Hz. Musa ve Hz. Hızır Kıssası

admin 32 Görüntüleme 10 Dk. Okuma süresi
10 Dk. Okuma süresi

Kuran’da da geçen ve meşhur olan Hz. Musa ve Hz. Hızır Kıssası nedir ve nasıldır? Merak edilen hususları bu yazımızda araştırdık.

Kuran ‘ın yaklaşık üçte birini kıssalar oluşturmaktadır. Bu kıssalar bir hikaye olmaktan çok her asra ışık tutarak şahıslara ve toplumlara bir öğüt, bir ibret ve bir hikmetle en iyiye doğru götürmek gayesi vardır. Bu durum Hz. Musa ve Hz. Hızır Kıssası açıkça görünmektedir.

Hz. Musa Hz. Hızır Kıssası Kısaca

Firavun’un Kızıldeniz’de helak olmasından sonra halk toplandı. Hz. Musa (a.s.) onlara öğütler vermeye başladı. Orada olanlardan birisi dedi ki, “Ey Musa en alim sen misin, senden daha büyük bir, alim var mı?” dedi.

Hz. Musa (a.s.) bu soruya sükût etti. Sanki zımnen “ben” der gibi oldu. Başka bir rivayette “benim” dedi. Bir başka rivayette ise Musa Peygamber “Ya Rabbi! Kulların içinde benden daha alimi var ise bana göster” deyince Allah (c.c.) “Evet, senden daha alimi var” dedi. Bunun üzerine “O alim zatı nerede bulabilirim” diye sordu. Allahu teala hazretleri ona “İki denizin birleştiği yerdeki kayanın yanında, balığı kaybettiğin yerde” buyurdu.

Hz. Musa Hz Hızır Kıssası Hangi Surede

Hazreti Musa ile Hazreti Hızır arasında geçen kıssa Kuran’ı Kerim’in 18. Suresi olan Kehf suresinde geçmektedir.

Bunun üzerine Musa Peygamber kız kardeşini oğlu olan Yuşa bin Nun ile birlikte Hz. Hızır’ı bulmak için sefere çıktılar. Bu yolculukta ona eşlik eden genç Yuşa -Allahu a‘lem- İstanbul Beykoz’daki yatan peygamberdir.

Musa peygamber (a.s) Yuşa bin Nun birlikte yola çıktılar. Epey gittiler. En nihâyet bir yerde yoruldular, uyudular. Bir müddet sonra Hz. Musa Hz. Yuşa’ya kalk gidelim dedi, daha çok yolumuz var!..”

Epey daha gittiler ki yine bir mola verdiler. Hz. Musa burada uyuduğu bir esnada Hz. Yuşa bir balığın birden canlanarak denize atladığını gördü. Lakin bunu Hz. Musa’ya söylemeyi unuttu. Hz. Musa (a.s.) uyanınca “Bir an evvel yolumuza devam edelim, daha çok yolumuz var.” dedi.

Beraberce yola devam ettiler. Bir müddet daha gittikten sonra bir ağaç altında oturdular. Hz. Musa genç adamına “Azığımızı getir! gerçekten şu yolculuğumuzda epeyce yorulduk.” dedi. Yuşa bin Nun aniden hatırladı ve “Ben balığın denize atladığı yerde unuttum. Kayaya sığındığımız esnada balığı unuttum. Hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı” dedi.

Hz. Musa “İşte aradığımız yer o balığın gittiği yerdi.” dedi. Hızlıca izlerinden geriye döndüler. “Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet vermiş, yine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.” (Kehf, 63-65) Yani o Hz. Hızır’dı.

Bir kayanın üzerine oturmuş ve yeşil bir cübbe içinde bir zât gördüler. Hz. Musa hemen yanına gitti ve “Ben Musa’yım.” dedi. Hz. Hızır (a.s) ise “Beni İsrail kavminin peygamberi olan Musa demek sensin.” dedi.

