GenelYayınlar

Hazreti Meryem ve Hayatı

Hazreti Meryem ve Hayatı
Hazreti Meryem ve Hayatı
435views

Hazreti Meryem İslam tarihine müstesna kadınlar dediğimizde en öne çıkanlar arasındadır. Cennetle müjdelenen dört kadından birisi ve ulul-azm Peygamberlerden olan Hazreti İsa’nın annesidir Hazreti Meryem.

Hazreti Meryem bu mübarek kadının hayatını incelediğimizde ilk göze çarpan şey bir sürü sıkıntı ve zorluk çektiği halde Allah Teâlâ’nın hiçbir zaman onu yalnız bırakmadığıdır. Şimdi hep birlikte biraz daha yakından inceleyelim bu güzel insanın yaşamını.

Hazreti Meryem ve ailesi

Hz. Davut, Hz. İbrahim’in soyundan gelen hükümdar peygamberlerden idi.  Hazreti Meryem babası İmran da bu soydan geliyordu. Bir vakit İmran rüyasında, Kudüs’te bulunan Süleyman Mabedinin kandillerini yaktığını gördü. Sonra bu rüyayı bir çağrı kabul ederek eşi Hanna ile birlikte Kudüs’e gelir, Beytü’l Makdis’e hizmet ederler ve hayatlarını burada sürdürmeye başlarlar.

İmran ve eşi Hanna en büyük istekleri olan ve aynı zamanda da üzüntüsü çocuk sahibi olmaktı. Lakin ikisinin de yaşları epey ilerlemişti. Artık yaşlanmışlardı. Ancak buna rağmen çocuk sahibi olabilme istekleri o kadar fazla idi ki her fırsatta içleri gidiyor ve dua ediyorlardı.

İşte böyle bir zamanda Allah‘a öyle ihlasla samimane bir yakarışta bulundular ki; Allah onlara bir evlat ihsan eder. Bir çocuğa gebe olduğunu öğrenen Hanna ve eşi çok sevinirler. Mucizevi bir şekilde hamile kalan Hanna şükürlerinin bir göstergesi olarak Allah’a şöyle dua eder:

“Allah’ım, karnımda taşıdığım bu çocuğu sadece sana hizmet etmek üzere adadım. Bunu benden kabul et.” (Al-i İmran suresi 35. Ayet)

Mucizevari bir şekilde ihtiyar bir annenin hamile kalması, İmran’ın kral peygamber soyundan geliyor olması ve Tevrat’ta anlatılan bazı hadiselerin ortaya çıkmaya başlaması nedeniyle bu bebeğe hahamlar ve halk arasında farklı bir gözle İsrail’in kurtuluşunu sağlayacak olan mesih olarak bakılmaya başlanmıştır.

Mübarek bir kadın Hazreti Meryem

Derken doğum vakti gelmiş, hafif kızıl saçlı bir kız bebek dünyaya gözlerini açmıştı. Adı ise Meryemdir. Meryem yani dindar kadın, iffetli kadın…

Yahudi hahamlar ve halk arasında bu çocuğun erkek değil de kız olması hayal kırıklığına hatta tepkilere neden oldu. O zamanlarda Yahudilikte kızların mabetlerde ibadet etmesi, Tevrat okuması vb. dini emirleri yerine getirmesi yasaktı. Bu vaziyette bir kız mabede nasıl hizmet edecek ve Allah’a nasıl ibadet edecekti?

Hanna bebeğinin doğumundan kısa bir süre sonra eşi İmran’ı kaybetmişti. O da bebeğini alarak adağını yerine getirmek için mabedin yolunu tuttu. Hanna orada çıkan tartışmada hayatını kaybetti ve Meryem bebek teyzesinin eşi olan Hazreti Zekeriya peygamberin himayesinde mabede verildi.

Hazreti Meryem 13-14 yaşlarına kadar Zekeriya Peygamber’in muallimliğinde ve korumasında gündüzlerini mabede hizmet etmekle, geceleri ise odasında ibadetle geçirirdi. Yanına sadece Hazreti Zekeriya girebiliyordu. Zekeriya Peygamber odasına her girdiğinde çeşit çeşit nimetler görüyordu. Bu nimetler öyle ki kışın yaz meyveleri yazın kış meyveleri olacak kadar çeşitliydi.

