Genel – Osmanlıca Ögren https://osmanlicaogren.com Çok kolay sen de öğrenebilirsin. Wed, 30 Jun 2021 12:53:48 +0000 tr hourly 1 https://osmanlicaogren.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-vav-harf-32x32.png Genel – Osmanlıca Ögren https://osmanlicaogren.com 32 32 1. Murad Kimdir? https://osmanlicaogren.com/1-murad-kimdir https://osmanlicaogren.com/1-murad-kimdir#respond Tue, 01 Dec 2020 20:24:50 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=22320 Murad Hüdavendigar

1.Murad yani Murat Hüdavendigar Kosova fatihi, veli hem şehit hem Gazi olup Sultan 1. Murad’ın hayatı ve yaptıkları bu yazımızdadır. Murad Hüdavendigar miladi 1326 yılında Bursa’da doğmuştur. Babası Orhan Gazi olup annesi ise Bizans tekfurlarından olan Yarhisar Tekfuru’nun kızı olan Nilüfer Hatun’dur (Holofira). Balkanları Türk yurdu haline getiren sultandır. 1. Murad Hüdavendigar Kimdir Sultan 1. […]

The post 1. Murad Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Murad Hüdavendigar

1.Murad yani Murat Hüdavendigar Kosova fatihi, veli hem şehit hem Gazi olup Sultan 1. Murad’ın hayatı ve yaptıkları bu yazımızdadır.

Murad Hüdavendigar miladi 1326 yılında Bursa’da doğmuştur. Babası Orhan Gazi olup annesi ise Bizans tekfurlarından olan Yarhisar Tekfuru’nun kızı olan Nilüfer Hatun’dur (Holofira). Balkanları Türk yurdu haline getiren sultandır.

1. Murad Hüdavendigar Kimdir

Sultan 1. Murad, uzun boylu, geniş yüzlü ve iri burunluydu. Adaleli bir vücuda sahipti. Başında Mevlevi sikkesi sarılı bir başlık takar ve sade giyinirdi. Hem nazik, sevimli ve yumuşak huylu bir insan idi.

İlk eğitimini, annesi Nilüfer Hatun’dan almış daha sonra eğitimini tamamlamak için Bursa’ya gitmiştir. Buradaki Medreselerde ilim ve sanat adamları dersler almıştır.

Alimlere ve sanatkarlara hürmet göstermiş, fakirlere ve kimsesizlere şefkat ile davranmıştır. Hem tam bir asker ve devlet adamıydı. Fethedilen yerlerdeki Hristiyanlara iyi davrandığı için onların sevgisini kazanmıştır.

1382 tarihinden sonra “Murad Hüdavendigar” diye anılan Sultan 1.Murad, 1. Kosova savaşından sonra harp meydanında gezerken, Sırp Milos Obraviç (Sırp Kralı Lazar’ın damadı) tarafından hançerlenerek şehit edilmiştir.

Çocukları: Yakub Çelebi, Yıldırım Beyazıt, Savcı Bey ve İbrahim, Nefise ve Sultan Hatundur.

1. Murad Dönemi

1326-1389 yılları arasında hüküm sürmüş üçüncü Osmanlı Sultanıdır. Dönemin hem zahiri hem batini ilimlerinde ileri gelen büyük şahsiyetler tarafından yetiştirilmiştir.

Ağabeyi Rumeli fâtihi olan Süleyman Bey’in ölümü üzerine veliaht tayin edilmiş, kısa bir zaman sonra da babası vefat edince 1. Murad Hüdavendigar Bursa’ya gelerek Osmanlı tahtına oturmuştur.

Bir devlet adamında olması gereken bütün sıfatlara malik olan 1. Murad Han, hem ilmi bir derinliğe de sahipti.

İslam hukukuna göre bir harpte kazanılan ganimetlerin beşte biri devletin hakkı olduğu için Pençik Kanununu (beşte bir) çıkardı. Fethedilen her yerde mükemmel bir surette tesis edildi. Hiç bir Kimse aç ve açıkta kalmadı, herkes büyük bir huzur içinde yaşamıştır.

Sırpsındığı Zaferi

murad_hudavendigar

Osmanlı’nın batıdaki fetihlerinin hızla devam etmesi üzerine krallıklarının son bulacağından endişesiyle Avrupalı devletler, yaklaşık 60-100 bin kişinin katıldığı bir haçlı ordusu toplayarak sefere çıktılar.

Bu haberi alan Sultan 1. Murad Hacı İlbey komutasında 4.000 kişilik bir orduyu, keşif amacıyla gönderdi. Haçlı ordusu Meriç nehrini geçtiklerinde bir mukavemet ile karşılaşmadıklarından zafer naraları atmaya başlamışlardı.

Sevinçlerinden yiyip içip sarhoş olup uyudular. Bu gafletten yararlanan Hacı İlbey hızlıca üç koldan düşman üzerine baskını yaptı.

Neye uğradığını şaşıran ve panikleyen haçlı askerleri büyük bir bozguna uğradılar. Gece karanlığında o panikle birçoğu birbirini ezdi, kaçanların çoğu da Meriç Nehri’nde boğuldu. Az sayıda kurtulabilenler ise kaçabildi.

Güneş doğduğunda hezimet tam olarak ortaya çıkmıştı. Tarihteki meşhur “Sırpsındığı” zaferi meydana gelmiş ve Haçlılar perişan olmuşlardır. Bu zaferden sonra Başkent Bursa’dan Edirne’ye taşınmıştır.

