Öldükten Sonra Bile Sevap Kazandıran Ameller

Yükleme 2022/04/01 at 8:37 PM
6 Dk. Okuma süresi
Öldükten sonra

Kim istemez ki öldükten sonra bile yaşıyormuş gibi sevap kazanmayı elbette herkes ister. Bunun bir yolu var mıdır? Elbette vardır. Yüce dinimiz bunun yolunu bizlere göstermiştir.

Öldükten sonra bize sevap kazandıran amelleri elimizde fırsat varken fazlasıyla hayatta iken yapabilsek ne güzeldir. Bu noktada farkındalığımızın artması ve zamanımızın kıymetini bilinmesi iktiza eder

Ölüm demek bu fani dünya hayatının son bulması ve ebedi ahiret hayatının başlamasıdır.  Kesinlikle bir son değil başlangıçtır. Artık ölüm ile beraber dünyada iken yapılan hayır ve şerler, günah ve sevaplar da biter. Ancak bir hikmet ve bize bir rahmet olarak ölmeden evvel dünya iken yaptığımız bazı ibadetlerin sevabı ve bazı kötü işlerin günahı ölsek de devam eder.

Ebu Hureyre’nin (r.a) rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.v) “İnsanoğlu öldüğü vakit, tüm amellerinin ecri de sona erer. Ancak şu üç şey bundan müstesnadır. Sadakayı cariye, İstifade edilmekte olan ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlat” demiştir. (Müslim – Tirmizi – Nesai)

Öldükten Sonra Sevap Kazandıran Ameller

Hadis-i Şerif’te ifade edildiği gibi insan öldükten sonra dahi metinde geçtiği üzere üç şarttan en az bir tanesini yerine gelmişse sevap kazanmaya devam etmek mümkündür. Bunları açacak olursak;

Sadaka-ı Cariye

Sadak-ı Cariye yapılan hayrın devam etmesi yani sürekliliğidir. Dünyada kalan yaşamaya devam edenlerin yararlanmaya devam ettiği faydalı ve kalıcı bir miras bırakmaktır. Örneğin okul, cami, yol, köprü, mescit, hayrat, çeşme gibi hayratlardır.

İsminden de anlaşılacağı üzere bu ifade ırmağın akışı gibi akışı sürekliliği olan sadakalar için kullanılır. Bu eserleri yapanların ve hatta yapımında katkı sağlayanların sevap defteri o eserlerde istifade edildiği müddetçe kapanmaz ve sevabı akar olur.

İstifade Edilen İlim

İnsanoğlunun öğrendiği ilmi başkaları ile paylaşması, bu ilimden başkalarını da istifade etmesi çok büyük bir hayırdır. Bunun pek çok örneği bulunmaktadır. İlk akla gelen kitap yazmak olduğu gibi konferans vermek, günümüz internet vasıtaları ve bir mesleği yanında çalışana öğretmek gibi bir çok örnek verilebilir.

Kısaca anlatmak gerekirse, kendisinde ilmini ve bilgisini kendisinden sonra gelecek nesillere ulaştırmaktır.  İşte bu hal kişinin amel defterinin kapanmamasına ve sevabının devamlı olmasına neden olur.

Faydalı ilim için bir buluş veya bir icat da olabilir denilmiştir. Böyle olursa toplum bu icattan yararlandıkça, buna vesile olan (Mümin olmak şartıyla) ecri sürekli olur.

Bu konuya işaret eden bir hadiste mealen “Her kim güzel bir çığır açarsa, onunla amel edenin ecri kadar bu çığırı açan gider. Eğer kötü bir çığır açarsa da, onunla amel edenlerin günahı kadar amel ona gider” denilmiştir. (Müslim – Nesai])

Bu hadiste geçtiği gibi faydalanılan bu ilmin ve bilginin faydalı ve hayırlı olması ne dikkat edilmelidir. Zira aktarılan bilgi ve ilmin zararlı yada hayırsız olması durumunda sevap değil bilakis günah yazılacağı bilinmelidir. Bu durumda hem sevap hem günahın devam edeceği görülmektedir.

Hayırlı Evlat

Salih evlat hayırlı evlat ile kast edilen Müslüman bir evlattır. Biz anne ve babalara düşen vazife çocuklarımızı iyi faydalı hayırlı birer Müslüman olarak yetiştirmektir. İşte böyle bir evlat yetiştirip ölen ebeveynlerinin arkasından dua edileceği gibi başkalarının da dua etmelerine vesile olacaktır.

Ölen Kişinin Ardınan Kalanların İbadetleri

Dinimizce ölen kişiler adına bazı ibadetlerin yapılması caizdir. Ölen birisinin arkasından geride kalanlar mümkün oldukça ibadet ederek kazanılan sevabını onlara bağışlayabilirler. Bu ibadetlerin başında da sevabını ölen kişi ruhuna bağışlamak üzere sadaka vermek ve kuran okumaktır.

Hanefi mezhebi alimlerine göre bağışlamak niyetiyle yapılan ibadetlerin sevabı ölülere ulaşır. Lakin ölen kimse adına zekat vermek, sadaka vermek, hac gibi maddi yönü olan ibadetleri ifa etmek mümkün ise de; namaz ve oruç ibadetlerinin ifasını onun adına yapmak yeterli olmaz. Bir başkalarının namaz ve oruç ibadetlerini yapmasıyla asıl kişinin yükümlüğü kalkmaz. Ama elbette fayda görür.

Peygamberimize (s.a.v) bir adam geldi dedi ki “Ey Allah’ın elçisi! Annem ansızın öldü ve vasiyette etmedi. Öyle zannederim ki, vasiyet etse idi sadaka verilmesini isterdi. Acaba ben onun adına sadaka versem, anneme sevabı gider mi? ”Efendimiz (s.a.v) bu soruyu “Evet” diye cevaplamıştır. (Buhari – Müslim)

Sahabelerden Hz. Enes (r.a) Peyganberimize (s.a.v) “Biz ölülerimiz için dua ediyoruz, onlar adına sadaka veriyoruz, ve hac yapıyoruz. Acaba bunların sevabı onlara gidiyor mu?” diye sormuştur.  Efendimiz (s.a.v) de “Şüphesiz ki onlara gider ve onlar sizden birinizin hediyeye sevindiği gibi ona sevinir” buyurmuştur. (Sahih-i Müslim )

Velhasılkelam

Öldükten sonra dahi ibadet cihetinde yaşamak bu sayılanları yapmakla mümkündür. Bizler bunları bilelim ve bunları elde etmek için çalışalım gayret edelim.

Bununla beraber yaşarken dahi şöyle bir fırsatımız vardır. Şöyle bir soru sorsak. Kim yaşarken günahlarının silinmesini ister? Cevap elbette herkes ister olacaktır. Bunun için de şöyle bir yol vardır.

Bir hadiste mealen Peygamber Efendimiz (sas) “Her kim sabah ve akşam namazını eda ettikten sonra kelimeyi tevhidi yani “La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehu’l-mülkü ve lehu’l-hamdü ve hüve ala külli şey’in kadir” sözlerini (yerinden kalkmadan, yönünün kıbleden çevirmeden ve kimse ile konuşmadan) 10 defa okusa o kişiye on sevap yazılır. On günahı silinir ve onun derecesi 10 derece artar. Çirkin işlerden ve şerlerden muhafaza edilir. (Tirmizi)

Evet ister öldükten sonra bize faydası olacak işlerden isterse hayatta yaşarken olsun bu amelleri sonradan pişman olmamak için ihlas ile gayretle çokça yapmaya çalışalım. Elbette çalışmak bizden neticesi ise Allah’tandır. vesselam. İslam Nedir? ve İslam dini hakkında bilgiler almak isterseniz linke tıklayınız.

Bu makaleyi paylaş
Yorum Yap