Bir bakıma Allah (c.c) Hazreti Meryem’i peygamber annesini kendi rızıklandırıyordu. Bu durum Kuranda şu şekilde geçer.

“Rabbi onu güzelce kabul etti ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriyayı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriya, Meryem’in bulunduğu mihraba (yani odaya) her girdiğinde onun yanında yeni bir rızık bulurdu. Bu sana nereden geldi ey Meryem!” diye sorar. Meryem de “Allah tarafındandır.” Cevabını verirdi. Kuşkusuz Allah istediğini hesapsız bir şekilde rızıklandırır” dedi” (Ali İmran 37. Ayet)

Hazreti Meryem ve Hazreti Cebrail

Hazreti Meryem günlerini böyle sürekli iffetle ve ibadetle geçirdi. Bir vakit Hazreti Cebrail insan suretinde Hazreti Meryem’in yanına geldi.

Hazreti Meryem, gelen kişinin bir insan zannettiği ve bir zarar gelebileceğinden endişe ettiği için ne yapacağını şaşırmıştı. O an çevresinde yardım edebilecek kimse de yoktu. Rabbine sığınmaktan başka bir yolu kalmayan Hazreti Meryem, ona hitaben “Ben senden, Rahman olan Allah’a sığınırım. Eğer Allah’tan korkuyorsan bana dokunma dedi” (Meryem suresi 18. Ayet)

Hazreti Cebrail (a.s) insan değil de, melek olarak gelmiş olsaydı, belki dehşete kapılıp ondan korkup kaçacak ve söylediklerini dinlemeye tahammül edemeyecekti. Hazreti Cebrail (a.s) Hazreti Meryem’in korkusunu gidermek ve neden geldiğini anlatmak için “Ben, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamak için Rabbinin gönderdiği bir elçiden başkası değilim” dedi (Meryem suresi 19. Ayet)

Hazreti Meryem karşısındakinin Hazreti Cebrail (a.s) olduğunu anladı ve sakinleşti. Ancak şaşırmıştı.  Kendisine hiç bir erkek eli değmemiş, iffetli bir kimse idi. Bunun nasıl mümkün olabileceğine bir cevap almak istedi ve sordu “Benim nasıl çocuğum olabilir. Bana bir erkek eli değmemiştir. Ben iffetsiz de değilim” dedi” (Meryem suresi 20. Ayet)

Ona cevaben;

“Evet, öyle Rabbin diyor ki: O bana kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Bu ezelde hükme bağlanmış bir iştir” dedi.” (Meryem 21. Ayet)

Yüce Allah İsa (a.s)’nın babasız doğmasını takdir ettiğinden, onu mucizevi bir şekilde ayetin ifadesi ile ruhundan üfleyerek yarattı.

Gebe kalan Hazreti Meryem, insanlardan uzak bir yere gitti ve doğumuna kadar Allah’a karşı ibadetlerine devam eder. Doğum sonrası karşılaşacağı sıkıntılar için ona yalvarır ve yardım isterdi.

Keşke Ölseydim dedi

Zamanın geçmesiyle doğum sancıları arttı, kavminin töhmet korkuları da o kadar arttı. Bulunduğu yerde bir hurma ağacının altına sığındı. İyice bunaldı. Hem doğum sancıları hem kavminin söyleyecekleri aklına gelince üzüldü öyle ki bu halini şu ayet anlatmaktadır. Keşke bundan evvel ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım” dedi” (Meryem 23. Ayet)

Tam bu esnada Hazreti Cebrail Allah’ın emriyle imdadına yetişir ve ona der ki: “Tasalanma, Rabbin senin hemen altında su yatağı yarattı. Hurma ağacını da kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun. Şayet insanlardan birini görürsen de ki ‘ben çok esirgeyici olan Rahman’a adakta bulundum. Bugün artık kimseyle konuşmayacağım’ de!” (Meryem suresi 26. Ayet)

Bu ayetler Hazreti Meryem’in Allah tarafından korunup gözetildiğini, yalnız olmadığını gösteriyordu. Yani bir bakıma Hazreti Meryem için sen çocuğunla ilgili etrafına bir şey söylemene gerek yok. Bu konu ile ilgili gelecek tepkilere biz cevap veririz denmiş oluyordu. Bu şekilde Hazreti Meryem az da olsa rahatlamıştı.