Edirne’ye Câmiler, medreseler, birçok ilim kültür müesseseleri inşa edilerek medeniyet merkezi hâline getirilmiştir. Osmanlının hudutları orta Avrupa’ya kadar dayanmış ve artık sıra Avrupa’da fitnenin başı olan Sırpları bertaraf etmeye sıra gelmişti.

Kosova Zaferine Doğru

Hazırlıklar yapılmış ve Priştine’ye yakın Kosova sahasında, müttefik haçlı kuvvetleri ile Osmanlı ordusu karşı karşıya geldi. Haçlı müttefikleri yaklaşık 150 bin kişilik bir güce sahip iken Osmanlı ordusu ise ancak 60 bin kişi kadardı.

Sabaha doğru Osmanlı ordusu savaş düzeni aldı. Ordunun merkezinde Sultan 1. Murad Han, sağında Şehzâde Yıldırım Bayezid ve sollunda Şehzâde Yakup Çelebi komuta ediyordu.

Sultan 1. Murad’ın Duası

Sultan 1. Murad 8 Ağustos 1389’da Kosova ovasına geldiğinde tozu dumana katan bir fırtına vardı ve o gece Berat Gecesi idi. iki rekat namaz kıldı sonrasında gözyaşları içinde şu duayı etti.

“Ya Rabbi! Eğer şu fırtına aciz Murat kulunun günahları nedeniyle çıktı ise masum askerlerimi bundan cezalandırma!.. Allah’ım! Bu askerler ki buraya yalnız adını yüceltmek ve İslâm’ı tebliğ için geldiler!..

İlahi! Bunca zaman beni zaferden mahrum eylemedin ve duamı kabul buyurdun. Tekrar sana iltica ediyorum; duamı kabul buyur! Bize bir yağmur nasip eyle ki bu toz bulutu kalksın ve kâfirleri görüp, yüz yüze cenk edebilelim!

Allah’ım! Bütün mülk de bu kul da Sen’indir. Ben ise aciz bir kulum, niyetimi de sırlarımı çok iyi bilirsin. Benim maksadım mal-mülk değildir. Sadece senin rızana nail olmaktır.

Allah’ım! Bu Müslüman askerleri kafir ehline mağlup ederek helâk eyleme!.. Bizlere öyle bir zafer lütfet ki, bütün Müslümanlar bayram etsin! Dilersen o bayram vaktinde şu Murat kulun yolunda kurban olsun!..

Ya İlahi! Bu kadar Müslüman askerin helâkine beni neden kılma! Onlara yardım eyle ve zafer bahşet! İşte bunlar için ben kurban olayım yeter ki tek Sen beni şehitler zümresine kat! Bu İslam askerleri için teslim-i ruha ben razıyım. Beni gazi kıldın ve bu işin sonunda da lütuf ve kereminle şehit eyle! Amin!..”

Bu ihlasla yapılan duadan sonra Sultan huzur içinde Kur’an-ı Kerîm okumaya başladı. Çok geçmedi ki rahmet bulutları çıkıverdi. O meydana sağanak yağmur boşandı, rüzgâr durdu ve toz bulutu kalktı. 1. Murad Han secde-i şükür etti.

1. Murad Askerlerine Yaptığı Konuşma

Savaş başlamadan önce 1. Murad Han, askerlerine tarihi nitelikte şu konuşmayı yapmıştır.

“Yiğitlerim! Şimdi gayret günüdür. Erlik zamanıdır mertlik demidir. Bunca zamandır vatan sizinle övünür. Şimdi sizden şan ve şerefle dolu geçmişimiz büyük muvaffakıyetler bekler.

Bugün şu Kosova meydanı titreyen heybetiniz, Allah’ın izniyle muzaffer bir şekilde şanlı sancağımız dalgalanacak ve onun karşısında hiçbir güç duramayacaktır. Bugün kazanacağımız şanlı bir zafer bütün Rumeli’nde i’lâ-yı kelimetullâha vesile olacaktır.

İnsanın ömrü uzun değildir ve nihayette bitecektir. Ebedi bâkî olan sadece Allâh-ı Azîmü’ş-şân’dır. Cennete ulaşmak dileyenlere, işte şu meydan-ı şân ü celâdet ile duruyor.

İşte Gaziler! Benimle birlikte Allah sadalarıyla hücum ediniz!

1. Kosova Zaferi

Murad Hüdavendigar

Bu etkileyici sözlerin ardından 8 Ağustos 1389 sabahı başlayan meydan savaşı sekiz saat sürmüş ve düşman hezimete uğrayarak tarumar olmuştur.

Muharebenin sonunda zaferin kesinleştiğini gören 1. Murad Han, bunun şükrü olarak savaş sahasında geziniyordu.

Hünkar’ın korumaları bir anlık gafletle yaralı geldiği söylenen kralı görmek üzere etrafa bakarlarken yaralı taklidi yapan Sırp Kralı Lazar’ın damadı Milos Obraviç Sultanın elini öper gibi yaparak iyice yaklaştı ve koltuğunun altında sakladığı hançerini hızla çıkararak kaşla göz arasında Hünkâr’ın göğsüne sapladı.

Korumalar neye uğradıklarını şaşırdılar ve oracıkta onu paramparça ettiler. Lakin Sultan 1. Murad duası kabul olarak şehit oldu. 

