Çok kolay sen de öğrenebilirsin.

Osmanlıda Belge Çeşitleri Arzuhal Nedir?

0 60

Arzuhal bir istek veya şikâyeti bildirmek için alt makamdan üst makama doğru yazılan yazılara denilmektedir. Arz ile arzuhali karıştırmamak iktiza eder. Zira Arz devlet memurlarının resmi dilekçelerine denilirken, arzuhal ise halkın veya memurların şahsi dilekçelerine denilmektedir.

Osmanlı Devleti’nde arzuhal hangi konularda verilirdi? Bu sorunun cevabı uğradığı bir haksızlığı şikâyet etmek, bir görev talebinde bulunmak, bir ücretin istemek veya bir yanlışlığın düzeltilmesi gibi durumlarda verilirdi.

Arzuhal Hakkında Bilgiler

Arzuhaller bizatihi padişahtan başlayarak en küçük idareci ve makamlara kadar yetkili her mevkiye sunulabilirdi. Muhakkak en etkili ve ilgi çekici olan ise padişaha direk sunulanlardır.

Bunun için padişahın cuma selamlığı en güzel fırsattı. Bayram namazı zamanları, türbe ziyaretleri, ava çıkılması, yoğun bir çalışma arkasından dinlenmek için civardaki bahçe ve köşklere gidilmesi ve benzeri törenler bunun için en uygun vesileler olmuştur.

Topkapı sarayının ilk kapısı olan Bâb-ı Hümayun kapısının avlusunda Kasr-ı Deavi yada başka bir deyişle Arzuhal köşkü vardır.  Herhangi bir konuda Divan-ı Hümayuna arzuhal sunmak talebinde olanlar arzuhallerini buraya teslim ederlerdi. Divan-ı Hümayunda değerlendirilen arzuhallerin cevaplarını da halk yine bu birinci avludaki Arzuhal Köşkü’nden alırlardı.

Arzuhal usul olarak cuma günleri sunulurdu.  İlk başlarda sadece cuma günleri sunulan arzuhal daha sonra mağdurların sorunlarının çözülmesi için yeterli olmadığı görülmüştür. Mağduriyeti giderici yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Bezmiâlem Valide Cami karşısında bulunan Saltanat Kapı (Hazine Kapı) ile Paşa Dairesi arasında belirlenen bir noktaya sandık konulmuştur.

Arzuhal talebinde bulunanlara sandığın yerini göstermek ve nezaret etmek üzere memurlar da görevlendirilmişti. Taleplerini bu sandığa bırakanlar cevaplarını almak üzere bir gün sonra Paşa Dairesi’nde bulunan Başyaver makamına müracaat ederek cevaplarını alıyorlardı.

Osmanlı arşivlerde bulunan on binlerce arzuhal örneği gösteriyor ki bu hak daha başlangıçtan itibaren kullanılmaktadır.

Arz edilen arzuhallere başta padişah olmak üzere sadrazam ve diğer yetkililer tarafından yakından ilgi gösterilmiştir. Başta en üst kurum olan Divan-ı Hümayun, ikindi divanı, cuma divanı ve taşrada eyalet divanı gibi en yetkili organlar arzuhalleri kabul etmek ve değerlendirmek noktasında önemle çalışırlardı.

Arzuhal Nasıl Değerlendirilirdi?

Arzuhaller imkan nispetinde padişah tarafından bizzat dinlenilir ve yapılması gerekenleri bir hattı hümayun ile emrederdi.

Padişahlara bir kişi veya topluluk tarafından ağır ithamlar taşıyan imzasız arzuhaller arz edildiği de olmuştur. Padişah bunlarla yakinen ilgilenir, çeşitli vesilerle sahibini bulmaya çalışırlardı. Arz edilen arzuhallerin kötü bir niyetle verildiği hükmedilirse hükümdar bunları yakar ya da yırtarak imha ederlerdi.

Bir köy, bir kasaba halkının padişaha toplu olarak arzuhal sundukları da sıkça görülen bir durumdu. Bu durumda şikâyet ve talep edilen konu üzerinde hususen durulur. İşin sonunda sadrazam, beylerbeyi, kadı vb. yöneticilerin idam da dahil olmak üzere ağır şekilde cezalandırıldığı da vaki olmuştur.

Sadrazama da çok çeşitli mahiyette arzuhaller sunulurdu. Tayinlerle ilgili olarak verilen arzuhallerde sadrazam kethüdası arzuhalin sağ üst köşesine “mahalli görüle” ibaresini yazardı. Sonra ilgili yere göndererek araştırması yapılırdı. İncelendikten sonra o memuriyet uygun olup olmadığı derkenar olarak yazılırdı. Altına tarih konur, imza atılır ve arzuhal tekrar gönderilirdi.

Bu kayıtlar tetkik edildikten sonra sadrazam takdir ederse dilekçe üzerine “mûcebince tevcih olunmak buyuruldu” ibaresini ve tarihini yazardı. Yapılan muamelenin doğruluğunu ve kendisi tarafından yapıldığını bildirmek üzere “mûcebince…” kaydı üzerine “sah” (صح) işaretini eklerdi. Son işlemler de tamamlandıktan sonra netice arzuhal sahibine bildirilirdi.

Osmanlı Devleti’nde en üst merci olan Divan-ı Hümayuna arzuhal verilmesi çok önemli ve yaygın bir uygulama olmuştur. Divan-ı Hümâyun halka açık olmakla birlikte bu haktan daha çok İstanbul ahalisi faydalanmıştır.

Arzuhaller belli bir gündem içerisinde 16. yüzyıl sonlarına kadar reîsülküttâb tarafından, daha sonraki yıllarda 1. ve 2. tezkireciler tarafından yüksek sesle okunurdu. Yetkililer dinler ve gereğini değerlendirerek yaparlardı. Bu çalışmaların günümüze kadar gelen mühimme ve şikâyet defterlerinde binlerce arzuhal örneği görülmektedir.

Arzuhalllerin Tertibi

Arzuhallerde Hitap, dua ve bitiş tertibinin bulunurdu. Esas kısmında arzuhal sahibinin kendisini tanıttığı “ta‘rîf-i nefs”, vasıflarını bildiren “beyân-ı istihkak” ve arzularını belirten “beyân-ı matlab” yer almaktatadır. Arzuhalin son kısmında ise dilek sahibinin yine belirli tertipler şeklinde imzası bulunmaktadır.

Arzuhaller günümüzdeki dilekçeye benzerlik göstermiştir. Arzuhalleri gelişmiş ifadeleri ve kalıplaşmış sözleri nedeniyle yazmak kolay bir iş değildi. Bu hal zaman ile arzuhalcilik adıyla bir mesleğin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Arzuhal Örneği

Arzuhal Nedir

Devletlü inayetlü merhametlü sultanım hazretleri sağ olsun

Arzuhali kullarıdır ki kangırıda (çankırı) vakii merhum kasım bey vakfından yirmi bir akçe vazife ile ahmed hami halife bin ali berat-ı

Ali ile kendim küp ile cihetine mutasarrıf olup yedinde olan beratını bu kullarına teslim edip kendi hüsnü rıza

tayyibi ihtiyarıyla feragat ve kasriyet etmekle mecudur ki merkum Ahmet hami kasriyetinden bu kullarına tevcih

ve yedime beratı ali inayet buyrulmak babında ferman devletlü sulatanım hazretlerinindir.

Bende el hac mustafa ibn el hav hüseyin kulları

Bu arşiv belgesinin videolu okuma örneği aşağıdadır. Siyakat yazısı hakkında bilgiler öğrenmek için linke tıklayınız.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.