Çok kolay sen de öğrenebilirsin.

Merkez Efendi Kimdir? Kısaca Merkez Efendinin Hayatı

2 48

Osmanlı zamanında İstanbul’da yetişmiş evliyanın büyüklerinden olan Merkez Efendi Kimdir? Merkez Efendinin Hayatı hakkında bilgiler nelerdir?

Asıl ismi Mûsâ olup, Merkez Muslihuddin lakabıyla meşhur olmuştur. Yavuz ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşamış ve gazi olmuştur. Hem hekim ve tasavvuf velisi olan Merkez Efendi, 41 baharatın karışımı ile yaptığı mesir macununu meşhur olmuştur.

Merkez Efendi Kimdir?

Bugün Denizli ilinin en büyük ilçesine ismini veren Merkez Efendi 1460 tarihinde Denizli’nin Buldan İlçesine bağlı Sarı Mahmut köyünde doğmuştur. Asıl adı Musa Muslihiddin olup ilk eğitimini burada babası Hafız Mustafa yanında yapmıştır.

15 yaşında eğitimi için Bursa’ya giderek Veliyüddin medresesinde eğitim almıştır. Orada zamanın meşhur bilginlerinden olan Hızır Beyzade Paşa tarafından ders almıştır. Yaklaşık 15 yıl kadar orada kalan bu mübarek zat daha sonra tekrar Denizli’ye dönmüştür.

Denizli’ye gelerek eğitim vermeye başlayan Merkez Efendi buradaki bazı uygulamaları hoş görmeyenler tarafından Padişaha şikayet edilmiştir. Bunun sonucu olarak İstanbul’a çağrılmıştır.

İstanbul’da kısa sürede kendisini gösteren bu mübarek zat özellikle tıp alanında yeteneği ile öne çıkmıştır. Çalışmalarıyla Şeyhülislâm Ebüssü’ûd Efendi’nin hürmet ve muhabbetini kazanır.

Buradaki tahsili sırasında bir ara tasavvuf yoluna girmeyi niyet etmiş ve Halvetiyye şeyhlerinden olan Habib Karamani’ye mürit olmak istemişse de şeyh onun manevi eğitiminin başkasının eliyle olacağını gördüğünden kabul etmemiştir. Ancak ona muslihuddin unvanını vermiş ve halka vaaz etmesini istemiştir. Bu tavsiye üzerine Ayasofya Camii’nde tefsiri ve hadis-i şerif üzerine vaazlar veren Muslihuddin Efendi bir süre sonra Şeyh Mirza Baba’ya biat etmiştir. Merkez Efendi Kimdir? sorusuna Sünbül Efendi ile devam edelim.

Merkez Efendi ve Sünbül Efendi

Fetva

Muslihuddin Efendi Sünbül Sinan hazretlerinin şöhretini işitmiş ama bazı insanların onun hakkında olumsuz konuşmaları nedeniyle bir türlü yanına gidememişti.

Bir vakit rüyasında Sünbül Efendi’nin, evine geldiğini gördü. Ama Sünbül Efendi’yi içeri almamak için hanımı ile kapının arkasına birçok eşya koydular. Lakin Sünbül Efendi kapıyı itince kapı sonuna kadar açıldı ve onlar da birlikte yere düştüler.

Bu esnada uyanan Merkez Efendi, hatasını anladı. Sabah olunca Sünbül efendinin yanına gitmeye karar verir. Sünbül efendinin olduğu camiye gider ama onun görmeyeceği bir yere oturur.

Sünbül efendi vaaz sırasında Taha suresinin bazı ayetlerini tefsir ediyordu. Bu sırada cemaate dönerek “Ey cemaat! Bu izahımı siz anladınız. Hatta, Merkez Efendi de anladı” dedi. Ondan sonra aynı ayetleri daha fazla anlamlarla farklı farklı tefsir etti. Tekraren cemaate dönerek “Ey cemaat bu tefsiri siz anlamadınız, Merkez efendi dahi anlamadı” dedi.

Vaaz bitince namaz kılındı. Herkes câmiden ayrılmış yalnız Sünbül Efendi kalmıştı. Merkez Efendi içeriye girerek elini öptü ve özür diledi. Sünbül Efendi ise “Ey Muslihuddîn Efendi! Biz seni hem genç hem kuvvetli biri bilirdik. Ama sen ve hanımın çok ihtiyarlanmışsınız.

Gece kapıdan bizi içeri almamak için epey gayrete ne demeli? deyince Merkez Efendi çok şaşırdı. Hemen özür dileyerek ağlamaya başladı. Kendisinin af edilerek talebeliğe kabul edilmesini talep etti. Sünbül Efendi bu isteği kırmayarak talebeliğe kabul ettiğini beyan etmiş ve dergâhta hizmete başlamasını söylemiştir.

Bu olaydan sonra Merkez Efendi, her gün hem Sünbül efendiden ders almış hem dergâhına hizmet etmiştir. Bir süre sonra Sünbül Efendi’nin sohbetleri ve himmeti ile evliyalık mertebesine yükseldi. Hem de İcazet aldı. Çok talebeler yetiştirdi ve çok kerametleri görüldü.

İlginizi Çekebilir
Gülümseten Hikaye: O Vav Harfi Her Zaman Yazılmaz

Merkez Efendi şeyhi Sünbül efendinin kızı Rahîme Hatun ile evlenmek istedi. Bunun üzerine kendisine “Bir deve yüklü altın getirebilirsen” olur denildi. Merkez Efendi bir deve bularak üzerine iki çuval toprak koyarak sünbül efendinin kapısına getirdi. Toprak çuvalları kapıda boşalttığında, çuvaldan torak yerine altınlar döküldü.