Hazreti Meryem aldığı bu manevi destekle doğan çocuğunu kucağına alarak kavminin yanına gitti. Korktuğu şey başına geldi ve herkes onu kınadı. Onlar dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın! Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” (Meryem 27-28. Ayetler)

Bunun üzerine Hazreti Meryem başıyla kundaktaki yavrusunu işaret etti. Adeta neler olduğunu ona sorun, demek istiyor gibiydi.

Bebek olan Hazreti İsa Konuştu

Etrafına toplanan insanlar “Beşikteki bebekle konuşulur mu?” dediklerinde, bebek olan Hazreti İsa Allah’ın izniyle dile geldi ve şöyle dedi: “Kuşkusuz ben Allah’ın kuluyum. Rabbim bana Kitab’ı İncil’i verdi. Beni peygamber kıldı. Nerede bulunursam bulunayım beni mübarek ve erdemli kıldı. Hayatım boyunca bana, namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).” Beşikte olan ve henüz bebek olan yavrunun konuşmasından sonra, bu hakikati Allah bizlere şöyle buyuruyor “Hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa işte budur. Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. Allah yücedir, bu (iddia)dan uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece ‘ol!’ der, o da oluverir.” (Meryem 34-35. Ayetler)

Hazreti Allah, bu ayetlerde Hazreti İsa’nın babasız bir şekilde dünyaya geldiğini, toplumun yani herkesin gözü önünde hiçbir kimsenin inkar edemeyeceği bir şekilde gösterdi.

Hazreti Meryem Hazreti İsa’nın gökyüzüne yükseltilmesinden yaklaşık altı yıl sonra vefat etti. Ömrü hep zikir ve ibadetle geçti. Hazreti Meryem, Asiye, Hatice ve Fatıma ile birlikte cennetle müjdelenen dört kadından birisidir Kabrinin nerede olduğu ile ilgili ise net bir bilgi yoktur.

Kıssadan Hisse

Her kıssadan bazı dersler çıkarırız. Hazreti Meryem hayatı hikayesine baktığımızda onun ne kadar güzel bir örnek olduğunu görebiliyoruz. Ne kadar zor durumlarla karşı karşıya gelse de hepsinin birer imtihan olduğunun bilincinde olması, Allah’a hiçbir zaman isyanda bulunmaması aksine her daim kendisine verdiği nimetlere şükretmesi bizler için örnek alınması gereken hususlardır. Doğduğumuz andan ölümümüze kadar geçen süreye ömür adı verilir. Ve ömür bizler için şüphesiz bir imtihan, sınavdır. Hayatta karşımıza çıkan bazı şeyler bizi çabucak isyanın eşiğine getirebilirken bunları hazreti Meryem gibi büyük insanların yaşadıkları ile karşılaştırdığımızda ne kadar basit kaldığını görebiliyoruz. İşte bu şekilde baktığımızda onlar gibi olmanın hiç de zor olmadığını anlamalıyız. Zaten zor olsaydı Allah onları bizlere örnek göstermezdi değil mi? Ve eğer onu örnek alırsak Rabbimizin ona yardım ettiği gibi bize de yardım edeceğine inanıyoruz.

Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Selam ve Dua ile .. Selametle

Osmanlıca Eğitim nedir? buradaki   makalemizi okuyabilirsiniz. 

Osmanlıca isminiz nasıl yazılıyor? Buradan   öğrenebilirsiniz ..

Osmanlıca mı öğrenmek istersiniz? 8 ders ile çok kolay bir şekilde   buradan   öğrenebilirsiniz. 


Leave a Response