Hz. Musa “Evet benim. Ben, Allah’ın (c.c.) sana öğrettiği ilimden bir ilim almaya geldim.” dedi. (Kehf suresi 66) Bunun üzerine cevaben dedi ki “Ey Musa sen bu ilmi almaya sabredemezsin.” dedi. (Kehf suresi 67)

Hz. Musa ise “Sabrederim.” dedi. Bu cevap üzerine Hz. Hızır “Peki sen, iç yüzünü kavrayamadığın bir bilgiye sen nasıl sahip olacaksın dedi. İşin iç yüzünü bilmiyorsun.” dedi. (Kehf suresi 68)

Hz. Hızır bu şekilde Hz. Musa’nın psikolojik durumu tahlil ediyor ve bir bakıma kendini anlatıyordu. Yani bir bakıma “Benimle beraber olmaya sabretmek zordur. Sen bu konuda mazursun diyordu. Zira bu ilmin kemali, daha sana verilmemiştir.” diyordu.

Hz. Musa’nın alacağı hisse ise sabır dersi almaktı. Ona cevaben “İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın. Senin emrine kesinlikle karşı gelmem” dedi.” (Kehf suresi 69)

Hz. Hızır ona cevaben “Şayet bana tabii olursan, ben sana o konuda bilgi verinceye kadar bana bir şey sormayacaksın” dedi.”(Kehf suresi 70) Böylece meşhur olmuş olan yolculuğa birlikte çıktılar.

Hz Musa ve Yol Arkadaşı Hikmet

Hz. Musa ve Hz. Hızır birlikte bir müddet yürüdüler. Nihayet bir gemiye bindiler. Gemi sahipleri onlara baktı karşısında iki tane salih kişi görünce bir bereket bir rahmet olsun diye onlardan ücret almadı. Böylelikle gemi de sahilden ayrıldı.

Bir süre sonra Hz. Hızır, geminin altına doğru indi. Bindiği geminin dibini delmeye başladı. Bunu gören Hz. Musa oldukça şaşırdı. Zira kendi şeraitine göre olmayacak bir şeydi. Ona dedi ki “Amacın bu geminin içindekileri boğmak mıdır? Gerçekten çok kötü bir iş yapıyorsun!”

Bu sorular üzerine Hz. Hızır ona dedi ki “Ben sana demedim mi benimle yolculuğa sabredemezsin.” Hz. Musa cevaben “Unuttuğum bir şeyden dolayı beni muaheze etme; bana güçlük çıkarma” dedi (Kehf suresi 71-73)

Bundan sonra bir serçe kuşu geldi ve geminin kenarına kondu. Su içmek için denize dalarak gagasıyla bir damla su aldı. Hz. Hızır Hz. Musa’ya dedi ki “Allah’ın ilmi yanında senin, benim ve bütün mahlukatın ilmi şu kuşun gagasındaki su kadardır.» dedi.” (Buhârî, Tefsir, 18/2-4)

Nihayet gemiden indiler. Beraber yürümeye devam ettiler. Bir süre sonra bir erkek çocuğa denk geldiler. Hz. Hızır onu görünce hemen onun başını vurdu. O çocuk oracıkta öldü. Hz. Musa yine şaşırdı ve “Sen bu temiz çocuktan ne istedin. Neden ona kıydın. Çok fena bir iş ettin. Bu ancak bir kısas ile olurdu Günahı yok iken bu çocuğu öldürdün.” dedi.

Hz. Hızır yine “Ey Musa ben sana sabredemezsin demedim mi?” dedi. Hz. Musa ise “Şayet bundan sonra bir şey daha soracak olursam, sana daha arkadaşlık etmem” dedi. Sana söz veriyorum, bundan sonra hiçbir şey sormayacağım.” (Kehf suresi 74-76)

Hz. Musa ve Hz. Hızır

Tekrar yürüdüler ve bir köye girdiler. İkisi de acıkmıştı. Köy halkından yiyecek istediler. Lakin köy halkı onları misafir etmediği gibi sert davrandı. Orada yıkılmak üzere olan bir duvarla karşılaştılar. Hz. Hızır hemen o duvarı yeniden tamir etti.