29 sene devam eden hükümdarlığı süresince zaferden zafere koşmuş ve Mağlubiyet yüzü görmemiştir.

Babasından bir beylik olarak aldığı devleti büyük bir imparatorluk haline getirdi. Babası Orhan Gazi’den kalan 95.000 km2 olan toprakları 500.000 km2’ye ulaşmıştır.

Meşhed Hüdavendigar

Sultan 1. Murat’ın iç organları burada defnedildi ve bu yer de “Meşhed-i Hüdâvendigâr” olarak meşhur oldu. Meşhed şehit kelimesinden gelmekte ve şehit olduğu mekanı ifade etmektedir.

Meşhed-i Hüdâvendigar hiçbir zaman unutulmamış hatta Osmanlılar Balkanlar’dan çekilirken dahi imzaladığı anlaşmalara bu yer için özel bir madde ekletmiştir.

Sultanı Üzen Olay

Osmanlı sultanları gazâ ve cihat ettikleri zamanda Anadolu’da bulunan bazı beylikler zaman zaman saldırıyorlardı. İşte bu savaşlardan birinde bulunan Sultan 1. Murad Han, Rumeli’de iken de böyle bir durum oldu.

Karamanoğlu beyi Alâeddin Bey fırsattan istifade Osmanlı topraklarına taarruz etti. Bunu haber alan Hünkâr, son derece üzüldü ve yanında bulunanlara 1. Murad Hüdavendigar şöyle dedi.

“Şu zalimin yaptığına bakınız! Biz bir aylık uzaklıkta ve küffar ile gece gündüz cenk etsin, gaza etsin o da gelip Müslümanların mülkünü yağma etsin! İmdi ben cihadı bırakıp da nasıl Müslüman olan kardeşlerime kılıç çekeyim?!.”

Osmanlının bakış açısı böyleydi Anadolu beyliklerine karşı sabır ve tahammül göstermiştir. Onlara düşman nazarıyla bakmıyordu. Hem beylikleri cebir zoruyla kendilerine ram etmeyi zararlı buluyor ve bu şekilde kurulacak bir birliğin çabuk zeval bulacağını biliyorlardı.

Bu sebepledir ki Osmanlı sultanlarının Anadolu’da işleri ağırdan almaları aslında bir zaaf değil, Müslüman olan Anadolu’yu ikna yoluyla birleştirip bütünleştirmeyi münasip görmelerindendir.

1. Murat’ın Kabri Nerede?

Sultan I. Murat Han’ın hançerle parçalanan bedeninin iç organları, şehit olduğu yere gömüldü ve oraya bir türbe yapıldı.

Bedeni ise, Bursa’ya getirilerek Çekirge ’de yaptırmış olduğu cami ve külliyenin yanına defnedildi. Oraya da ikinci bir türbe yapıldı. Allah rahmet eylesin inşallah.

The post 1. Murad Kimdir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/1-murad-kimdir/feed 0
Her Şeyde Bir Hayır Vardır https://osmanlicaogren.com/her-seyde-bir-hayir-vardir https://osmanlicaogren.com/her-seyde-bir-hayir-vardir#respond Fri, 27 Nov 2020 18:06:47 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=22289 Her şeyde Bir Hayır Vardır

Her Şeyde Bir Hayır Vardır güzel ve sırlı bir cümledir. Zira bizim başımıza gelen hadiseleri her şeyi ile bilmemizin imkanı olmaz ve bilemeyiz de o hadiseler hayır mı şer mi? Her Şeyde Bir Hayır Vardır sözünü aklımızdan hiçbir zaman çıkarmayalım. Bazen insan bu hakikati algılayamaz ve der ki “Acaba neden şimdi benim başıma bu geldi?” […]

The post Her Şeyde Bir Hayır Vardır appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Her şeyde Bir Hayır Vardır

Her Şeyde Bir Hayır Vardır güzel ve sırlı bir cümledir. Zira bizim başımıza gelen hadiseleri her şeyi ile bilmemizin imkanı olmaz ve bilemeyiz de o hadiseler hayır mı şer mi?

Her Şeyde Bir Hayır Vardır sözünü aklımızdan hiçbir zaman çıkarmayalım. Bazen insan bu hakikati algılayamaz ve der ki “Acaba neden şimdi benim başıma bu geldi?” hayıflanır.

Kendine göre başına gelenleri yorumlar, şeytan ve nefiste girince olumsuz düşünür ve bazen de bunalıma bile girer. Halbuki bu olayların altında bilmediğimiz birçok hikmetler vardır.

Yani bizler neyin hayır, neyin şer olduğunu bilemeyiz bazen hayır gördüğümüzde şer, şer gördüğümüzde hayır olması muhtemeldir ki zaten Bakara suresi 216. ayet buna işaret eder;

“Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olur. Kimi zaman da sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olabilir. Sonuç itibarıyla neyin hayır ve neyin şer getireceğini sadece Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 2/216).

Kıssadan Hisse

Anlatılır ki bir vakit şeyh talebelerini toplamış içlerinde liyakatli talebesi de varmış. Onlara demiş ki olmaz da haydi diyelim eğer Haşa Allah’ın gücü sizde olsaydınız ne yapardınız?

Birisi demiş ki bütün hastaları iyi ederdim. Diğeri zorda olanlara yardım ederdim. Bir başkası açları doyururdum. Böyle devam etmiş en son o talebeye gelince ben hiçbir şey yapmazdım Zaten olan en güzelidir deyince herkes bir an duraklamış ve şeyhi tebessüm ederek onu tasdiklemiş.

