Peygamberimizin Süt Anneleri ve Şakkı Sadr Hadisesi

admin 81 Görüntüleme 10 Dk. Okuma süresi
10 Dk. Okuma süresi
g

Peygamberimizin süt anneleri kimlerdir? Süt kardeşlerinin adı nedir? Meşhur şakkı sadr hadisesi nedir? gibi soruların cevapları üzerinde duruyoruz.

Peygamberimizin süt anneleri denildiğinde süt annelik yapan üç muhterem hamım akla gelir. Bunlar Ebu Leheb’in cariyesi bulunan Süveybe, Sa’d kabilesinden Halime binti Ebi Züeyb (r.anha) ve Ümmü Eymen’dir. İçlerinde en uzun süt annelik yapan Halime-i sadiye olmuştur.

Peygamberimizin Süt Anneleri

Peygamberimizin İlk Süt Annesi Süveybe Hatun

Hz. Peygamberimizin doğumu sonrasında ilk birkaç gün annesi Hazret-i Amine emzirmiştir. Daha sonra Süveybe Hâtun, oğlu Mesruh ile birlikte Allah Resûlü’nü (s.a.v) emzirerek ona süt annelik yapmıştır.

Hz. Peygamber (s.a.v.) her daim vefalı birisiydi hayatının daha sonraki zamanlarında süt annesi olan Süveybe Hatun’a her zaman alaka göstermiştir. Mekke’de bulunduğu zaman diliminde hem Allah Resulü hem Hz. Hatice ona iyilik eder ve ikramda bulunurlardı.

Daha sonra Medine’ye hicret edince alakaları kesilmemiş Süveybe Hatun’a ara ara yiyecek ve giyecek göndermiş ve ihtiyaçlarını karşılamıştır. Hicretten yedi yıl sonra Hayber savaşından dönerken onun vefat ettiği haberini alan Hz. Peygamber oğlu Mesruh’u sordu. Annesinden evvel vefat ettiği cevabını aldı. Sonra da akrabalarından kalan kimse olup olmadığını sordu. Bu durum onun hürmeti, alakası, kadir-şinaslığı ve vefakarlığının güzel bir örneğidir.

Peygamberimizin Süt Annesi Halime

Peygamberimizin süt anneleri

Arapların o devirlerde bir adeti vardı. Yeni doğan bebekleri süt emmeleri için çölde yaşayan kabilelere gönderirlerdi. Çünkü çöl iklimi kişileri daha sağlıklı ve cesur yapıyor hem oradaki insanların konuşmaları daha düzgün ve fasih idi.

Adetleri gereği Halime-i Sadiye Medine’den Mekke’ye süt evladı bulmak için yola çıkmışlardı. Ancak yaşlı bir merkepleri olduğundan kafileden geri kalmışlar ve şehre en son varmışlardı. Bu nedenle tüm varlıklı ailelerin çocukları seçilmiş ve sadece Abdulmuttalip’in yetim torunu kalmıştı.

Abdulmuttalip’in Halime’ye süt anneliğine teklifi etti. O kocası ile bir süre yetim olmasından kaynaklı tartıştılar sonra Hz.Muhammed (s.a.v.)’in süt anneliği teklifini kabul etti. Onu kucağına alarak çadırına gitti. Onu gören kocası “Bebeği almakla iyi ettin. Belki Allah bu bebek sayesinde bize hayır ve be­reket verir.” dedi. Daha sonra Halime-i Sadiye ve kocası bu yetim yavruyu alarak evlerine geri dönmüşlerdir. Peygamberimizin süt anneleri içinde en uzun Halime’nin yanında kalmıştır. Bu süre yaklaşık olarak dört yıl kalmıştır.

Peygamberimizin Süt Kardeşleri

Sad kabilesine mensup olan Halime-i Sadiye’nin kocasının ismi Haris bin Abduluzza’dır. Onların üç evladı bulunuyordu. İsimleri Şeyma (Cüdame), Üneyse ve Abdullah’tır. Hz. Peygamberi oğlu Abdullah ile birlikte emzirmiştir.

