Hazreti Osman kimdir? Hayatı Hakkında Kısa Bilgiler

admin 16 Aralık 2021 51 Görüntüleme
Yükleme 2021/12/16 at 4:47 PM
11 Dk. Okuma süresi
Hazreti osman

Hazreti Osman ikinci halife Hz Ömer’den sonra hilafet makamında gelen dört halifesinden birisidir. Güzel ahlakı, insanlara örnek davranışlarıyla öne çıkmış ve Peygamberimizin (sav) “Melekler bile ondan haya eder” övgüsüne mazhar olmuştur.

Peygamberimizin (sav) cennetle müjdelediği on sahabeden birisidir. Hem dört büyük halife içinde en uzun süre halifelik yapandır. Hilafeti bırakmaz ise öldürülmekle tehdit edilen bu büyük sahabe Kur’an-ı Kerim okurken şehit edilmiştir.  İşte bu mübarek sahabenin hayatı…

Hazreti Osman’ın Hayatı

Hazreti Osman hicri takvimine göre 574 tarihinde Mekke’de doğmuştur. Hz Peygamber’e (sav) ilk iman edenlerden olmuştur. Bu cihetle ilk Müslüman olanların beşincisidir. İman ettiği sırada 34 yaşlarında olduğu rivayet edilmiştir.

Hz Osman Kureyş kabilesine mensup idi. Annesi Erva Hanım olup aynı zamanda peygamber efendimizin halası olan Beyza’nın kızıdır. Babası ise Affan olup kureyşin en zengin tüccarlarındandı. Hz. Osman gençlik zamanlarında babasının yanında ticaret ile ilgilenmiş ve iman etmeden evvel Mekke’nin önemli tüccarları arasına girmişti.

Cahiliye devrinde Hz Ebubekir’in yakın arkadaşlarındı. İslam dininin tebliğinin henüz ilk safhasında Hz. Ebubekir’in aracılığıyla Resulullah’ın yanına gitmiş ve Müslüman olmuştur. Hz. Osman ilk 10 müslüman arasında bulunmaktadır.

Hazreti Osman inananların safına geçince amcası tarafından baskılara maruz kalmış. Lakin kararlı duruşu ile dininden taviz vermemiştir. Kısa bir süre sonra da Hz. Peygamber’in kızı Rukiyye ile evlenmiştir. Hanımıyla beraber Habeşistan’a hicret etmiştir. Mekke’ye döndükten sonra ise Medine’ye hicret etmiştir.

Bedir Savaşına Neden Katılamamıştır?

Hz. Peygamber (sav) Bedir Savaşı’na giderken kızı Rukiye hasta idi. Hazreti Osman’ı da kızının başında Medine’de bıraktı. Bedirde zafer müjdesinin Medine’ye ulaştığı vakit Rukiyye ölmüştü. Bu vefat sonrası Peygamber Efendimiz diğer kızı Ümmü Gülsüm’ü Hz. Osman’ı ile evlendirmiştir.

Hz. Peygamber “Şayet 40 tane kızım olsaydı birbiri arkasından kalmayana kadar onları Osman ile evlendirirdim. ” demiştir. Hazreti Osman Hz. Peygamberin iki kızıyla evlenmiş olduğundan iki nur sahibi manasında zinnnureyn lakabı verilmiş ve bu lakap ile anılır olmuştur.

Sahabelerin en zenginlerindendi. Herkesten daha çok maddi yardımda bulunurdu. Yahudi birine ait olan Rume kuyusu vardı. Bu kuyu Müslümanlar için önemliydi. Zira suya ihtiyaç vardı. Peygamberimiz (asm) “Kim rume kuyusunu açarsa ona cennet vardır.” demişti. O mübarek zat 35.000 dirheme satın alarak kuyuyu Müslümanların hizmetine vermiştir. Böylelikle Hazreti Osman cennetle müjdelenen 10 sahabeden biri olmuştur.

Tebük seferi için kafirlerin üzerine sefere çıkan ordunun ihtiyaçlarının üçte birini tek başına karşılamıştı. Hem tam teçhizatlı 950 deve ve 100 at, 10.000 Dinar nakit para bağışlamıştı. Bunu gören Hz Peygamber (sav) “Ey Allah’ım ben Osman’dan razıyım sen de razı ol” diyerek dua etmişti.

Kâbe’yi topluca ziyaret için Müslümanları temsilen Mekke’ye gitmişti. Oradan dönmesinin gecikmesi üzerine öldürüldüğü haberleri yayılınca Peygamberimiz sahabelerden müşriklere karşı savaşa girmek şartıyla biat aldı. Hatta Allah Resulü ” Osman Allah ve resulünün emri için oraya gitmiştir” diyerek sağ elini sol elinin üzerine koyarak onun adına biat etmiştir. Daha sonra haberlerin asılsız çıkmasının ardında akabe biatları yapılmıştır.

Hazreti Osman’ın Halifeliği

Hz Ebubekir’e ve Hz Ömer’e biat ederek daima onlara yardımcı oldu. Onların adeta müşaviri oldu. Ahlakı yüksek, tatlı sözlü ve haya denildiğinde ilk akla gelen kişiydi.

