kısaca Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/sultan-ikinci-murad-kisaca-kimdir/feed 0
Osman Bey Kısaca Kimdir? https://osmanlicaogren.com/osman-bey-kisaca-kimdir https://osmanlicaogren.com/osman-bey-kisaca-kimdir#respond Sun, 14 Jun 2020 13:59:58 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=21162 Osman bey kısaca

Osman Bey kısaca kimdir? Osmanlı Devleti’nin kurucu hükümdarı ve ilk sultanıdır. Tahta geçtiği 1299 yılında devleti kurmuş ve 1326’ye kadar yönetmiştir. Osman Bey kısaca kimdir? devam edelim. Osman Bey 1258 yılında Bilecik Söğüt’te dünyaya gelmiş ve babası Ertuğrul Gazi, Annesi ise Halime Hatun’dur. Henüz 24 yaşında Osmanoğulları beyliğinin başına geçmiş ve 1299 yılında beyliği devlet […]

The post Osman Bey Kısaca Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Osman bey kısaca

Osman Bey kısaca kimdir? Osmanlı Devleti’nin kurucu hükümdarı ve ilk sultanıdır. Tahta geçtiği 1299 yılında devleti kurmuş ve 1326’ye kadar yönetmiştir.

Osman Bey kısaca kimdir? devam edelim. Osman Bey 1258 yılında Bilecik Söğüt’te dünyaya gelmiş ve babası Ertuğrul Gazi, Annesi ise Halime Hatun’dur. Henüz 24 yaşında Osmanoğulları beyliğinin başına geçmiş ve 1299 yılında beyliği devlet haline getirmiştir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılı pek çok kaynakta tam olarak doğru bir şekilde geçmemektedir. Kimi kaynaklarda kuruluş yılı, 1299 yılı olarak geçse de 1298 ve 1300 yılında kurulduğuna dair delillerde bulunmaktadır.

Osman Gazi, beyliğin başına geçer geçmez, tek tek tüm Bizans şehirlerini fethetmeye başlamıştı. Bunun üzerine Bizanslılar telaşa düşmüş ve ne yapacağınız bilemez hale gelmişlerdi.

 Osmanlı Devleti, 1308’e kadar Selçuklu’ya bağlı bir beylik ve devlet idi, 1308 yılında Selçuklu Hükümdarlığına son verilince, Osmanlı Devleti hayatta kaldı ve gerçek tam bağımsız bir devlet haline geldi. Tüm bunları beylik döneminde bütün fedakarlıkları ile gerçekleştirdi peki Osman Bey kısaca hayatı nedir? kimdir, nereleri fethetti, hepsi ve tamamı bu yazda sizleri bekliyor olacaktır.

Kuruluş

Sultan Osman, babasından 4800 kilometrekare olarak beylik topraklarını devralmıştı, alınan bu devirden sonra vefat ettiğinde devlet topraklarını tam 4 kat büyüterek 16 bin kilometrekareye kadar çıkardı. 

En çok bilinen çocukları, Fatma Hatun, Alaaddin, Savcı ve Melik ve Orhan Beydir. Osman Bey zamanında Osmanlı ülkesi çok küçüktü, Konya’nın yarısı kadar bir yüzölçümüne sahip olan devlet, zamanla en geniş topraklara sahip olan bir devlet halini alacaktı.

Osman Gazi Sultan, 1326’da hayatını kaybetti ve yerine oğlu Orhan Sultan geçti. 1326’dan 1361 yılına kadar tahtta kalan Orhan Sultan, en uzun tahtta kalan 2. Hükümdardır.  Osman Bey kısaca hayatı nedir diye soruyorsanız, yazımızı okumaya devam ediniz.

Osmanoğulları Sülalesi

Osman Bey, tüm hayatı boyunca dindar ve iyi kalpli bir insandı. Hocası Şeyh Edebali ile doyumsuz sohbetler ve zikirler yaparlardı. Komşuları ile iyi geçinir ve saygılı, cömert bir insan olduğu sürekli olarak dile getirilirdi.

Osman Gazi, Şeyh Edebali’nin kızı Mal Hatun ile evlenmiş ve Osmanoğulları soyu, bu sülaleden gelmiştir.