Halime diyor ki “Vallahi onu kucağıma daha alır almaz sütlerim dolup taştı. O’nu emzirdiğim gibi süt kardeşi dahi kana kana emdi. Gece olunca kocam yaşlı devemizin yanına gitti. Bir de ne görsün onun da memeleri sütle dolup taşmış. Bizler ondan istediğimiz kadar sağdık ve kana kana içerek doyduk. O gece hem açlığımız hem susuzluğumuz gitti. Çocuklarımız da biz de rahat bir şekilde uyuduk. Kocam dedi ki “Vallahi kanaatime göre çok mübarek bir çocuk almışsın”

İlginizi Çekebilir:   Peygamberimizin Mekke Dönemi

Eve dönerken merkebime binip yola çıktık. Gelirken geride kalan merkep diğer bütün hayvanları geçiyor hatta onu zor zaptediyordum. Herkes şaşırarak birbirine bakarak “Bu merkep gelirken bindiğin değil mi?» diye sordular. Ben de onlara evet dedim.

Yolculuk bitti beldemize geldik. Bizim oralar çorak yerlerdi. Ama bizim koyunlar yayıldıkları zaman memeleri sütle dolmuş ola­rak geliyorlardı. Başka koyunlar ise bitkin, aç ve susuz geliyorlardı. Başkalarının koyunları sütsüz iken bizim koyunlardan bol bol süt içiyorduk. Hal böyle olunca mal sâhipleri ço­banlarını azarlayarak “Yoksa siz hayvanlarımızı Halime’nin çobanının ot­lattığı yerlerde otlatmıyor musunuz?» diyorlardı.

Hz. Peygamber bir günde adeta diğer çocukların bir ayda büyüdükleri kadar büyüyordu. Bir ayda ise bir senelik çocuk kadar gelişmişti. Bir yaşına gelince epeyce gösterişli biri olmuştu.

Bizimle bu şekilde birkaç sene kaldıktan sonra onu annesine götür­dük. Aslında onu geri vermek istemiyorduk. Süt babası Amine Hatun’a “Çocuğu bize geri ver. Zira Mek­ke’deki veba salgınından korku­yoruz.” diyerek ısrarla istedi. Hem O’nun bereketinden mahrum kalmak istemiyorduk. O kadar ısrar etti ki annesi “O zaman onu tekrar götü­rün” dedi.

Bir vakit süt kardeşi Şeyma ile beraber öğle sıcağında kuzuların yanına gitmiş­lerdi. Döndüklerinde Halime Hatun, kızına “Böyle sıcakta neden dışarıya gittiniz?” dedi. Şeyma ise “Anne biz güneşin sıcaklığını hiç hissetmedik ki kardeşimin başı üstünde hep bir bulut vardı ve bizi gölgeliyordu.” demişti.

Şakkı Sadr Olayı Kısaca

sakki sadr

Halime hatun kızı Şeyma’nın bu görülmemiş ve duyulmadık cevabı karşısında hayretler içerisinde kaldı ve “Bu nasıl olabiliyor ki? dedi. Zira bir türlü aklı almıyordu. Halime hatun ve kızı bu olaydan sonra daha titiz hareket etmeye ve onu daha yakın takip etmeye başladılar.

Peygamberimizin Göğsünün Yarılması

Bir vakit yine süt kardeşi Abdullah ile birlikte sahrada koyunların yanında iken Abdullah ağlayarak eve geldi. Annesi “Çabuk gelin, kardeşime bir şeyler oldu.” dedi. Merakla hızlıca dışarıya çıkan Halime oğluna “Ne oldu? Hemen söyle.” dedi.

Abdullah hıçkırıklarla “Koyunların yanında idik ve oynuyorduk. Gökyüzünden beyaz kıyafetli üç kişi indiler. Kardeşimi alıp tepeye götürdüler. Sırtüstü yatırarak karnını yardılar.” dedi. Annesi “Öldü mü, yaşıyor mu? dedi. Süt kardeşi Abdullah gözyaşlarıyla “Bilmiyorum” diyebildi.

Halime hatun heyecan, telaş ve korku içinde tepeye doğru koşmaya başladı. Yakınlaşınca onu yüksek bir yere oturmuş göğe bakar şekilde sağ görmüştü. Yaklaştı ve onu öptü. Sonra ona “Sana ne oldu oğlum! Buralara nasıl geldin? dedi.

Cevaben “Beyaz elbiseli idi iki adam geldiler. Onlardan birisinin elinde içi kar dolu altından bir tas bulunuyordu. Beni alıp yere yatırarak göğsümü açtılar ve kalbimi çıkarıp ikiye ayırdılar. Oradan siyah bir şey çıkarıp attılar ve kalbim tertemiz olana dek yıkadılar.” Aslında Hz. Cibril zemzem ile onu yıkamıştı.