Halife Hazreti Ömer, Mescid-i Nebevide hançerle ağır bir şekilde yaralanınca aşere-i mübeşşereden altı kişiyi (Osman, Ali, Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebû Vakkās, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvâm) 3 gün içinde aralarından birini halife seçmek üzere vazifelendirmişti. Abdurrahman bin Avf diğer üyelerin de kabulü ile halife seçmek üzere heyete başkan oldu.

İlk iş olarak şura üyeleri ile uzun görüşmeler yaptı. Medine’nin ileri gelenleri ile hem valiler, kumandanlar ve kabile reisleriyle görüştü. İstişarelerin dördüncü günü sabah namazından sonra kararını açıklamak üzere herkesi Mescidi Nebevide toplanmak üzere çağırdı.

Hz. Ali’yi ardından Hazreti Osman’ı çağırdı. Onlardan Allah’ın kitabına ve resulünün sünnetine uymak ve ilk iki halifenin yolunu takip etmek noktasında teminat talep etti. Hz. Ali “Gücümün ve bilgimin yettiği kadar” cevabına karşın Hazreti Osman ise “tereddütsüz” cevabını verince Abdurrahman bin Avf halife olarak Hz. Osman’ı ilan etti. Orada bulunan herkes ona biat etti.

Hz.Ebu Bekir (r.a) zamanında yazdırılan ve Mushaf adı verilen Kur‘an-ı Kerim’in ilk nüshasından 6 nüsha daha yazdırılmış ve dağıtılmıştır.

Hazreti Osman Zamanında Fetihler

Hz Osman İslam tebliğinin girmiş olduğu yayılma sürecini ve fetihler aynı hızla devam ettirdi. Onun zamanında İran’a fetihler hızlandırılmış, horsan, Afganistan sınırları içinde kalan Belh, Herat, Buşenc ve Tus gibi şehirler fethedilmiştir.

Diğer tarafta İrminiye, Gürcistan, Dağıstan ve Azerbaycan ve Tiflis’in fethi tamamlanmıştır. Aynı zamanda Kuzey Afrika’da fetihlere devam edilmiştir. Bizanslıların işgal ettiği İskenderiye tekrar geri alınmıştır. Makarıu krallığı ile anlaşma yapılarak egemenlik altına alınmıştır.

Kıbrıs fethedilerek Akdeniz’de Bizans hakimiyetine son verilmiştir. Fetihlerle birlikte toplumun refahı artmıştır. Hazreti Osman Mescidi nebinin genişletilmesine sağlamıştır.

Fitne Hareketleri

Hz Ömer döneminde tam olarak kurallara uyan valiler Hz Osman döneminde onun yumuşak huylu olmasını da fırsat bilerek sorumsuz davranmaya başladılar. Hazreti Osman’a bu noktada kendi akrabalarını valiliğe getirdiği, onlara izzet-i ikramda bulunduğu hatta yolsuzluklara göz yumduğu suçlamaları başladı.

Bir vakit Hazreti Ali Hz Osman’a “Hz. Ömer bir yere vali gönderdiği zaman onları sıkı bir şekilde denetlerdi. Küçük dahi olsa hatalarını sorgular ve şiddetli ceza verirdi. Ama sen bunu yapmıyorsun” dedi. Bunun üzerine Hz Osman daha dikkatli davrandı ve denetlemeye başladı.

Ama maalesef bilerek fitne çıkaranlar Valilerin keyfi hareketlerini bahane ederek karşı muhalefete başladılar. Fitneciler özellikle Kufe’de Basra’da Mısır’da şiddetli muhalefet hareketi başlattılar.

Fitneciler Hz. Ali Peygamberimizin varisidir. Hilafet onun hakkıdır hilafet gasp altındadır diyerek hareketlerinin şiddetini arttırdılar. Dedikodu ile fitne hareketleri ile halk galeyana getiriliyordu.

Dedikodular artınca Hazreti Osman müfettişler tayin ederek vilâyetlerdeki durumu öğrenmek için harekete geçti.  Söylentilerin devamı üzerine valileri Medine’ye çağırdı. Valiler bu dedikoduların tertip olduğunu, endişe edilecek bir vaziyet olmadığını söylediler. Sonuç olarak bazı uyarılarda bulunarak tedbirler aldırdı.

Valilerin dönüşleri sonrası ilk önemli gelişme Kufe’de oldu. Fitneciler Vali Said bin As’ın yolunu keserek şehre girmesini engellemişlerdi. Halifeden valiyi görevden alıp yerine Ebu Musâ el-Eş’ariyi tayin etmesini talep ettiler. Hz. Osman da olayları dindirmek için bu talebi kabul etti.

Ancak bu durum işlerin kontrolünden çıkmasına yol açtı. Zira diğer merkezlerdeki muhalifler bundan cesaret aldılar. Mısır, Kufe ve Basra’daki fitneciler Hz. Osman’ı ve valilerini açıktan eleştirmeye başladılar. Öyle ki haksız isnatlarda bulunmaktan çekinmediler. Hem Hz. Ali, Zübeyr, Talha ve Hz. Âişe gibi ashabın büyüklerinin ağzından asılsız mektuplar yazarak çeşitli yerlere gönderdiler.