Hz. Musa “Sen bir ücret almadan bunu yaptın. Biz buradan hem kovulduk hem de bu köyün duvarını yapıyorsun.” dedi. Hz. Hızır “İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Artık ayrılma zamanımız geldi” dedi. Bu şelkilde Hz. Musa ve Hz. Hızır arasındaki yolculuk sona ermiş oldu.

Hz. Musa Hz Hızır Yolculuğu Hakikati

Şimdi ben sana sabredemediğin üç şeyin iç yüzünü haber edeceğim.” dedi. (Kehf suresi 77-78) Ondan sonra Hz. Hızır (a.s.) açıklamaya başladı. “O gemi var ya dedi. O denizde çalışan yoksul kişilerdi. Gemiyi kusurlu bir hale getirdim ki sağlamlığını kaybetsin. Çünkü zalim bir kral vardı ve o sağlam olan gemileri gasp ediyordu. Gemide ufak bir delik açtım ki gemiyi gasp edilmekten kurtardım.

İkinci konuya gelince o çocuğu evet ben öldürdüm. Sen ise hayret ettin. Bana bu çocuğu neden öldürdün dedin. Ne istedin bu temiz kandan dedin. Bu çocuğun Salih ve Saliha olan anne ve babası vardı. İleride ise kendisi zalim biri olacaktı. Ben böyle yapmakla üçünü de kurtarmış oldum. Hem anne ve baba ve üçü tekrar Cennet’te -inşallah- buluşacaklardır. Böylece bunları kötü bir sondan, babalarının-annelerinin Salih olması nedeniyle korudum.” (Kehf suresi 79-81)

Duvarı tamir etme konusuna gelince şehirde iki tane yetim çocuk bulunuyordu. Babaları ise genç yaşta vefat etmişti. Çocuklarını düşünerek bir hazine hazırladı ve toprağın altına koydu. Üzerini de bir duvar ile kapattı.

Hz. Hızır gördü ki duvar yıkılmış ve hazine ortaya çıkacak. Oradaki köy halkı da gelip onları alacaklar. “Burada ben dedi bu iki masumun hakkını korudum.” dedi. (Kehf suresi 82)

Kıssadan Hisse

Evet Hz. Musa şeriat sahibi kitap sahibi bir peygamber idi. Ve onu tatbik ile mükellef idi. Hz. Hızır ise Allah’ın kendisine ihsan ettiği ledünnî ilimle hareket etmekteydi. Musa peygamberin Hz. Hızır’a karşı çıkması ve şer’i hudutları gözetmesi bu hassasiyetinden geliyordu.

Zira Hz. Musa zahirle mükellefti. Yani hâdiseleri zahirine göre görünüşüne göre muhakeme ediyordu. Hz. Hızır ise ledünni bir ilme sahipti. Geleceğe vakıf olduğundan ona göre hareket ediyordu. Bu noktada aslında aralarında bir zıtlık yoktur.  

Hz. Musa ve Hz. Hızır Kıssası tahlil edilirse; geminin delinmesi, çocuğun öldürülmesi ve duvarın tamir edilmesi zahiren bir haksızlık ve zulüm gibi görünüyor. Hakikatleri ise bir rahmet ve hikmet olduğu görünüyor. Bu ise ilmi ledün ile çıkıyor.

Ayrıca şu hisseleri de çıkarabiliriz. Peygamberler ilim sevdalısıdır. İlim elde etmek bir çaba, gayret, sabır, tevekkül gerektirir. Kendisine kitap indirilmiş bir peygamber dahi ilim yoluna zahmetlere katlanarak çıkıyorsa bizim kendimize bir bakmamız ve çeki düzen vermemiz gerektir.

Bu kıssa bize bir kez daha gösteriyor ki bizim şer olarak gördüğümüzde nice hayırlar bulunmaktadır. Bizlerin dahi bir kötülük ile karşılaşırsak düzeltmek için elimizden geleni yapmalıyız. Başımıza gelen hadiselere de sabretmemiz icap eder. Vesselam.

Bu makaleyi paylaş
2 İnceleme
  • İlknur says:

    Oldukça güzel nsunum yapılmış Alllah razı olsun

    Cevapla

İnceleme bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir