Fetva Nedir? Osmanlıda Fetva  

admin
admin 121 Görüntüleme
7 Dk. Okuma süresi
Fetva

Osmanlıda fetva kurumu Türk hukuk tarihinde önemli bir hukuksal kurum olmuştur. Daha İslâmiyet’in ilk zamanlarından itibaren toplum hayatında etkin rol oynamış olan fetva kurumu hem hukuk hakkında hem sosyal hayat hakkında bilgiler vermektedir.

Halkın temel başvuru kaynaklarından biri haline gelen fetva araştırma yazımızda Fetva nedir? Fetva hakkında bilgiler nelerdir? ve çözümlü bir fetva örneği vereceğiz. Fetva konusu geniş bir konu olup burada kısa başlıklarla anlatılacaktır.

Fetva Nedir?

Lugatta bir olayın hükmünü izah ederek hükmünü koyan, zorlukları çözen kuvvetli cevap veren manasındadır. Fıkıh olarak bakacak olursak “fakih (fıkhı bilen) birisinin kendisine sorulan fıkhî bir meseleye yazılı veya sözlü olarak cevap vermesi, ortaya hüküm koyması” demektir. Örfi olarak ise sorulan dini sorulara müftüler tarafından verilen cevaptır.

Bu kelime tahlil edilirse “genç, kavi” manasına gelen “feta” kelimesinden türemiştir. Verilen cevap ile bir mesele kuvvet bulmuş olacağından verilen bu cevaba fetva ismi denilmiştir. Fetva verme işi “ifta” olarak isimlendirilir. Soru soran kişiye “müstefti” cevap veren kişiye ise “müftü” denilmiştir.

Fetva Hakkında Bilgiler

İslam tarihine bakacak olursak Hz. Muhammed (sav) devlet başkanı, kadı ve aynı zamanda bir müftü olmuştur. Onun verdiği hükümler ve yaptığı açıklamalar, Kurandan sonra dinimizin ikinci derecede kaynağı olmuş ve müçtehitler için şer’i birer esas olmuştur.

Hz. Peygamberin vefatı sonrasında Hz. Ebubekir zamanında kadılık ve müftülük görevleri valilerde toplanmıştır. Bununla beraber ayrıca fetva veren müftülere de rastlanmaktadır.

Hz. Ömer zamanında ise, İslâm Devleti’nin sınırlarının genişlemesi ve yapılacak işlerin artması ile fetva ve yargılama yetkileri farklı kişilerin sorumluluğuna verilmiştir. Dört Halife devrinin sonuna kadar yargılama sırasında ortaya çıkan sorunlar müftülere danışılarak çözüme ulaştırılmıştır.

Zaman geçtikçe farklı konularda danışma ihtiyacı artmıştır. Böylelikle fetvanın kurumsallaşma süreci başlamıştır.

Emevi Devleti’ninden sonra da kadılar yargılama yetkilerini kullanmalarken hukuki hatalara düşmemek için sık sık müftülere danışmışlardır. Hatta müftülerin danışmanlık görevleri o derece önemli hale gelmiş ki Emevi Halifesi Ömer bin Abdülaziz ifta teşkilatını resmi bir devlet teşkilatı olarak kurmuştur.

Müftülük makamının devlet yönetiminde rol almaya başlaması ise Memlûk Devleti zamanında görülmektedir. Hatta müftüler sultanla beraber seferlere katılmışlar. Burada belirtmekte fayda var.

Tüm İslâm devletlerinde devlet başkanları tıpkı Osmanlı Devleti’nde padişahlar gibi, devlet işlerinin İslâm’a uygunluğu kaygısı dolayısıyla fetvaya büyük ehemmiyet vermişlerdir. Müftülerin sultanlarla beraber seferlere katılmaları bunun bir göstergesidir.

Gerek Dört halife olsun gerek Emevi ve Abbasi halifeleri olsun müftülerden görüş almadıkça büyük işlere girmemişlerdir. Görüyoruz ki Osmanlı Devleti’nde savaşlar, barış, ıslahat, halifenin hal’i, eşkıyalık yapanların öldürülmesi gibi önemli olaylar da örfî kanunnamelerde şeyhülislâmın fetvası talep edilmiştir.

Fetva kurumunun maksadı meselelere İslam dininde cevap bulmak ve zamanda çıkan yeni ihtiyaçları karşılamaktır. Bu kurumun iki türlü görevi vardır. Birisi dinin genel hükümlerini küçük meselelerde dahi olsa uygulamaktır. İkincisi yeni ortaya çıkan olayları usul ve kurallar çerçevesinde çözmektir. Osmanlı Devleti’nde fetva kurumu hem fer’î meselelerde hem de yeni çıkan olaylarda uygulama alanına sahip olmuştur.