İlginizi Çekebilir:   Peygamberimizin Çocukluğu ve Gençliği

Gaibden Gelen Ses

Burada bir bilgi verelim kaynaklara göre Peygamberimizin göğsünün yarılması üç kez gerçekleşmiştir. Birincisi süt annesi Halime’nin yanında iken yarılmış, aynı olay ilk vahiy esnasında yaşanmış ve miraç gecesinde de tekrarlanmıştır.

Arkasından bu tür hadiseler bir kaç defa daha tekrar olunca Halime hatun ve kocası Haris artık emaneti yerine ulaştırmak istediler. Öz annesi olan Amine hatuna sağ salim teslim etmek üzere Mekke’ye götürdüler.
Ancak Mekke’ye girdiklerinde onu kaybettiler. Herkes onu telaşla aramasına rağmen bulmadılar.

Abdülmuttalib Kabe’de dua ederken semadan bir ses “Feryadı figan etmeyiniz! Kuşkusuz Muhammed’in Rabbi vardır. Ona yardım eder ve zayi etmez» dediği işitildi. Abdülmuttalib “Ey seslenen! O nerede ise bize haber ver!» dedi. O ses “O Tihame Vadisi’nde sağdaki ağacın yanındadır.» diyerek yerini haber verdi. Bunun üzerine Abdülmuttalib oraya giderek onu buldular.

Halime Hatun devamını şöyle anlatıyor. Annesi Amine’nin yanına geldik. O bize “Çocuğumu ısrar ederek alıp götürdünüz, şimdi ne oldu da geri ge­tirdiniz?» diye sordu. Ben de “Vallahi vazifemizi yaparak üzerimize düşeni tam yerine getir­dik.” dedi. Sonra başlarına gelen olayları anlattı ve korktuk da ailesine teslim edelim diye düşündük dedi. Annesi şaşırmadı. Zira doğumunda harika halleri görmüştü.

Peygamberimiz (s.a.v) süt akrabalarına karşı her daim vefakar olmuştur. Halime Hatun’u ne zaman görse “Anneciğim! Anneciğim!” diyerek candan muhabbet ve hürmetini gösterirdi. Hatta ridâsını yani üst elbisesini yere sererek üzerine oturtur ve bir isteği varsa hızlıca yerine getirirdi.

Halime Hatun bir vakit Efendimizi ziyaret için Mekke’ye gelmişti. Efendimiz o zamanlar Hz. Hatice ile evliydi. Onu güzelce misafir ettiler. Halime hatun memleketlerinde süren kuraklık ve kıtlıktan dert yanmıştı.

Efendimiz Hz. Hatice validemiz ile konuşarak ona kırk koyun vermiştir. Ayrıca binmek ve yüklerini taşımak üzere bir de deve hediye etmiştir.

Mekke’nin fethi sırasında Halime Hatun’un kız kardeşi ziyarete gelmişti. Gelirken de yanında peynir ve yağ gibi şeyleri hediye getirmişti. Hz. Peygamber ona süt annesini sordu. Vefat ettiğini söylenince Peygamber Efendimiz ’in gözlerinden yaşlar geldi. Geride kalanları sordu. Daha sonra da bu hanıma elbise verilmesini bir deve ile iki yüz dirhem gümüş para verilmesini emretti. O kadın sevinçle yurduna giderken “Sen küçükken de büyüdükten sonra da ne güzel kefil olunan ve bakılansın!” demişti.

Peygamberimizin Süt Annesi Ümmü Eymen

Peygamberimizin süt anneleri içinde olan Ümmü Eymen’in Asıl ismi Bereket’dir. Bu muhterem hanımın Hz. Peygamber’e (s.a.v.)’e süt annelik yaptığı çok az kaynakta geçmektekle beraber en muteber olarak İmam Süyûti heber vermektedir. (el-Hâvî li’l-fetâvî, 2/389)

Ümmü Eymen Hz. Peygamberin babasından kendisine miras olarak kalmıştır. Hz. Hatice ile evlendikten sonra ise onu azat etmiştir. Hz. Peygamber (sav) onu anarken “Anamdan sonra anam (kadar sevdiğim kadın)dır” demiştir. Bir vakit ise şöyle demiştir. “Cennet ehli olan bir kadınla evlenmek isteyen varsa Ümmü Eymen ile evlensin” Bunu işiten Zeyd bin Hârise (r.a.) onunla evlenmiş ve bu evlilikten Üsame bin Zeyd doğmuştur.

Bu makaleyi paylaş
2 İnceleme
  • Onur says:

    🌹🌹🌹🌹🌹 Saolun hocam

    Cevapla
  • zoritoler imol says:

    Perfect piece of work you have done, this web site is really cool with excellent info .

    Cevapla

İnceleme bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir