Kadere İman Nedir? Hayır ve Şer Allahtan mıdır?

admin
admin 491 Görüntüleme
8 Dk. Okuma süresi
kadere iman

Kadere iman İslam dininin en önemli konularından biridir. Bu noktada birçok kişi tarafından kadere iman nedir? Kaza ve kader nedir? hayır ve şer Allahtan mı gelir? gibi birçok soru sorulmaktadır.

Kader olmuş olacak her şeyin daha vücuda gelmeden yani ezelden bilinmesini ve yazılmış olmasını ifade eder. Kadere alın yazısı, yazgı ya da mukadderat da denilmektedir. Aynı zamanda kader inancının farklı din ve felsefi akımlarda da önemli bir yeri vardır.

Kadere İman Nedir?

Kadere iman lügatte “Bir şeyin belirli bir ölçüde olması, ölçülü olmak” olarak geçer. Genel olarak ise “Ezelden ebede kadar olacak her bir şeyin zamanının, mekanının, niteliklerinin ve sonucunun Allah’ın ezeli ilmiyle bilmesi ve takdir etmesidir” 

Kader ve Kaza Anlamı

Kadere takdir-i ilahi ya da alın yazısı da denilmiştir. Felek kelimesi de kullanılmaktadır. Lakin zalim felek denilmesi Allah`ın takdirini itham etmek manasında olacağından kullanılmamalıdır. Bu hata olur yanlış olur.

Aslında kadere iman nedir sorusunun cevabı sorunun içinde saklıdır. Yani bu noktada ilk adım iman olmalıdır. Elbette kadere ait akıl ve mantıkla izahlar ve bilgiler mevcuttur. Kader konusunda öncelikle iman akabinde izahlara bakmak daha makuldür. Zira kadere iman demek Allah’ın olmuş olacak her şeyi bilmesine inanmak, iman etmek demektir ki bir mümin zaten buna iman eder.

Bizlerin hafızaları her şeyin sonradan yazıldığına örnekken tohumlar ise her şeyin öncesinden yazıldığına delillerdir. Kadere iman etmek imanın diğer şartları ile birbirine zincirle bağlı olup katiyen ayrılmazlar. Kadere iman iman esasları içinde son sırada gelir ki ilk beş esası tam anlamayan ve bu esasları kendinde inkişaf ettirmeyen kişiler kaderi anlayıp kabul etmekte zorlanırlar.

Kaderi anlamak için bazı örnekler verelim. Ay tutulması bilim ile önceden biliniyor, yazılıyor. O zaman soralım haber verenler dediği için mi ay tutuluyor? Yoksa olacak bir olay ilimle bilinmiş mi oluyor (yani bir şeyi olmadan evvel bilmek o şeyi zorlamaz).

Kadere örnek bir tane daha verelim bir öğretmen yılların tecrübesiyle öğrencilerine bakarak” bu öğrenci geçer, bu kalır dese” ve sonuçta dediği gibi çıksa öğretmenin bu hükmü bilmesi o çocukların iradesini elinden almak ve sonuca mecbur etmek midir? Halbuki Allah’ın ilmi mutlak ve muhitdir ki bir öğretmenle asla kıyaslanamaz.

Yani Allah ilmiyle bir kulun neyi nasıl tercih edeceğini bilir. Lakin tercihi yapan kuldur. Haşa Allah nasıl biliyor diye şaşırmamalıyız. Çünkü nihayetsiz bir ilimden bahsediyoruz. Bu durumda olan hadiseler Allah yazdığı için cebren vücuda geliyor denmez. Allah bildiği için yazmıştır denir.

Kader konusu iyi anlaşılırsa hiçbir yerde tesadüf olmadığı ve zerreden şemse kadar her şeyin bir irade ile meydana geldiği bilinir. Bu noktada deriz ki bir yaprağın ağaçtan düşerken sağa sola dönmesi bile bir takdirin gereğidir.

Kadere İman Kur’an’da Geçiyor mu?

Kadere İman Ayet

Her şeyin Allah’ın takdiri ile olduğunu gösteren ayetler elbette vardır. Örneğin; Mealen “Her şey O’nun katında  bir ölçüye (miktara) göredir” (Raad suresi 8. ayet), “…her şeyi yaratıp ona bir intizam (nizam) veren ve mukadderatını tayin etmiştir.” (Furkan suresi 2. ayet), “De ki: Allah’ın bizim için yazdığı haricinde başımıza bir şey gelmez  (Tövbe suresi 51. ayet)

Bu ayetlerle birlikte yüce Allah’ın bütün her şeyin yaratıcısı olduğu, dilediğini sapıklığa hidayete erdirdiğini, ölümü takdir ettiğini beyan edilen ayetler de (bk. ez-Zümer 39/62; es-Sâffât 37/96; el-A‘râf 7/178; el-Vakıa 56/60 vb.) gösteriyor ki her şey belli bir kaderle ölçü ile olduğu ve bunun da Allah Teâlâ tarafından irade edildiği ortadır.

Kadere İman Hadis

Peygamber Efendimiz (s.a.v) meşhur olmuş hadislerinde kadere imanı bir iman esası olarak beyan etmiştir. Bu hadislerden en meşhuru olan aşağıdaki hadistir.

Cibril hadisi olarak meşhur olmuş  bir rivayeti nakl eden Abdullah bin Ömer ki Hz. Ömer’in (r.a.) oğludur. Rivayet ediyor. “Babam bana şu şekilde söyledi.  Hazreti Cebrail (a.s.) Peygamberimiz’e (asm) gelerek kalabalık bir cemaatin içinde ona “İman nedir?” diye sordu 

Hz. Peygamber ise ona cevap olarak “Allah’a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır. “demiştir. (Müslim, iman 1). Ehl-i sünnet alimleri yukarıda belirtilen ayetler ve Hz. Peygamberin hadisleri noktasında kadere iman etmeyi iman esasları arasında göstermişlerdir.

Kader iman esasları içinde olup hak ve hakikattir. Bununla beraber kaderin güzelce anlaşılması ve ehli sünnet alimlerinin izahlarıyla bilinmesi oldukça önemlidir.  Bilelim ki kader konusunda sapıtmış  mezhepler gibi olmayalım.

Kader ve Cüzi İrade

Kadere iman

Efal-i Iztırariyye denilen zaruri fiiller kendi arzu ve isteğimizin haricinde gerçekleşir ve  bunlar kader ve kazanın tecellisiyle meydana gelir.

Burada kaderin aksine hareket etmek mümkün değildir. Örneğin nerde doğduğumuz, nerde nasıl öleceğimiz, uyumamız, acıkmamız, beden şeklimiz, ne kadar yaşayacağımız, cinsiyetimiz, anne babamız kimin olacağı gibi durumlar kaderin bu kısmındadır. Buna kader-i mutlak denilip zaruretten olduğu için bu fiillerden mesul değiliz.

Bir de Efal-i ihtiyariyye denilen yani tercihle oluşan fiillerimiz var ki yukarıda ifade edilenler haricinde kendi ihtiyarımız ile yaptığımız şeylerdir. Allah bizlere cüz’i ve izafi bir irade vermiştir. Bizler bu irade ile yaptığı fiillerden tercihlerden mesul oluruz ya da mükafat alırız.

Bir örnek ile açıklayacak olursak. Bir kişi bir hamala binse sonra ona dese ki şuraya git. Oraya varınca dönüp hamala sen beni buraya niye getirdin diyemez. Zira kendi istedi. Cüzi iradesini böyle kullandı. Hamalın yani yapanın bir suçu yoktur olamaz.

Kadere iman ve kazaya iman etmek bir iman esasıdır. Kişiler kaderi bahane ederek kendilerini asla sorumluluktan kurtaramazlar. Ne yapalım ki Allah böyle yazmış, alın yazım böyleymiş, böyle takdir edilmiş, ben ne yapabilirim? suçum nedir?” gibi şeyler söyleyemez ve bunu gösterip günah işleyemez.

Kadere suçu atıp günah işleyip sonra da kendisini suçsuz gösteremez. Öyle yapsa karşısına cüzi irade çıkar sen yaptın der. Kaderi asla mazeret olarak kullanamaz. Çünkü bu yaptıklarımız bizler böyle istediğimiz için, bu isteğe uygun şekilde Allah tarafından yaratılıyor. Kader bir kişiyi ne zorla namaz kıldırır ne de zorla günah işletir böyle bir şey asla olamaz.

Ama toplumumuzda güzel bir anlayışla geçmişe ait meseleler için ve musibetli haller için ‘’kaderimiz böyleymiş’ ’şeklinde bir teselli ifadesi vardır ki bu ifade Allahtan şikayet etmiş olmamak adına yerleşmiş bir ifadedir. Bu ifade sorumluluktan kaçmak için değil aksine isyan etmemek için kullanılır ki yerinde bir kullanımdır.

Kaza ve Kader, İman Esaslarından mıdır?

Yukarıdaki ayetlerden ve hadisten anlaşılacağı üzere kadere iman etmek imam esasları arasındadır.

Hayır ve Şer Hakkında Ayet Var Mı?

Evet bulunmaktadır. Bir ayette mealen “ ….. olabilir ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir. Yine olabilir ki, sevdiğiniz bir şey de sizin için şer olabilir. Allah bilir sizler ise bilmezsiniz, ” (Bakara 2/216)

Bu makaleyi paylaş
1 Yorum