Fetva

Fetvanın Hukuki niteliği

İslam hukuku dört esas üzerine kuruludur. Bunlar Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyastır. Kıyasın bir ismi de “İçtihat”tır. Kur’an direk Allah’ın buyruğudur. Sünnet ise kaynağı sağlam ise Kur’an kadar tartışılmazdır. İcma zamanın bütün ilim adamlarının ortak görüşü olduğundan bağlayıcıdır. Aynı şekilde kıyas yoluyla bulunan çeşitli çözümler ise, usulüne uygun yapılmışlarsa yine doğru kabul edilir.

Fetvalar ise birinci derece kaynaklara dayanılarak yapıldıklarından, onlara göre ikinci derece sayılmışlardır. Dolayısıyla fetva yeni bir hukuk oluşturma değil, var olanın araştırılıp bulunmasıdır. Bunun temeli yeni hukuk kurallarına duyulan ihtiyaç değildir. Tam tersi yeni durumun var olan kurallara uygun olup olmadığının tespit edilmesidir.

Fetvayı Kim verir?

İslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan şeyhülislam veya müftü tarafından da verilir.

Fetvanın Şekli

Osmanlı şeyhülislâmlarının günümüze kadar ulaşmış fetvalar bize padişah fermalarının hatırlatır. Dikdörtgen, uzun ve genellikle kalın kağıtlara yazılmıştır.

Özel istenen fetvaların genel ölçüsü, genişlik olarak 9-10.5 cm. ve uzunluk olarak 19-22.5 cm’dir. Bununla birlikte kimisi daha geniş 12-16 cm veya daha kısadır 15-17 cm veya daha uzun 25-31 cm olan örnekleri vardır. Farklı ölçülerde bulunmaktadır.

Birçok fetvanın arkasında çoğunlukla kağıdın sol üst köşesinde, soru soranın ismini, ikametgâhını veya mesleğini içeren kısa kayıtlar bulunmaktadır. Bu kayıtlar incelendiğinde gayrimüslimlerin de fetva istemiş oldukları görülmektedir.

Fetvalarda kullanılan isimlere bakıldığında gerçek isimleri yerine, erkekler için Zeyd, Amr, Bekir, Halid, Said, Mübarek, Velid; kadınlar için ise Hind, Zeynep,Hatice, Ümmü Gülsüm, Rabia, Ayşe, Saide, Meryem gibi tanınmış, genel isimler kullanılmıştır.

Fetvalarda genellikle kullanılan ibare ve ifadeler şu şekildedir.

Dua ve münacat: “Allahu hüve’l-hadi; Allahu veliyyü’l-hidayeti ve’ttevfik”. Bu ifadeler değişiklik gösterir.

Soru başlangıcı şu şekilde olabilir “Bu meselede eimme-i Hanefiyye’nin cevabı nasıldır?” Akabinde soru sorulur.

Rica ve istirham : “Beyan buyurula, beyan buyurulup musab oluna” şeklinde soru bitirilir.

Fetva başlangıcı tabiri olan “el-cevab”dan sonra veya bazen fetvânın sonunda “Allahu a’lem” (Allah en iyi bilendir) ibaresi eklenmiştir. Akabinde ise cevap kısmı yazılır.

Fetvayı verenin ismi ve imza ile birlikte “el-fakir, el-hakir” gibi bir tevazu ifadesi eklendiği görülmektedir.

Allah’tan af dileği “ufiye anhu” ve Fetvanın dayandığı kaynak yazılmaktadır.

Fetvaların cevapları genellikle kısaca “olur” ya da “olmaz” şeklindedir. Bazı fetvaların cevapları ise hakim kararı gibi bir şarta bağlı olarak verildiği görülür.

Fetva Örneği

Fetva ornegi

Min hüttevfik

Bu meselede eimme-i Hanefiyye’nin cevabı nasıldır?

Bir kariye ahalisi üzerilerine tahsini emlak için nazile/ olan tekaliften kariyeyi mezburede emlakı olup ahar / kariyee sakin olan zeydin kariyeyi ulada olan emlakına / isabet eden miktar talep olundukta zeydin ahar kariyede / sakin olmamla vermem demeğe kadir olur mu? Beyan buyurula El cecap Allhau alem Olmaz

Vakfiye nedir okumak için linke tıklayınız. Allah’a emanet olunuz vesselam.

Bu makaleyi paylaş
1 Yorum