Bu mektuplar bütün şehirlere gönderilerek halkı cihat için Medine’ye çağırıyordu. Bu olay büyük yankı uyandırdı. Mektupların etkisi ile Medine’de Hazreti Osman’a yönelik muhaliflerin sayısını arttı. Fitne hareketi boş durmadı. Hz. Ali, Hz. Talha ve Hz. Zübeyre halifelik teklif ettiler ama ret cevabı aldılar.

Hz. Osman’ın Evini Kuşattılar

Halifeyi indirmekte kararlı olan fitneciler onu savunan Medinelilerin dağıtmak ve şehirde kontrolü ele geçirmek için plan yaptılar.  Ani bir hareketle üç grup halinde farklı istikametlerden tekbirlerle Medine’ye girerek Hz. Osman’ın evini kuşattılar. Sebep olarak da Hz. Osman’ın eski Mısır valisine liderlerinin öldürülmesini emreden bir mektup yazdığını ve mektubu ele geçirdiklerini söylediler.

Hz. Osman ise böyle bir mektup yazmadım dediyse de evinin etrafında mevzilendiler. Tarafsız kalan Medinelilere dokunmayacaklarını ilan ettiler. Hz. Osman bu vaziyet karşısında valilere gizlice haber göndererek yardım istedi.

Halifenin öldürüleceği ihtimalini düşünmeyen Medinelilerin çoğu evlerine kapanıp mecbur kalmadıkça dışarı çıkmadılar. Medine’de sokaklarda köleler ve işsiz güçsüz bedevîler ile isyancılar kaldı. Asiler 20 günle 2 ay kadar devam ettiği söylenen muhasaranın son on gününe kadar Hz. Osman’ın mescide çıkmasına ve imamlık yapmasına karışmadılar.

Bu vakitlerde Hazreti Osman kendisine yöneltilen ithamlara ikna edici cevaplar verdi. Hatta birçok meselede Hz. Ali’nin tavsiyeleri ile de onları ikna etmeyi de başardı. Bundan sonra Allah’ın kitabı ve Hz. Peygamber’in sünneti ile hareket edeceğine söz vererek sükuneti de sağladı.

Ancak yardımcısı Mervan’ın yaptığı konuşma ile ortalığı yeniden karıştırdı. İsyancılar kuşatmanın son on gününde Hz. Osman’ın artık evinden çıkmasına izin vermediler. Halifeliği bırakmasını yoksa öldürüleceğini söylediler.

Hz. Osman’ın Şehadeti

Bundan sonra evine su gönderilmesini dahi yasakladılar. Mervan’ın konuşmasına çok sinirlenen ve bir kenara çekilen Hz. Ali ve Ümmü Habibe’nin su ulaştırma teşebbüslerini de sert bir şekilde engellendi. Hz. Osman asilerin kendisini öldüreceklerini anlamış lakin halifeliği bırakmayı da reddetmişti.  Kendisini savunanları tehlikeye amayı murad etmemiş ve onlardan silah kullanmamaları için kesin söz almıştı. (Kendisini savunacak 700 kişiden bahsedilmektedir ki bu sayı isyanı bastırmak için yeterdi.)

Hz. Osman Hz. Peygamberin bir hadisinde bir musibetten sonra şehit edileceğini biliyordu. Rüyasında Hz. Peygamberin yarın birlikte iftar edeceklerini söylemesinin de etkisiyle fitnecilere boyun eğmeyi reddedip ölümü beklemeyi tercih etti. Fitnecilere hac sonrası Mekke’den çok sayıda insanın Medine’ye geleceği ve eyaletlerden askeri birliklerin yaklaştığı haberi geldi. Aceleyle genç sahabelerin savunduğu evin kapısını yaktılar. Akşam saatlerinde bitişikteki evden içeriye giren birkaç Mısırlı, Kur’an okumakta olan Hz. Osman’ı şehit etti. (17 Haziran 656) Halife o zaman 82 yaşındaydı. Öyleki Kuran okuduğu sayfada feseyekfikehumullah yani Allah sana yeter yazıyordu.

Halifeye kalkan olmak isteyen hanımı Naile bint Ferafisa’nın parmakları da kesilmişti. Evi ve beytülmali yağmalayan asi fitneciler Hz. Osman’ın defnedilmesini dahi engellediler. Cenaze hemen teslim edilmemiş bekletilmişti. Hanımı Naile’nin çabalarıyla akşam-yatsı arasında çok az kişi tarafından gizlice kaldırılabildi.

Hazreti Osman’ın şehit edilmesi bir dönüm noktası olmuştur. Bu olaydan sonra iç karışıklar ve fitneler birbirini takip etmiştir. Allah mübarek haya kahramanı Hazreti Osman’dan, diğer halifelerden ve sahabelerden binlerce kez razı olsun vesselam.

Bu makaleyi paylaş
Yorum Yap