Osman Bey Rüyası ve Şeyh Edebali

Osman Bey

Osman Bey rüyasında Şeyh Edebali’nin koynundan bir ayın doğup, kendi koynuna girdiğini ve göbeğinden çıkan ağacın bütün dünyayı kapladığını görmüştür. Sabah olunca rüyasını Şeyh Edebali’ye anlatmıştır.

Şeyh Edebali rüyayı “Oğul Osman, sana müjdeler olsun. Yüce Allah sana ve nesline padişahlık verdi, kutlu olsun. Diyerek rüyasını tabir etmiştir ve eklemiş kızımda sana helal oldu demiştir.

Ahilik Teşkilatı

Osman bey devletin kuruluş yıllarında şeyh Edebali’den fikir bazında pek çok yardım aldığı ahilik teşkilatı da devletin temellerinin atılmasını sağlamıştır ahilik teşkilatı yaşı gelmiş olan insanların kötü yola düşmemesini gençlerin meslek edinmelerini silah öğrenmelerini sağlarlardı ahilik teşkilatı aynı zamanda devletin siyasi dini sosyal kültürel açıdan gelişmesin güçlü bir temel atmasında büyük rol oynamışlardır.

Osman beyin fetihleri ve devletin daha büyük ordu teşkilatlanmasından önceki bütün fetihlerde askeri yapılanma ahilik teşkilatı idi.

Osman Bey Gazadan Gazaya Koştu

Hayatı gazadan gazaya koşmakla geçmiştir. İlk önce 1288 de Kulacahisar kalesini fethetti. Bu kaleyi kendisine merkez yaptı. 1299’da Bilecik ve Yarhisar’ı ele geçirdi. Yakın komutanlarından Turgut Alp ise İnegöl’ü aldı.

1301 tarihinde Yenişehir ve 1302’de Köprühisar fethetti. 1302’de Koyunhisar Savaşı’nda Bizans’ı mağlup etmeyi başardı. Bu zaferle büyük bir itibar kazandı.

1303 yılında ise Bizans tekfurlarına karşı Dimbos zaferini kazandı. Bursa, Kestel, Kite, Adranos ve Bidnos tekfurlarını yenerek mağlup etti. Dimbos zaferi ile Bursa Ovası ve Uludağ, Türkmen yerleşmesine açılmış oldu.

1304 yılında Sakarya seferine çıktı Bu seferde irili ufaklı bir çok yeri fethetti. Bursa’yı ve İznik’i ele geçirerek kendisine başkent yapmak istedi lakin elindeki kuvvetler büyük bir şehri fethetmeye yetmedi. Bursa ve İznik 25-30 yıl kuşatılsa da fethedilemedi.

Osman Gazi boş durmadı ve bölgenin stratejik noktalarını ele geçirip Beyliğinin temellerini güçlendirdi.

Ara sıra Bizans’a ve Moğollar’a meydan okumuş ama halkının refahını ve güvenliğini hiç riske atmamıştı.

 Fethettiği yerlerdeki Hıristiyan ahaliye her daim iyi davrandı. Kuvvet ve hoşgörü, cesaret ve tedbir, askeri güç ve strateji gibi unsurları akıllıca kullanmayı bildi.

Osman Bey’in vefatı ve Türbesi

1324 yılında beyliği oğlu Orhan Bey’e devretmişti. 1324 yılı Şubat ayında çok istese de Bursa’nın fethini görmeden 67 yaşında iken vefat etti. Osman Bey vasiyeti üzerine, geçici olarak defnedildiği Söğüt’ten alınmış ve 1326 yılında Bursa’daki Gümüş Künbed’e defn edilmiştir. Allah Rahmet eylesin.

Yavuz sultan selim han hayatını kısaca okumak isterseniz buraya tıklayınız.

