GenelYayınlar

Dini Kıssalar: Derviş ve Kabadayı

Derviş
668görüntülenme

Derviş olmak kolay mıdır? Elbette kolay değildir. İşte ibretlik bir hikaye bir derviş anlatıyoruz. Hikayenin ana teması ise Allah her şeyi görür de yanına bırakmaz. Ha burada ha ahirette ama yanına kar kalmaz.

Derviş ne anlama gelir? Derviş kelime kökü olarak Farsçadan gelir ve zahit ve zühdü, sofiyi ve tasavvufu ifade eder. Arapça  fakir ve fakr kelimelerinin yerine kullanılmıştır. Zamanla daha farklı ve daha geniş bir muhteva kazanmıştır. İşte bu hikayemiz mübarek bir derviş anlatmaktadır. 

Derviş 

Zamanında dervişin biri saçlarını kestirmek için berbere gider ve; -Berbere vur usturayı efendi, der. Berber efendi dervişin saçlarını traş ederek kazımaya başlar.

Derviş ise bir yandan aynada kendine bakmaktadır. Başının sağ tarafı ustura ile kazınmıştır. Berber tam sol tarafa usturayı vuracak iken, içeriye kabadayı kılıklı biri girer. Bakar dervişin biri traş olmaktadır. Hemen dervişin yanına gider ve başının tamamen kazınmış kısmına okkalı bir tokat atar ve dervişe;

– Oradan kalk bakalım kabak, kalk da biz traşımızı olalım, diye bağırıverir.

Derviş bu ya. Kızana dilsiz, vurana elsiz gerekmiş. Bu kaideyi bozmaz bizim derviş.

Ses çıkartmaz ve sessizce yerinden kalkar. Berber de mahcuptur ancak o da korkmuştur. Kabadayıya ses çıkaramaz.

Kabadayı dervişin kalktığı koltuğa oturur ve berbere traşa başla der.

Berber traş ederken kaba kabadayı sürekli derviş ile alay etmekten de geri durmaz:

‘Kabak aşağı, kabak yukarı kabak şöyle, kabak böyle, der. Kendince eğlenir.

Sonunda traş biter ve kabadayı berberden çıkar. Daha birkaç metre gitmişti ki, geminden boşanmış bir at arabası kabadayının hızla üzerine gelir. Kabadayı bir anda üzerine gelen at arabasını görünce şaşırır ve yol ortasında kalıverir. İki atın ortasına atların dengesi için yerleştirilmiş sivri demir kabadayının karnına saplanıverir. Kabadayı oracıkta yığılmış ve ölmüştür. Görenlerde bir çağrış bağrış başlar.

Berber de şaşkın bir şekilde dervişe bakar ve gayrı ihtiyari bir şekilde sorar: – Bu biraz ağır olmadı mı derviş efendi? Derviş ise mahzun ve düşünceli bir şekilde cevap verir:
– Gerçekten gücenmedim ben ona. Hatta hakkımı bile helal etmiştim.

Ancak gel gelelim bu kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı.

Velhasılıkelam

İşte değerli dostlar, hiçbir kimseye hakaret etmeyelim, küçük görmeyelim, ezerek zulüm etmeyelim ve büyüklenmeyelim. Ne demişler mazlumun ahı indirir şahı.

Yaptıklarımız karşısında bize beddua etmeyebilir, garip gördüğümüz biri bize ses çıkartmayabilir ancak her şeyi gören ve bilen gören ALLAH öyle bir bela verir ki bir daha belimizi doğrultamayız. 

Hem Hz. Muhammed (asm) bir hadis-i şerifte “merhamet etmeyene merhamet edilmez” demektedir. Bizler gençliğimize, gücümüze, sağlığımıza, evlatlarımıza, paramıza güvenmeyelim bilelim ki hepsi geçicidir. Hem bizler o kadar zayıfız ki bazen olur bir mikrop hayatımızı karartır, bir karar bizi sevdiklerinizden ayırır ve kalan ömrümüz hor, hakir ve rezil bir hale dönebilir.

O zaman vakit varken, etrafınızdaki güzelliklerin, nimetlerin farkına varalım, kimseye zulüm etmeyelim, kaba ve kırıcı olmayalım, hak yemeyip , tevazu ehli olalım. Unutmayalım ki yaptığımız iyilikleri balık bilmese de ALLAH bilir.  Hakikatini unutmamak gerekir. Rabbimiz bizleri her daim muhafaza eylesin. Amin

İbretlik Hikaye olarak anlattığımız iç güzellik mi? Dış güzellik mi? makalemizi okudunuz mu?

Osmanlıca isminiz basıl yazılıyor? İşte buradan ulaşabilirsiniz.

Osmanlıcayı kolay yoldan öğrenmek isterseniz buradan öğrenebilirsiniz.

Bu güzel hikayenin Matbu hat ve Rika Hat Osmanlıca’sını okumak isterseniz aşağıdaki görsellerden okuyabilirsiniz. 

İbretlik Hikaye-Berber
Derviş-Matbu Hat
İbretlik Hikaye-Berber
Derviş-Rika Hat

Yorum Yap