GenelYayınlar

Dini kıssalar: Padişahın işi ne?

Dini kıssalar
Nalıncı baba
1.1Kgörüntülenme

Dini kıssalar olarak Padişahın işi ne? isimli kıssayı anlatacağız. Kıssanın Kahramanı olan Nalınca Baba’nın cenazesi işlemleri bizzat Sultan 3. Murat tarafından  yerine getirilmiştir. Neden mi? Cevabı yazımızda.

Dini kıssalar olarak anlatılan bu hikaye hem bir hakikat hem de bir o derece ibretlidir. Kabri Unkapanı’nda bulunan Nalıncı Baba’nın asıl adı Muhammed Mimi Efendi’dir. Bergamalı olup 1592 yılında vefat etmiştir.

Defin işlemlerini yapan sultam 3. Murat Kabri üzerine bir kubbe koydurarak içine yanına bir çeşme yaptırdı. Dahası bir tekke inşa ettirerek adına yaşattı. Türbesi İstanbul Unkapanı’nda Harabzade Camii karşısında bulunmaktadır. İşte bize ibretlik dini kıssalar…

Sultanın Rüyası

Sultan 3. Murat o gün bir hoştur. Telaşlı gibi görünür. Etrafına bir şeyler demek  ister sonra vazgeçer. Neşeli mi? değil, üzüntülü mü? deseniz hiç değil. Veziri Siyavuş Paşa sultanı bu halde görünce sordu:

– Hayırdır sultanım canınızı sıkan bir hadise mi var?

– Gece tuhaf bir rüya gördüm. – Hayırlısı olsun inşallah. – Hayır mı şer mi göreceğiz. Haydi, hazırlan dışarı çıkıyoruz.

Tebdili kıyafet ile iki molla kılığında yola çıktılar. Padişah hâlâ gece gördüğü rüyanın etkisindeydi ancak gideceği yeri iyi biliyordu. Hızlıca ve emin adımlarla Beyazıt’a gider, oradan döner Vefa semtine oralardan aşağılara sallanır.

Sonunda Unkapanı civarında soluklanır. Çevresine dikkatle bakar. İşte tam o esnada yerde yatan bir ceset gözlerine ilişir. Padişah ile orada bulunan ahali ile aralarında şöyle bir konuşma cereyan eder.

Dini kıssalar: Öfkeli Ahali

– Yerde yatan, kimdir bu? – Aman hocam hiç karışma, ayyaşın biridir işte!  – Nereden, nasıl biliyorsunuz? – İzin ver de bilelim hocam. 40 yıllık komşumuzdur.

Oradan bir başkası lafa girer. Aslında sanatı, işçiliği iyi idi. Azaplar çarşısında Nalının (Ayakkabı)  alasını yapardı. Lakin kazancını içkiye ve fuhşa harcardı. Hem şişe şişe şarapları, içkileri evine götürür, hem de yani malum kötü kadın bulursa takar peşine evine götürürdü.

Hele orada bulunan yaşlı biri öfkelenerek isterseniz komşulara sor dedi. Sor bakalım onu cemaatte, camide gören olmuş mu hiç?

Velhasıl mahalleli hiç iyi şeyler konuşmaz. Bizim tebdil-i kıyafet etmiş mollalar kalırlar mı ortada. Vezir tam hazırlanıyordu ki padişah sorar:

– Nereye? – Ne bileyim belki bu adamdan uzak durursunuz sanırım.

– Millete ne bakıyorsun onlar çeker gider. Ben onlara bir şey diyemem. Ancak biz gidemeyiz. Onlar bizim tebaamızdır ve defin işini biz tamamlasak gerek.

– İyi o zaman saraydan bir kaç hoca ayarlar yollarız, kurtuluruz bu vebalden.

– Olmaz vezir olmaz daha rüyadaki hikmeti çözemedik ki.

– Peki ne yapacağız sultanım?

Ey vezir sen olsan ne yapardın

– Mollalığa devam edelim. Cesedi yerden kaldırmalıyız en azından.

– Yapmayın padişahım, daha bunun yıkanması var. Kefenlenmesi var…

– Meraklanma onları ben hallederim. Ancak önce bir gasilhane bulalım.

– İşte şurada bir mahalle mescidi var…

– Olmaz vezir ölen sen olsaydın nerede olmak isterdin?

– Ne bileyim sultanım hani Ayasofya,  Süleymaniye o da olmaz ise Fatih caminden.