Böylece o talebenin liyakati çıktığı gibi bir hakikatte ortaya çıkmış olan da hayr vardır.

Yine anlatılır ki; zamanın birinde bir padişah varmış ve avlanmayı çok severmiş sık sık avlanırmış. Padişahın akıllı ve her şeyini ona danıştığı “Her şeyin hayırlısı, her şeyde bir hayır vardır.” sözünü dilinden düşürmeyen veziri vardı.

Padişahın başına bir hadise gelse veziri hemen “Padişahım üzülmeyin her şeyde bir hayır vardır.” derdi. Bazen Padişah bu yüzden kızarmış.

Yine bir vakit padişah demiş ki “yarın ava nereye gidelim” vezir bir yer söylemiş. Gitmişler lakin avlanırken padişah elini yaralanmış, eli kanamış ve elini sarmışlar. Padişah kızmış veziri ise “Her işte bir hayır vardır padişahım, üzülmeyin.” demiş.

Bunun cevap üzerine padişah kızıp, ben elimi kestim “Her işte bir hayır vardır” diyorsun diyerek veziri zindana atmış. Ama vezir zindana giderken dahi aynı sizi tekrar etmiş Padişah tekrar sinirlenmiş, “zindana attırıyorum yine aynı şeyi diyor” demiş.

Her Şeyde Bir Hayır Vardır

Bir vakit sonra Padişah avlanmak için tekrar çıkmış bu sefer uzak yere gidelim demiş ama avlanırken oranın yerlileri baskın yapmış ve bunları esir etmişler.

Yerlilerin adeti üzere her gün bir esiri kurban ederlermiş sıra padişaha gelince onu bırakmışlar. Nedeni inançlarına göre sakat ya da yaralı birini kurban etmezlermiş. Bu nedenle padişah ölümden kurtulmuş.

Padişahın aklına veziri gelmiş ona hak vermiş. Ülkesine dönünce vezirini serbest bıraktırmış ve pişman olmuş, af dilemiş sonra yine bir soru sormuş; “Hadi benim elimin kesilmesini anladık da senin zindana girmendeki hayır nedir.”

Vezir demiş ki “Şayet bende zindanda olmayıp sizinle gelseydim şimdi o yerliler başkaları gibi beni de kurban etmiş olacaklardı.”

Velhasılıkelam 

Evet Her şeyin en hayırlısını bilen sadece Allah’tır. Eğer başımıza bir musibet, bir bela geldiği vakit hemen sinirlenmemek lazım. Her işte vardır bir hayır demek lazım. Eğer işiniz yolunda gitmiyorsa, sıkıntılarınız varsa her zaman bu hakikati aklınıza getirin vesselam.

The post Her Şeyde Bir Hayır Vardır appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/her-seyde-bir-hayir-vardir/feed 0
Cezeri Kasım Paşa Cami Kitabesi https://osmanlicaogren.com/cezeri-kasim-pasa-cami-kitabesi https://osmanlicaogren.com/cezeri-kasim-pasa-cami-kitabesi#respond Sat, 21 Nov 2020 19:24:41 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=22203

Cezeri Kasım Paşa Cami Kitabesi İstanbul Eyüp’te Zal Paşa Caddesi ile Cezeri Kasım Akar Çeşmesi Sokağının birleştiği köşede bulunmaktadır. Cezeri Kasım Paşa Cami banisi yani inşa ettireni nişancılık, defterdarlık ve vezirlik görevlerinde bulunmuş Cezeri lakabıyla tanınan Kasım Paşa olup 1515 tarihinde yaptırmıştır. Kasım Paşa sofi ve koca lakapları ile ünlü olmuş olan Cezerizade Nişancı Mehmed […]

The post Cezeri Kasım Paşa Cami Kitabesi appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>

Cezeri Kasım Paşa Cami Kitabesi İstanbul Eyüp’te Zal Paşa Caddesi ile Cezeri Kasım Akar Çeşmesi Sokağının birleştiği köşede bulunmaktadır.

Cezeri Kasım Paşa Cami banisi yani inşa ettireni nişancılık, defterdarlık ve vezirlik görevlerinde bulunmuş Cezeri lakabıyla tanınan Kasım Paşa olup 1515 tarihinde yaptırmıştır.

Kasım Paşa sofi ve koca lakapları ile ünlü olmuş olan Cezerizade Nişancı Mehmed Çelebi’nin oğludur. Şehzade Süleyman’a Lala ve defterdarlık yapmış tahta geçmesinden sonrada 4. vezir olmuştur. Paşa 1543 senesinde vefat etmiş ve Kabri Bursa’da Emir Sultan Türbesi içindedir. Bir rivayete göre de, Bursa’daki medresesi yanına gömülmüştür.

Kasım Paşa ayrıca İstanbul Cağaloğlu’nda ve Selanik’te de birer cami, Selanik’te bir imaret ve Bursa’da medrese ile hamam yaptırmıştır.

Cezeri Kasım Paşa Cami Kitabesi

Cami tuğla olarak kesme taştan inşa edilmiştir. Tek ve sağır kubbeli olup önünde üç kubbeli bir revakı vardır. Minaresi ise sağda olup şerefesinin altı şekillidir.

Caminin girişinde tamir kitabesi bulunmaktadır. Kitabe ve kitabede bulunan yazılar aşağıda verilmiştir.

Cezeri Kasım Paşa Cami KitabesiHazret-i Adl-i Sultan Mahmud Hân-ı Gâzi’nin

Sa’d hazinedar ustası ol hahsalat zehrâ

Harâb olmuşken işbu ibâdetgâh-âli kim

Hulûs-ı kalb ile ta’mir idüb çün eyledi ihya

3 Muharrem 1238 (20 Eylül 1822)

Avlusunda bulunan şadırvanı Hadice Sultan’ın kethüdası Mehmed Efendi yaptırmıştır. Şadırvanın etrafı sekiz ahşap sütunlu bir saçak çevirmiş olup Üzeri kiremit ile döşenmiştir. On iki yüzlü olup bir yüzünde tamiri ile ilgili;

Cezeri Kasım Paşa Cami Kitabesi

Şadırvan ta’mir-i târih

18 L 1266 (Ağustos 1850) diye yazılıdır.

Cezeri Kasım Paşa Cami içinde dikkat çeken bir husus, mihrabın hem içine hem minberin sol tarafına yapılmış olan çinilerdir. Bu çinilerden birisi olan ve Osmanlı döneminde Türk çini sanatında başlı başına bir yeri olan ve sayıları pek fazla olmayan Kabe tasvirli panodur.

Cezeri Kasım Paşa Cami Kitabesi

Mihrabın sol tarafında pencere üstünde yer alan bu pano kitabesine göre İznikli Mehmed oğlu Osman tarafından 1138 Recebinde (Mart 1726) vakfedilmiş yazmaktadır. Bu panoda 25 × 25 cm ölçüsünde olan 6 çini kullanılmış ve çiçekli bir çerçeve içinde oldukça güzel bir Kâbe tasviri bulunur.

Mihrabın orta kısmında 22 Receb 1138 (26 Mart 1726) tarihini taşıyan tek bir çini yerleştirilmiş olup aşağı bölmeler ise bu tarihe nazaran daha eskiye ait görünen çinilerle kaplanmıştır.

Tarihini bilen ve gördüğü zaman turist gibi değil ecdada yakışır bir şekilde gören ve okuyan kimselerden olmak temennisiyle Allah’a emanet olun vesselam. Piyale Paşa Cami kitabesi makalemizi de okumanızı tavsiye ediyoruz.

 

 

The post Cezeri Kasım Paşa Cami Kitabesi appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/cezeri-kasim-pasa-cami-kitabesi/feed 0
Osmanlıca 1. Kur Nedir? https://osmanlicaogren.com/osmanlica-1-kur-nedir https://osmanlicaogren.com/osmanlica-1-kur-nedir#comments Tue, 10 Nov 2020 13:51:53 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=22126 Osmanlıca 1. Kur

Osmanlıca 1. kur Nedir? Sorusu devamlı sorulan sorular arasında yer alıyor. Bu alanda farklı kurların yer alması bu soruya neden oluyor. İşte bu surunun cevabı bu yazımızda bulunmaktadır. Evet Osmanlıca 1. kur nedir sorusundan evvel bazı açıklamalar yapmak ve konuyu temellendirmek iyi olacaktır. Zira Osmanlıca dediğimiz zaman geniş bir alan karşımıza çıkar. Osmanlıca Alfabe ile […]

The post Osmanlıca 1. Kur Nedir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Osmanlıca 1. Kur

Osmanlıca 1. kur Nedir? Sorusu devamlı sorulan sorular arasında yer alıyor. Bu alanda farklı kurların yer alması bu soruya neden oluyor. İşte bu surunun cevabı bu yazımızda bulunmaktadır.

Evet Osmanlıca 1. kur nedir sorusundan evvel bazı açıklamalar yapmak ve konuyu temellendirmek iyi olacaktır. Zira Osmanlıca dediğimiz zaman geniş bir alan karşımıza çıkar.

Osmanlıca

Alfabe ile harfler ile duygularımızı düşüncelerimiz en ince ayrıntısına kadar ifade etmek elbette imkanı vardır. Harfler ile kelimeler ile edebi eserler, şiirler, kültürel, bilimsel ve sanatlar eserler gibi ortaya koyarız.

Osmanlıca oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Bu alfabe ile nice eserler hem kültürel hem medeniyet noktasında sunulmuştur. Neticede bu alfabenin hem Osmanlı hem Selçukluları düşündüğümüzde yaklaşık 1000 yıllık bir geçmişi vardır.

İşte Osmanlıca dediğimizde kelimeleri oldukça zengin bir dil karşımıza çıkıyor. Bu zenginliğin karşılı ise harika bir tarih, kültür, sanat ve medeniyettir.

Peki bizler Osmanlıcayı nasıl öğrenmeliyiz.  Okullarda bir ders anlatılırken örneğin matematik ya da İngilizce ilkokul, ortaokul, lise ve Üniversitede kolaydan zora veya temelden ileri seviyeye göre bir akış sırasıyla öğretilir.

Öyle değil mi? Bir dersin ilkokul. Orta veya lisede aynı şekilde öğretilmesi diye bir şey yoktur. Temel seviyeden ileri seviyeye doğru anlatılır. Daha zora doğru gider.

İşte Osmanlıca ya da diğer bir ifade ile Osmanlı Türkçesi de böyledir. Bir bütün olarak bir kur düzenlemek veyahut tamamını bir kitapta anlatmak mümkün değildir. Zira Osmanlıca zamanında dünyaya hükmetmiş çok zengin eserler ortaya çıkartmıştır.