The post Osman Bey Kısaca Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/osman-bey-kisaca-kimdir/feed 0
Ayasofya Cami Olmalı, Neden mi? https://osmanlicaogren.com/ayasofya-cami-olmali-neden-mi https://osmanlicaogren.com/ayasofya-cami-olmali-neden-mi#respond Fri, 12 Jun 2020 15:02:52 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=21157 Ayasofya cami

Ayasofya cami olmalı diyoruz. Son günlerde çok konuşulan tartışılan bir konuyu detaylı bir şekilde anlatacağız inşallah. Ayasofya cami olmalı bu konuya başlamadan evvel nu yapıtın tarihine bakalım. Tarihi çok eski zamanlara dayanan bu harika yapı Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Büyük Kilise adıyla kurulmuştu. Zamanının en büyük kilisesi olması nedeniyle  bu isim verilmişti. V. Yüzyıl’dan itibaren […]

The post Ayasofya Cami Olmalı, Neden mi? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Ayasofya cami

Ayasofya cami olmalı diyoruz. Son günlerde çok konuşulan tartışılan bir konuyu detaylı bir şekilde anlatacağız inşallah.

Ayasofya cami olmalı bu konuya başlamadan evvel nu yapıtın tarihine bakalım. Tarihi çok eski zamanlara dayanan bu harika yapı Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Büyük Kilise adıyla kurulmuştu. Zamanının en büyük kilisesi olması nedeniyle  bu isim verilmişti.

V. Yüzyıl’dan itibaren Ayasofya’ya kutsal bilgelik adı verilmiş ve İmparatorun Taç giydiği önemli bir merkez halini almıştı aynı zamanda bir ibadet yeri idi. Şimdiye kadar 3 kez aynı yerde çeşitli şekillerde inşa edilmiş ve yenilenmiştir.

Ayasofya tarihin her devresinde İstanbul’un simgesi olmuş büyük bir yapıt idi. 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi ile Osmanlı Devleti sınırları içerisinde kalmış ve simge olma özelliğini devam ettirmiştir.

Dünyaca bilinen bu meşhur başyapıt, Fatih Sultan Mehmet tarafından fetih ile beraber camiye çevrilmiştir. Zaten bu eserin yapısı camiye benziyordu bu yapıya minber ve mihrap gibi bölümler eklenmiş ve cami yapılmıştır. Bu cami aynı zamanda fethin nişanesi olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya’ya Gelmesi

Fatih Sultan Mehmet Han Hz. İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’ya cami içine girer. Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri içeriye sığınan insanlara doğru yürür ve en önde bulunan bir kadının kucağındaki bir kız çocuğunu o kadından alır. Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri o kızı yanağından öper ve başını okşayarak “Bizden korkmayınız, Zira artık siz de bizim halkımızdansınız.” Demiştir.

Onlara hitaben Müslüman olan halkın bütün haklarına sizde sahip olacaksınız. Bizim inancımızda sınıf ayrımı asla yoktur. Padişah bile olsa halkıyla aynıdır. Bizden sizlere asla zarar gelmeyecek ve bundan sonra sizlerin malı, canı, ve namusu bizim himayemizde olacaktır” demişti. İşte o zaman İstanbul gerçekten fethetmişti.

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri hem bu konuşması hem insanlara davranışı ile gönüllerine taht kurmuştu. Hem maddi hem manevi bu fatih ile Peygamber Efendimizin (sav) “Konstantiniyye (İstanbul) elbette (muhakak) feth olunacaktır onu fetheden komutan ne güzel komutandır.

Onu fetheden askerler ne güzel askerlerdir. “hadisi şerifine tam mazhar olan bu büyük padişah insanlara İslam dinindeki hoş görüyü hem o zaman hem hayatı boyunca Müslüman olsun olmasın herkese göstermiştir.

Ondandır ki Ortodoks mezhebinden olan Bizans halkı” İstanbul’da Osmanlı sarığı görmeyi Katolik külahı görmeya tercih ederiz” demiştir.

Fatih Sultan Mehmet camiye gelmişti ve ikindi namazı için Ayasofya’da saf tutan hocalara ve askerlerine sual etti. İçinizde şimdiye kadar ikindi namazının sünnetini hiç kaçırmayan biri var mı? Aralarında istişare ettiler ve birbirileri ile bakıştılar. Lakin bazı zaman kılamadıklarını ifade ettiler.

Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri onlara dedi ki bu fakir hiç ikindi namazının sünnetini terk etmemiştir. Ve kalabalığı yararak imamlığa geçti ve arkasından ikindi namazını kıldırdı. Bu hadise bile bize Ayasofya cami olmalı dedirtiyor.

Burada ifade edilen hassasiyeti şu şekilde yorumlamışlar. Peygamber Efendimizin orta namaza dikkat ediniz demiş ve sağ elini kaldırıp bu namaz ikindi namazıdır. Hadisesiyle bu büyük sultanın o namaza verdiği önemi göstermektedir.

İşgal mi Fetih midir?

İşgal demek halka baskı yapmaktır, zulmetmek demektir, onları esir almak yani özgürlüklerini ellerinden almak demektir. Fetih ise tam tersi insanlara Adaleti ve doğruluğu getirmek, zulmü sona erdirmek demektir.

Osmanlı hiçbir devirde baskı ve zulüm yapmamıştır. Müslüman olsun Müslüman olmasın bütün halkı ayırmamış herkese adalet ile muamele etmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in başka dinden olan kişilere, davranışı bugün hala örnek teşkil etmektedir.

Arşiv metinlerinde dini ayrım yapılmadığı hem kanıtlı hem ispatlı olarak yer almaktadır. Onun içindir ki işgal ve fetih taban tabana zıt kavramlardır ve Osmanlıda asla işgal yoktur.

Ayasofya Cami Olmalı

Ayasofya 1935 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla müze olarak kabul edilmiştir. Bu karar birçok tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu konu günümüzde de hala tartışılmaktadır.

Fethedilen bu topraklarda dış kaynaklardan gelen talepler hem onların istekleri ve baskıları sonucunda müze olması kabul edilmiş ve günümüze kadar bu şekilde gelmiştir.

Ayasofya Fatih Sultan Mehmet’in Kılıç hakkıdır ve eskiden olduğu gibi cami olarak hizmet etmelidir. Bu halkımızın ezici çoğunluğunun ortak görüşüdür. Demokrasiyle yöneten ülkemizde, çoğunluğa saygı duymak gerekir.

Bakınız uzun zamanlar İstanbul alınmak istenmiş ama kimsenin fethedemediği İstanbul’u Osmanlı Devleti fethetmiş, insanları esaretten kurtararak sınıf ayrımına son vermiş ve oralara adaleti hakim kılmıştır. Bu fetih hakkı için güzel İstanbul’un bu güzel mekanı kılıç hakkı olarak yeniden Cami yapılmalıdır ve halkımızın çoğunluğunun bu isteği geri çevrilmemelidir.

Ayasofya cami olmalı, yıllar boyunca zaten cami kalarak hizmet vermiştir. Orada nice namazlar kılınmış ve nice dini vecibeler yerine getirilmiştir. Sadece son yarım asırda başkaları istedi diye oranın müze olmasını kabul etmek özgürlüğümüze, egemenliğimize ve dini anlayışımıza elbette uygun düşmez.

Ayasofya cami olmalı, aklı başında hiç bir Müslüman bu hakikatin haricini kabul etmez, vicdanları kabul etmez, 500 yıl zaten cami olarak hizmet etmiş, öyle ise vicdanların sesi olarak açılarak cami olmalıdır.

Ayasofya cami olmalı, zira başta Fatih olmak üzere ecdadımıza bir borç da ondan, bu bir vefadır. Madem öyledir ecdada olan bu vefa borcunu en kısa zamanda ödeyelim, Ayasofya demek bağımsızlığımızın nişanesi demekte ondan… 

Güncelleme Allah’a hudutsuz şükürler olun ki hayallerimiz ve dualarımız kabul oldu ve Camii olarak açıldı.. 

Yavuz Sultan Selim han hayatını anlattığımız makaleyi okumanızı tavsiye ederiz. Osmanlıca Öğrenmek isterseniz ilgili menüye gidebilirsiniz. Allah’a emanet olun vesselam.

The post Ayasofya Cami Olmalı, Neden mi? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/ayasofya-cami-olmali-neden-mi/feed 0