– ilk ikisinde devlet erkanı çok vardır.  Bilinmek istemem. Lakin Fatih Camini iyidir. Hadi bakalım yüklenelim.

Gelirler camiye vezir sağa sola koşturarak kefen ve tabut bulur. Padişah ise bakır kazanları vurur ocağa suyu hazırlar. Usulünce güzel bir şekilde yıkarlar ki ceset sanki ayan beyan güzelleşir. Alnında bir nur çıkar, yüzü ise şakilere hiç benzemez.

Bir gayretle nalıncıyı kefenleyip tabuta koyarak musalla taşına bırakırlar. Lakin namaz vaktine daha vardır. Beklerken bir ara vezir sıkıntılı bir şekilde yaklaşır.

– Sultanım der, biz galiba yanlış yapıyoruz! Acelece sorup soruşturmadan getirdik cenazeyi, belki hanımı vardır, belki yetimleri vardır.

– Öyle ya, doğru söyledin, sen burada bekle, ben mahalleye bir bakıp geleyim.

Dini kıssalar: Hem padişahın işi ne?

Padişah hızlıca maceranın başladığı mekana koşar. Araştırarak nalıncının evini bulur. Kapıyı çalar, yaşlıca bir kadın aralar. Padişahın anlattıklarını metanetle dinler. Adeta bu vefatı bekler gibiydi. Hakkını helal et dedi evladım. Belli sen çok yorulmuşsun.

Bir müddet baktı sonra eşiğe çöküp ellerini şakaklarına dayadı. Dertli dertli biliyor musun oğlum dedi! Bizim efendi âlem bir insandı. Akşamlara kadar çalışır, nalın yapardı. Lakin birinin elinde bir içki şişesi görmesin, hemen elinde avucunda ne varsa verir ondan satın alırdı. Sonra da getirip helâya dökerdi.

Sonra tutar malum kadınlara ücretlerini öderdi. Eve getirir onlara sizin zamanınızı satın aldım mı diye sorardı. Onlar da evet derlerdi. Öyleyse şimdi dinleyiniz der ben de onlara menkıbeler anlatır, ilmihal, Huccetül İslam okurdum .

– Şaşıran Sultan, Bak hele! İnsanlar ne sanıyor halbuki.

– Onların ne sandığı, ne dediği umurunda değildi ki. Hoş, o zaten buralardaki mescitlere değil uzak mescitlere giderdi. Namazda öyle bir imama tabii olmalı ki, tekbir aldığında Kâbe’yi görmeliydi.

– Hatta bir vakit bak efendi dedim. Sen tamam böyle yapıyorsun ancak komşular, ahali seni kötü bilecek. Bak inan cenazen ortada kalacak.

– O ise kimseye zahmetim olmasın diyerek mezarını kendi kazdı bahçemize. Lakin ben yine üsteledim iş sadece mezarla bitiyor mu efendi. Seni kim yıkayacak, kim kaldıracak?

– Heyecanlanan Sultan, Peki o ne dedi?

– Az bir durdu sonra uzun uzun güldü.

Allah büyüktür, tasalanma hatun dedi. Hem padişahın işi ne?

Velhasılkelam

Dini kıssalar bize o kıssalardan hisseler verir. Evet, Yüce Allah’ın (c.c.) öyle kulları vardır ki, hak bilir lakin halk onları bilmez. Hoş bazen kendileri dahi makamlarını bilmezler. İhlasla içten bir şekilde boyun büker Ümmet-i Muhammed’e dua ederler. Bir seher vakti göz yaşları içinde yaptıkları dua, binlerce topun, silahın yapamadığını yapar. Olmaz denenler olur, olur denenler olmaz.

İşte mübarek Nalıncı Baba da o Allah dostlarından biriydi. Cenab-ı hak bizleri, sizleri ve ehli imanı böyle mübarek zatların duasında yer almayı nasip etsin bize. Umarım bu dini kıssalar olarak yazdığımız Nalıncı Baba kıssasından istifade edersiniz. Selametle kalınız. Selam ve dua ile.

Osmanlıca isminiz nasıl yazılıyor. İşte cevabı burada.

Osmanlıca öğrenmek ister misiniz? Oldukça kolay bir şekilde anlatılan ve 8 derste öğrenebileceğiniz dersler buradadır

Dervişin kabadayı ile imtihanı okumak isterseniz burada.


Yorum Yap