Osmanlıca 1. kur Nedir?

İşte bu bütünlük içerisinde Osmanlıcanın kolaydan zora doğru bir sıralaması yapılmış ve ilk basamağına Osmanlıca 1. kur denilmiştir. Yani Osmanlıca öğrenmenin ilk adımıdır, ilk basamağıdır.

Bu kur ile Bizler temelden Osmanlıca öğrenmek başka bir ifade ile sıfırdan Osmanlıca öğrenmek konusuna giriş yapıyoruz.

Peki biz bu Osmanlıca Birinci Kur ile ne öğreniyoruz? Osmanlıcanın temeli olan harfleri, nasıl okuyacağımızı, nelere dikkat edeceğimizi ve öğrenmenin temel noktalarının anlatıyoruz.

Osmanlıca 1. kur ile bilgisayarda yazılan yani matbu hat dediğimiz metinleri ve sosyal medyada paylaşılan basit yazıları kolaylıkla okuyabiliriz.

Osmanlıcayı öğrenmek çok kolaydır hatta 1 haftada öğrenilebilir sözünüm karşılığı bu kur olup hakikaten çok kısa sürede öğrenen pek çok kişi vardır. Hatta hiçbir kursa gitmeden sadece sosyal medya paylaşımları ile öğrenen binler vardır.

Biz de sitemizde sizi yormadan, kurallara boğmadan püf noktalarını anlatarak ve örnekler vererek Osmanlıca Dersler Menüsü altında Osmanlıca 1. kur derslerini anlattık.

Medeniyet ve kültürümüzün temeli ve köprüsü olan Osmanlı Türkçesini öğrenmeniz temennisiyle afiyetle kalınız.

The post Osmanlıca 1. Kur Nedir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/osmanlica-1-kur-nedir/feed 2
Hüsnü Hat Nedir? https://osmanlicaogren.com/husnu-hat-nedir https://osmanlicaogren.com/husnu-hat-nedir#comments Fri, 06 Nov 2020 19:02:59 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=22088 Hüsnü hat

Hüsnü hat nedir? kısa bilgiler, anlamı, tarihi, nasıl hat yapılır  ve hat sanatı çeşitler nelerdir gibi bu konuda aklımıza gelen soruların cevabını bu yazımızda bulabilirsiniz. Hüsnü hat nedir? Kuran harfleri ile yazılan güzel yazı sanatının adıdır. Hat Arapça çizgi manasına gelmektedir.  6.  ve 10. yüzyıl arasında bir gelişme dönemiyle ortaya çıkmış ve devamında hattı daha […]

The post Hüsnü Hat Nedir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Hüsnü hat

Hüsnü hat nedir? kısa bilgiler, anlamı, tarihi, nasıl hat yapılır  ve hat sanatı çeşitler nelerdir gibi bu konuda aklımıza gelen soruların cevabını bu yazımızda bulabilirsiniz.

Hüsnü hat nedir? Kuran harfleri ile yazılan güzel yazı sanatının adıdır. Hat Arapça çizgi manasına gelmektedir.  6.  ve 10. yüzyıl arasında bir gelişme dönemiyle ortaya çıkmış ve devamında hattı daha güzel şekillerde, değişik kaideler çerçevesinde zamanla gelişmiştir.

Bu yazı sanatını güzel bir şekilde icra edenlere katip daha çok hattat denilmektedir. Hattatlık hususen Kuran’ın el ile özenli bir şekilde yazılmasıyla ortaya çıkmakla beraber ayet, hadis ve özlü sözlerde yazılmaktadır.

Herhangi bir ölçüye bağlı olmadan yazılan yazılar Hüsnü hat olarak değerlendirilmez ve bu yazıları yazanlara da hattat denilmez.

Hüsnü Hat Nedir?

islam-hat-sanatiDemişler ki yazı dilin eli, gönlümüzün tercümanı, iradenin yansıması ve ruhun aynası hükmündedir. Evet yazı akılların yansımasıdır, belki bir silah, bir ilim, hafızanın yardımcısı ve medeniyetlere açılan kapıdır.

Güzel yazı ise yazının süsü olup gözü ve zihni çabuk yorulmaktan korur. Demişler ki güzel yazı fikrin işletir, olgunlaştır, sözü düzenler, ifadeyi kuvvet verir, dili düzenler, düşünmeye imkan verir.

Hüsnü Hat Nasıl Yapılır?

Hat sanatının temelinde harflerin sembolleştirilmesi ve harfe uygulanması vardır. Kişi bunu hayal dünyasında canlandırır ve bunu kağıda döker. Bu manada hat ustalarının önemi oldukça fazladır. Herkesin kendi miktarınca yapılabilecek gibi dursa da ustasından öğrenilmesi gereken bir sanattır.

Öğrenmek isteyen birisi hat ustasını iyice gözlemler, kendisini geliştirir ve hayal dünyasını hat sanatı ile birleştirebilirse hat ustası aday olabilir. Gerçek bir hat ustası olabilmek için uzun bir uğraş ve emek lazımdır.

Hat sanatı kişinin hem yetenekli olmak hem hayal gücünü kullanmak önemlidir. Hat sanatı nasıl yapılır sorusunun yanı aslında usta çırak ilişkisinde yatmaktadır. Bu alanda gelişmek isteyen kişi evvelce kendine bir usta bulmalıdır.

Burada tek tek anlatmak detaylandırmak elbette mümkün değildir. Meraklı isek bir kursa ve en önemlisi bir ustaya ihtiyacımız vardır.

Hüsnü Hat Çeşitleri

Aslında Arap harfleri İslamiyet’ten önce de vardı. Lakin güzelliğini İslam geldikten sonra kazanmış ve zaman içinde farklı ve yeni tarzlar geliştirilmiştir.

Hat yazı çeşitleri dediğimiz zaman Osmanlının ciddi katkılar yaptığını görüyoruz. Bu konuda detaylı bilgilere İslami hat ve çeşitleri isimli makalede bulabilirsiniz.

Hat Sanatında Kullanılan Malzemeler

Eğer bu işi yapmaya karar verdiyseniz malzemelerinizin kaliteli bir şekilde edinmenizde fayda vardır. Şayet malzemeniz ne kadar kaliteli ise yapacağınız sanat da eserlerde o kadar düzgün ve güzel olacaktır. Peki bize neler lazım işte listemiz;

  • Kalem
  • Kalemtıraş
  • Makta (kamış kalemlerin uçlarını kesmek için kullanılan alet)
  • Mühreleme (Yazı kağıdını düzelten alet)
  • Ahar (Kağıt Boyama)
  • Mürekkep
  • Likaa (Mürekkep hokkalarına konulan ipek kırpıntısı )
  • Hokka

Hüsnü Hat Örnekleri

Tarihimiz ve medeniyetimiz içinde pek çok örnek bulmak elbette mümkündür. Bu süreç içinde nice hattatlar tarihe damga vuran eserler ortaya çıkarmışlardır. Görenler maşallah barekellah demişlerdir. Sitemizde Ana menüler arasında yer alan Osmanlıca altında bulunan Hüsnü Hat menüsünden bu örneklere ulaşabilirsiniz.

Hüsnü Hattın Faydaları

Hat sanatı dediğimiz zaman esasen pek çok faydası olduğu tarihten gelen bir bilgidir.

Gözlere faydalı olduğu çok kimse tarafında belirtilmiş hatta  1950’li tarihlerde bir Rum doktorun muayenehanesine astığı şu levha pek manidardır “Gözlükten kurtulmak isteyenler, hüsnü hatla meşgul olsunlar!”

Bu sözün manası güzel hattın gözü yormaması, yumuşak kavisleri sebebiyle bozuk gözü bile tedavi etmesi şeklinde yorumlamışladır. Üstelik bunu yazan bir Rum doktordur.

İnsanın psikolojisine olumlu etki ettiği tecrübe ve nakillerle sabittir. Bu sanatta akıp giden bir zarafet ve letafet vardır ki insanı bambaşka bir âlemlerine götürür. Bazen ondaki bir harf gönlü ruhaniyet ile doldurmaya kâfi gelir. Örneğin yana yatık yazılan bir vav, sanki başı eğik dua hâlindeki bir mümini hatırlatır.

Sanki hüsnü hat “Kur’an’dan bir harf, yeryüzünden ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır!” ifadesiyle buyrulan hakikat görünmüştür.

Hat sanatı dediğimiz zaman sabır da önemlidir. Bu işle iştigal edenlerin bu sabır kuvvetinin geliştiği ve karşılaştı hadiselere daha metanetli olması muhtemeldir.

Sonuç olarak bu hat sanatı pek çok açıdan faydalı ve hikmetli olduğu, bir sanat olarak uğraş olarak önümüzde durmaktadır. Temennimiz odur ki bu alanda nice ustalar çıkarak bu sanatın devam etmesi ve toplum nezdinde karşılığının bulmasıdır.

The post Hüsnü Hat Nedir? appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/husnu-hat-nedir/feed 2
Piyale Paşa Cami ve Kitabesi https://osmanlicaogren.com/piyale-pasa-cami-ve-kitabesi https://osmanlicaogren.com/piyale-pasa-cami-ve-kitabesi#respond Thu, 05 Nov 2020 12:39:52 +0000 https://osmanlicaogren.com/?p=22077 Piyale paşa cami

Piyale Paşa Cami İstanbul’un Rumeli yakasında Kasımpaşa semtinde bir camidir. Piyale paşa Bulvarı üzerinde bulunan cami II. Selim’in damadı olan Piyale Paşa tarafından 1573 tarihinde Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Piyale Paşa Cami ilk inşa edildiği külliyesi, cami binası, sıbyan mektebi, hamamı, sebili, tekkesi, türbesi ve çarşısı olarak inşa edilmiş lakin günümüze sadece cami ve türbe gelebilmiştir. […]

The post Piyale Paşa Cami ve Kitabesi appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
Piyale paşa cami

Piyale Paşa Cami İstanbul’un Rumeli yakasında Kasımpaşa semtinde bir camidir. Piyale paşa Bulvarı üzerinde bulunan cami II. Selim’in damadı olan Piyale Paşa tarafından 1573 tarihinde Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

Piyale Paşa Cami ilk inşa edildiği külliyesi, cami binası, sıbyan mektebi, hamamı, sebili, tekkesi, türbesi ve çarşısı olarak inşa edilmiş lakin günümüze sadece cami ve türbe gelebilmiştir.

Kasımpaşa’nın en önemli tarihi camisi olup Osmanlı tarihinin en önemli mimarları olan Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. 1573 tarihinde tamamlanarak ibadete açılmıştır. Haşmetli ve cezbedici bir görünüme sahiptir.

Caminin Banisi (inşa ettireni)

Piyale Paşa 1515 tarihinde doğmuş olup Sultan I. Süleyman zamanında 14 yıl boyunca kaptan-ı derya yani donanma komutanı görevinde bulunmuştur.

Piyale Paşa Aslen Hırvat olup babası sonradan Müslüman olmuş ve Abdurrahman adını almıştı. Mohaç meydan savaşından sonrasında Macaristan’dan devşirilmiş ve Enderun mektebine getirilip burada eğitim görmüştür.

1553 tarihinde beylerbeylik ile kaptan-ı derya unvanı almış ve bu unvanını 1567 yılına kadar muhafaza etmiştir.

1557 tarihinde Turgut Reis’le beraber Tunus’a ve Majorca’ya akın düzenleyerek buraları ele geçirdi. Bu başarılarından kendisine Cezayir Beylerbeyi payesi verildi.

Sakız ve Cerbe Adası’nı alarak Cezayir’in tamamını almış ve Avrupa sahillerinde 67 kadar küçük adayı ele geçirmiştir. Burada İspanya’nın donanmalarını zayıflatmış ve ünlü kumandanlarını esir almıştır.

Osmanlı donanmasının üstün başarılar göstermesi üzerine İspanya, Papalık Devleti, Malta, Napoli Krallığı, Cenova Cumhuriyeti ve Floransa Cumhuriyeti ittifak kurmuş ve bu ittifak Cerbe adasını ellerine geçirmiştir.

Piyale Paşa ve Turgut Reis bu müttefikler donanmasına karşı 1560 tarihinde Tunus Cerbe adası açıklarında Cerbe Deniz Muharebesi’ne giriştiler. Bu deniz muhaberesi sonucunda İspanyol kuvvetlerinin başını çektiği Haçlı Donanmasını yenilgiye uğratarak Cerbe adasını tekrar almışlardır.

Piyale Paşa Sultan II. Selim’in kızı Gevher Sultan’la evlendi. 1564’de İspanya’ya ait olan “Peron de Velz” adasını ele geçirdi. 1565’de Malta’nın kuşatmasında Turgut Reis ile birlikte görev yaptı.

1566’da Sakız adasını aldı ve 1568’de kaptan-i deryalık görevi yanında üçüncü vezir oldu. Daha sonra Kıbrıs’ı almak üzere görevlendirilmiş ve buralardaki başarısından dolayı ikinci vezir payesi verilmiştir.

Bu görevde bulunurken 1578 yılında vefat etmiş ve kendi yaptırdığı Piyale Paşa Camii’nin yanındaki türbesine defnedilmiştir.

Piyale Paşa Cami Mimari Yapısı

Caminin mimarı planı incelendiğinde 55×45 metre bir alana inşa edildiği görülür. Caminin duvarlarının bir bölümü kesme küfeki taşıyla, bir bölümü de moloz taşla örülmüştür.

Cami eşit büyüklükte 9m çapında 6 adet kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbe tonoz örtü tuğladandır. Caminin pencere açıklıkları üç sıra halinde tasarlanmış ve bu tasarım ile aydınlık bir görüntü elde edilmiştir.

Caminin İznik çinileriyle kaplı mihrabı ve kubbeyi taşıyan kemer çerçevenin üzerindeki çini ayet kuşağı, caminin mimari estetiğine ayrı bir renk katmıştır. Bu ayet kuşağının yazısı Çerkez Hasan Çelebi’ye ait olup aşağıda inceledik.

Mermer minber ise son derece yalındır. Kesme küfeki taşından inşa edilmiş tek şerefeli minaresi bilinenlerin dışında mihrap ekseninde yükselmiştir.

Külliyenin banisi Piyale Paşa’nın da medfun bulunduğu sekizgen olarak inşa edilmiş külliyenin türbesinde 3 sanduka ve 10 mermer lahit olmak üzere 13 kişinin mezarı bulunur.

Piyale Paşa Kitabeleri

Caminin girişinde ve mihrabında ayetler bulunmaktadır. 

Cami girişinde bulunan ayet kitabesi;

Piyale Paşa Cami

Ayet kitabesi

Nahl suresi 32. Ayet; selâmun ‘aleykumu-dḣulû-lcennete bimâ kuntum ta’melûn Meali; Selam size, yaptıklarınızın karşılığı olarak cennete girin

Cami girişinde bulunan ikinci ayet kitabesi;

Piyale Paşa Cami

ayet kitabesi

Zümer suresi 73. ayet olan “selâmun aleyküm, tibtüm, fedhulûhâ hâlidîn” Meali: Size selam olsun! Ne iyisiniz. Ebedi olarak oraya giriniz

Mihrapta bulunan ayet kitabesi

Piyale Paşa Cami

Mihrab ayet kitabesi

Ali İmran suresi 39. ayet olan “Fenâdet-hu-lmelâ-iketu vehuve kâ-imun yusallî fî-lmihrâbi” Meali: O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi

Bir önceki incelememiz Naile Vesile Hanım çeşmesi idi bu yazımızda Piyale paşa cami ve kitabelerini inceledik. Selam ve dua ile. 

The post Piyale Paşa Cami ve Kitabesi appeared first on Osmanlıca Ögren.

]]>
https://osmanlicaogren.com/piyale-pasa-cami-ve-kitabesi/feed 0