Ne Sünbül Efendi ne de çocukları, altınlara bakmadılar bile. Lakin şeyhi “Ey Mûsâ Efendi! Elbette bizim amacımız altın değildi. Evdekilerin de derecenizin yüksekliğini görsün. İmtihanı kazandın” dedi. Sonra çok sevdiği kızı Rahime Hatun’u Merkez Efendi ile evlendirdi.

Merkez Efendi İsmi Nereden Geliyor

Dini Hikayeler

Merkez efendi ismi için şu hadiseler nakledilmektedir. Sünbül Sinan efendinin dergahına bir veli ziyarete gelmiş. Onu görünce “Ey Musa evladım, sen öyle bir zata bağlanmışsınız ki işin tam merkezindesin, bu böyle büyük bir zat” demiş.

Sünbül Efendi talebeleri Musa efendiyi kıskanıyorlardı. Bu durumu fark eden şeyh bir gün ders yaparken talebelerine dedi ki: “Her şeyi dünyayı yaratan Allah’tır. Olmaz da eğer dünyayı yaratan da idare eden de siz olsaydınız ne yapardınız?” Bütün talebeler sırası ile çeşitli izahlar yaptılar. Sıra Merkez Efendi’ye gelince o “Ben hiçbir şekilde değişiklik yapmaz her şeyi merkezinde bırakırdım” deyice diğer talebeler hatalarını anladılar.

Sünbül Efendi Hazretleri yine bir vakit talebeleri ile ders yaparken heyecanla birisi “Hızır Aleyhisselam geldi!” dedi. Bunu işiten talebeler hızlıca onun yanına gittiler. Sadece Merkez Efendi kalınca Sünbül Efendi ona “Evladım sen niye gitmedin?” dedi.

Cevaben “Benim yetişmemden irşat olmamdan ve manevi makamlara ulaşmamdan vazifeli olan zat Hz. Hızır değil, sizsiniz efendim. Benim Hızır’ım da merkezim de sizsiniz”. Bu cevaba çok memnun olan sünbül efendi “Evladım şimdi merkezini buldun” demiştir.

Mesir Macununu Kim Yaptı?

mesir macunu

Sünbül Efendi vefat etmeden kendisine Kanuni Sultan Süleyman’dan bir haber gelir. Kanuni ona “Validem Ayşe Hafza Sultan için Manisa’da bir külliye yaptırdım. Burada tıptan da anlayan birini tavsiye edebilir misin?” söylemiştir. Sünbül Efendi’nin Merkez Efendi’yi tavsiye etmesiyle birlikte o külliyede görevlendirilmiştir.

Kanuni’nin annesi Hafsa Valide Sultan hastalanınca Merkez Efendi içerisinde 41 baharatın olduğu meşhur mesir macununu yapmıştır. Hafsa Sultan bu macun vesilesiyle şifa bulmuş ve bu macunun herkese dağıtılmasını istemiştir. Bunun üzerine Merkez Efendi 22 Mart günü zaviyenin yanında olan Sultan Camii minarelerinden mesir macunun dağıtmıştır. Bu gelenek günümüze kadar gelmiştir.

Bu mübarek zat bu külliyede sadece şeyhliği, hocalığı, eğitim-öğretim yöntemleri değil, aynı vakitte hekimliği ile de ünlenmiştir. Sünbül Sinan Efendi’nin vefatı üzerine İstanbul’a dönmüş ve onun yerine geçerek tarikatın şeyh olmuştur.

Niyet Kuyusu

Merkez Efendinin pek çok kerameti vardır. Bir vakit dergahın bahçesinde namaz kılmaktaydı. Tam secdeye gittiği esnada yerden bir ses duydu. Ses ona “Merkez Efendi 7 senedir yerden çıkmak için senin emrini bekliyorum. Beni bu hapisten kurtar. Allah beni, sıtma hastalığına şifa olarak yaratmıştır” dedi.

Merkez Efendi namazı kıldıktan sonra talebelerini çağırarak “Burayı kazınız ki sıtma hastalarına şifa olan bir su çıkacak” dedi. Talebeler hemen kazdılar oradan kırmızımtırak bir su çıktı. Burası kuyu haline getirerek Niyet kuyusu adı verilmiştir. Hasta olan sıtma hastaları su içtiğinde Allah’ın izniyle şifa bulurlardı.

Merkez Efendi 1552 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Cenaze namazını kıldıran Şeyhülislam Ebüssü’ud Efendi “Dünyada bu zatı riyasız olarak görmüştük.” dedi. Naaşı çok büyük bir kalabalık tarafından uzun bir süre omuzlarda taşındıktan sonra ancak defnedilebilmiştir. Türbesi İstanbul’un  Zeytinburnu ilçesinde adını taşıyan Merkezefendi Mahallesinde bulunan Merkez Efendi Cami içinde bulunmaktadır. 

2 Yorumlar
  1. Abdurrahim Açıkgöz diyor

    Rabbim bizleri de bu veli zatların hayatlarından örnek alarak hayatımıza yaşantımıza aktarmayı nasip etsin amin. Emeğiniz için teşekkürler hocam Allah razı olsun

  2. Emine diyor

    Elinize emeginize sağlık yazı çok açıklayıcı ve okunaklı olmuş

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.