GenelYayınlar

Hazreti Rabia kimdir? Kıssaları Nelerdir?

Hazreti Rabia
630görüntülenme

Hazreti Rabia mübarek büyük hanım evliyalardandır. Mısırda bulanan Rabiatül Adeviyye meydanı adını bu mübarek zattan alır. İşte Rabiatül Adeviye hazretlerinin öyküsü…

Hazreti Rabia Tabiin zamanında yani sahabeleri görenler zamanında yetişmiş büyük hanım evliyalardandır. Ailesinin dördüncü çocuğu olduğundan adını bu manaya gelen Rabia koymuşlar.

Hazreti Rabia Kimdir?

714 veya 718 yılında Basra’da doğmuştur. Adeviyye namıyla anılmasına sebep bağlı olduğu Kays bin Adi kabilesine olan nispetten gelmektedir. Künyesi ise Ümmül Hayrdır.

Küçük yaşta yetim kalan Hazreti Rabia Basra’da kıtlık baş göstermesiyle birlikte kardeşlerinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Daha sonraları ihtiyar bir zat tarafından köle olarak satın alınmış ve ona hizmet etmeye başlamıştır.

Bir gece; ‘Ya ilahi, sen biliyorsun ki benim emelim senin emirlerine uymaktır. Eğer benim elimden gelse sana ibadetten bir an geri kalmazdım. Fakat ihtiyar bir kişiye hizmet ettiğim için sana olması gerektiği gibi ibadet edemiyorum’ demiş ve bu sözleri efendisi duymuş ve onun nasıl bir kişi olduğunu anlayarak azat etmiştir.

Hazreti Rabia ihtiyarın yanından ayrıldı. Hacca gitmeye karar verdi ve bir kervana katıldı. Onun züht ve takvası daha çocuk yaşlarda kendini göstermiş hayatı boyunca bu yoldan ayrılmamıştır.

Hacdan sonra Basra’ya yerleşen Hazreti Rabia bundan sonraki ömrünü ilim ve ibadet ile geçirdi. Kendisine sufilerden ve emirlerden evlenme teklifleri gelmiş ancak o reddetmiştir. Bu teklifleri kabul etmemesinin temelinde züht anlayışı ve evliliğin ilaha aşkın önünde perde olmasından korktuğu şeklinde yorumlanmıştır.

Günlerini sürekli ibadet ile geçirirdi, geceleri de ibadet ederdi. Kefenini daima yanında taşır, namazını üzerinde kılardı. Kefenini yanına almadan gezdiğini, konuştuğunu kimse görmemiştir.

Hazreti Rabia yapmadığı şeyleri anlatırlar endişesiyle çok istemese de nasihatlerinden faydalanmak isteyen birçok kişi tarafından ziyaret edilmiştir. Kendisiyle görüşüp nasihat alanlar arasında Hasan-ı-Basri, Zünnun-u Mısri, İbrahim bin Ethem, Süfyan Sevri, Şakik-i Belhi, Mâlik bin Dinar gibi ünlü sufiler ve emirler bulunmakta ve bu konuşmalar ve nasihatler çeşitli şekillerde rivayet edilmektedir.

Hazreti Rabia’nın ilahi aşk konusunda ki şu sözleri manidardır.

“Ey Rabbim! Ben seni iki sevgi ile seviyorum. Sevginin birisi benim aşk ve iştiyakımdan, diğeri ise senin sevilmeye layık olduğundandır”

“İlahi! Eğer ben sana cehennem korkusu ile ibadet ediyor isem beni cehennem ateşinde yak! Eğer cenneti kazanmak niyeti ile sana kulluk yapıyor isem beni cennetten mahrum eyle! Eğer sana olan sevgimden dolayı sana ibadet ediyor isem o zaman ezeli cemalinden beni mahrum eyleme!” 

Hazreti Rabia 796 yılında veya 801 yılında Basra’da vefat etmiştir. Bazı rivayetlerde ise kabrinin Kudüs’te olduğu bildirilmiştir.. Allahualem..

Hazreti Rabia kıssaları

Hırsız ve Hazreti Rabia

Hazreti Rabia-tül Adeviyye, bir gece vakti namaz kılmak için seccadesini yere sermiş ve namazını bitirdikten sonra şöyle bir dua etmiş; “Ey Allah’ım şu an birçok kimse uyudu, birçok kimse sevdiğine gitti, ben ise sana geldim, çünkü benim sevdiğim sensin.” Daha sonra zikir çekerken uyuya kalmış.

Bir zaman sonra bir hırsız evine girdi. Sağına soluna baktı. “Bu ev az ve eski eşyaların olduğu fakir birisinin eviymiş” diye sızlandı.

“Ancak birkaç parça eşya almadan çıkmam” diye söylendi. Sonra torbasına birkaç parça eşya doldurdu. Tam evden çıkacakken birde baktı ki kapı yerinde yok! Az önce girdiği kapı ilginç bir şekilde yerinde yoktu. Her yer duvar olmuştu.

Hemen aldıklarını yerlerine bıraktı ve çevresine baktı, kapı orada duruyordu. Tekrar torbasını eşyalarla doldurdu ve tekrar baktı ki yine kapı yine yerinde yoktu! Bu işlemi tekrarladı yine kapı yerinde yoktu. En son yaptığı işlemden sonra bir ses duydu: “Ey hırsız! Seven uyudu lakin sevilen ayakta!”

Hazreti Rabia ve rızka dair bir ders

EvliyaMalik bin Dinar şöyle anlatır: Bir zaman Hazreti Rabia’nın yanına vardım. Baktım abdestini almış, kalan sudan da birkaç yudum içmiş idi. Baktım abdest aldığı testinin bir tarafı kırıktı ve yıpranmış bir hasırda oturuyordu. Eski bir de yastığı vardı.

Halini görünce çok üzüldüm ve dedim ki “Ey Rabia! Benim zengin arkadaşlarım var. İstersen sana onlardan bir şeyler alayım” Bana döndü ve “Ya Malik! Bana ve onlara da rızkı veren Allah’tır. O fakir kimseleri fakir olduğu için unutup, zengin kimseleri de zengin olduğu için hatırlıyor ve onlara yardım mı ediyor sanıyorsun?” dedi. Ben “Hayır, böyle bir şey olur mu?” dedim.

Cevaben ” Benim bu halimi en iyi bilen Allahtır, beni bilen birine halimi benim hatırlatmam olur mu?  Madem o öyle istemiş, biz de Onun istediğini istiyoruz” diye cevap verdi.

Hazreti Rabia neden evlenmedi

Hazreti Rabia evlenmemiştir. “Niçin evlenmiyorsun?” diye soranlara şöyle söyledi: “Benim üç büyük sıkıntım var. Bu sıkıntılardan kolayca kurtulmamı garanti verirseniz, o zaman evlenebilirim.

Nedir onlar diye sordular: Birincisi, son nefesimde acaba imanımı kurtarabilecek miyim? İkincisi, Kıyametten sonra amel defterimi sağ mı, yoksa sol tarafımdan mı verecekler? Üçüncüsü, Herkesin hesabı görülüp bittikten sonra bir gruba haydi Cehenneme ve bir gruba haydi Cennet’e dediklerinde acaba ben hangi grupta olacağım?” dedi.

O soranlar; “Biz bu soruların cevabı olarak bir şey söylemekten aciziz” dediler. “O zaman benim önümde böyle dehşetli günler varken ve bu günlere hazırlanmam elbette elzem iken, ben evlenmeyi nasıl düşünebilirim?” dedi.

Hazreti Rabia ve duası

Hazreti Rabia çok fazla oruç tutardı. Bir defasında bir haftaya yakın hiç yiyecek bulamadı, açlığı iyice şiddetlendi. Birden kapı çaldı ve birisi bir tabak yemek getirdi. O da yemek için mum getirmeye gitti. Geldiğinde baktı ki kedi yemeğini dökmüş. Bu sefer su içmek isterken bardağı düşürüp kırılınca Hazreti Rabia “Ya Rabbi! Bu aciz kulunu imtihan ediyorsun, ancak acizliğimden sabredemiyorum” dedi ve bir ah çekti.

Bu ah öyleydi ki neredeyse ev yanacaktı. Hazreti Rabia bir ses duydu “Ey Rabia, sen eğer istersen dünya nimetlerini üzerine saçayım, üzerindeki bütün dert ve belaları kaldırayım. Ancak dertler ve belalar ile dünya bir arada bulunmaz.” Bu sözler işiten Hazreti Rabia, “Ya Rabbi! beni her daim kendin ile beraber kıl ve beni senden alıkoyacak her türlü şeylerden uzak tut” diye dua etti.

Hazreti Rabia’nın zühdü

Kimseden bir şey kabul etmezdi. Bir seferinde Hasan-ı Basri hazretleri kendisini ziyarete gelmiş. Baktı kulübesinin girişinde, zengin olanlardan birinin ağladığını gördü. “Neden ağlıyorsunuz?” diye sordu.

O zengin kişi “Züht ve takva sahibi olan şu hatun olmasa biliniz ki halk perişan olur. Bu hanım bu zamanın bereketidir. Biliniz ki Allah bizi, eğer birçok bela ve sıkıntılardan koruyorsa onun hürmetinedir. Ben ona az da olsa bir miktar yardım edeyim dedim şu keseyi getirdim. Ancak kabul etmedi diye ağlıyorum.”

Bunu ona siz verseniz, sizin hatırınız için belki kabul eder dedi. Hasan-ı Basri hazretleri içeri girdi olup bitenleri anlatınca Hz. Râbia-tül Adeviyye dedi ki: “Ben bu dünyalık şeyleri hakiki sahibi olan Allah’tan istemeğe utanırım bir başkasından nasıl alayım?

Allah ise bu dünya da kendisini inkar edenlere bile rızkını verirken, kalbi Allah’ın muhabbeti ile yanan birinin rızkını vermez mi zannediyorsunuz? O kimseye söyleyin ki kalbi mahzun olmasın. Biz Allah’tan gayri başkasından bir şey almamaya ahdettik. Hiçbir kimseden de bir şey beklemiyoruz. Geleni ise kabul etmiyoruz. Bir vakit devlete ait olan bir kandilin ışığından istifade ederek gömleğimi yama yaptım da kalbim dağıldı, o dikişleri sökünceye kadar kalbimi toparlayamadım. “dedi.

Hanımlara nasihati

Hanımlar, ziyaretine gelirler, nasihat talep ederlerdi. Bu nasihatlerinden biri de şöyledir: İyiliklerinizi dahi gizleyiniz, tıpkı kötülüklerinizi gizlediğiniz gibi. İyiliklerini açık etmek, rüzgara karşı un savurmak gibidir. Onları alıp götürür de eliniz boşta kalır.

Hazreti Rabia’nın Düşündüren Cevabı

Günlerden bir gün Hasan Basri Hazretleri, çok önemli hayati bir konuyu konuşmak üzere Hazreti Rabia’nın yanına gelmişti ve Hazreti Rabia ona şöyle dedi:

“Ey Hasan, sence kadının aklı ile nefsani arzularını karşılaştırsak nasıl bir orantı ortaya çıkar? Bu durumu erkeğin aklı ve nefsani arzularıyla kıyas edecek olursak ortaya çıkan sonuç hakkında fikriniz ve görüşünüz nedir” dedi.

Hasan Basri Hazretleri ise şöyle dedi: “Kadının akli melekesi nefsani arzularının yanında onda bir oranındadır. Kadının nefsin isteklerine meyli akli melekelerinden dokuz misli daha baskındır. Erkekler ise erkeklerin aklı dokuz ancak nefsani arzuları akıllarına kıyasla bir orandadır.”

Hazreti Rabia’nın cevabı ise çok manidardır: “Ben bir ip ile dokuz köpeğe güç getirirken, siz erkeklerin dokuz iple bir köpekle başa çıkamamanıza doğrusu hayret ediyorum.” Hasan Basri Hazretleri aldığı bu cevap ile gözyaşlarını tutamamış ve ağlayarak “bu nasihat bana yeter” demiş ve oradan ayrılıp gitmiştir.

İşte böyle mübarek bir zat olan Hazreti Rabia’dan Allah razı olsun. Böyle mübarek nice hanım evliyaları Allah şu zamanda da nasip etsin. Bizlere ise onun ahlakından ve nasihatlerinden istifade etmeyi nasip etsin. Amin. Selamet ve Dua ile.

Osmanlıca isminiz nasıl yazılıyor. İşte cevabı burada.

Osmanlıca öğrenmek ister misiniz? Oldukça kolay bir şekilde anlatılan ve 8 derste öğrenebileceğiniz dersler buradadır

Dervişin kabadayı ile imtihanı okumak isterseniz burada.

Bu hikayede geçen hırsız ve Hazreti Rabia kısmını Osmanlıca olarak okumak isterseniz aşağıdaki görsellerden matbu hat ve rika hattı ile okuyabilirsiniz.

hazreti rabia
Matbu Hat Osmanlıca
Hazreti rabia
Rika Hat Osmanlıca

Yorum Yap