GenelYayınlar

Dini Hikayeler: Hasan Basri Hazretleri ve kıssaları

Hasan Basri
59görüntülenme

Hasan Basri Tabiinin yani Hz. Peygamberin sahabelerini görenlerin en büyüklerindendir. Zahit, muhaddis, fakih ve müfessirdir. 641 yılında Medine’de doğmuştur. 728 yılında 88 yaşında bir cuma vakti Basra’da vefat etmiştir.

Aslen Basralı olduğu için Basri ismiyle meşhur olmuştur. Hasan Basri hazretlerin babası Ashab-ı kiramdan Zeyd bin Sabit’in kölesi Cafer’dir. Annesinin ismi Hayre Hz. Peygamberin eşi Ümmü Seleme’nin azatlı kölesi ve hizmetkarıdır. Bundan dolayıdır ki Ümmü Seleme Hasan Basri çok ilgilenmiş ve yetişmesinde büyük rolü olmuştur.

Hasan Basri hazretleri kimdir?

Ümmü Seleme Annemizin Hz. Hasan’ı emzirdiği ve ondaki hikmet ve belagatin bundan dolayı olduğu da söylenir. Hem Hz. Ömer “Ya Rabbi, onu dinde fakih kıl ve insanlara sevdir.” şeklinde ona dua etmiştir.

Hz. Ömer başta olmak üzere birçok sahabenin duasını alan Hz. Hasan Basri on iki yaşında hafız olmuştur. Aralarında Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Abdullah bin Abbas, Enes b. Malik gibi 120 veya 130 civarında sahabe ile görüşmüştür.

Hz. Ali’nin halife olması ile birlikte ailesiyle Basra’ya gitti ve kalan ömrünü burada geçirdi. İlim aldığı kaynağın sağlamlığı ve asrı-ı saadete yakınlığı sebebiyle ilim ve hadis rivayetlerinde kendisine çok başvurulan alimlerden oldu.

Hitabeti oldukça etkili olan Hasan-ı Basri fesahat ve belagatin doruk noktasına ulaşmıştır. Onun sözlerini tesir bakımından peygamberlerin sözlerine benzetenler olmuştur.

Hasan Basri dünyaya ve dünya malına değer vermez idi sohbetinden istifade etmek için gelenlerle evi dolup taşardı. O zamanın devlet adamları da ilminden istifade etmek için ona başvururdu. Bir müddet Basra kadılığı da yaptı.

Kur’anı çok okurdu. Ashabın hayatına derin bir özlem duyardı. Çevresinde bulunanlara “Yetmiş civarında Bedir gazisi gördüm. Eğer siz onları görseydiniz deli derdiniz; onlar da sizin iyi kişilerinizi görseler artık ahlakın kalmamış, kötü kimseleri görselerdi onların  da hesap gününe bile inanmadıklarını söylerlerdi”

Pek çok talebe yetiştirmiştir. Bu talebelerin başında gelen Meşhur Katade, Hişam İbni Hassan, Yunus bin Ubeyd, Eyüp İbni Ebu Temime gibi kıymetli alimler gelmektedir.

Zamanında meydana gelen pek çok fitne hareketine şahit olmuş, bu konulardaki düşüncelerini cesaretle ifade etmiş, bu tutumuyla da halkın takdirini kazanmıştır.

Bir kaide olarak devlete ve otoriteye isyana karşı olduğundan telkinlere, hatta zorlamalara rağmen baş kaldıranlara katılmamış, bununla birlikte zalimlere ve zorba devlet adamlarına hiç çekinmeden onları tenkit ederek baskı altındaki halkın hislerine tercüman olmuştur.

Hasan Basri hazretlerinin kıssaları ve sözleri

Bir gün Hasan-ı Basri hazretlerine birisi gelip:

– Birisi seni çekiştirdi, gıybetini etti.

– Sen o zatın evine neden gittin?

– Misafir olarak çağırmıştı.

– O kişi sana ne ikram etti?

– Yemekler ve içecek…

– Bu kadar yemişsin, içinde kalmış da bir sözü mü saklayamadın da bana getirdin!

Daha sonra kendisinin gıybetini yapan kimseye, bir tabak taze hurma hazırladı ve özür dileyerek, şu şekilde haber etti: “İşittiğime göre sevaplarını, benim amel defterime yollamışsın! İstedim ki, sana karşılık vereyim! Kusura bakma! hediyem senin ki kadar çok değil.”

Hasan Basri ve Tövbe

Hasan Basri tövbenin hem dil ile hem de hali ile, yani günahı terk etmekle beraber helalleşmenin yapılmasını vurgulayarak bazı tövbelerin ham olduğunu belirterek “Bizim tövbemiz dahi tövbeye muhtaçtır.” demiştir.

Hasan Basri ve Hz. Ali

Hz. Ali halifeliği sırasında çeşitli yerleri gezer¸ halkı ziyaret eder ve dertlerini dinlerdi. Yine bir zaman gezerken yolu Basra’ya düştü. Burada üç gün kaldı. Şehri gezerken bir mecliste Hasan-ı Basri’nin nasihat ettiğini gördü.

Meclisine dahil oldu, vaazını dinledi ve beğendi. Sonra ona; “Ya Hasan Basri! Zamanın olaylarını anlatan biri misin? Yoksa hakiki gerçeği öğretmek isteyen biri misin?” dedi. Hasan Basri; “Hz. Peygamberden bize ne ilim geldi ise onu yaymaya çalışıyorum. Haberini doğru bulduğum ilmi ise halka söylemekten çekinmem.” dedi.

Hz. Ali tebessüm etti ona yöneldi ve tebrik etti. Hasan-ı Basri ise onun Hz. Ali olduğunu anlayıp hemen kürsüden iniverdi¸ ona hürmetlerini ileterek biat etti. Hz. Ali ise ona icazet vererek İslamiyet’in emir ve yasaklarını insanlara anlatmakla vazifelendirdi.

Hasan Basri ve Şeytan

Bir zaman Hasan-ı Basri hazretlerinin talebeleri şeytandan ve vesvesesinden şikayet ettiler; “Ya Şeyh! Şeytan devamlı bizi yanlış işlere teşvik ediyor. Dünya elinize geçerse dünyayı sıkı tutun¸ o size lazım olacak.” diyor ve bizi hayır işlerinden alıkoyuyor dediler.

Hasan-ı Basri hazretleri gülümseyerek dedi ki: “O da şimdi burada idi. Sizlerden şöyle diyerek şikayet etti. “Şu insanlara öğüt ver de bana ait olanı almaya çalışmasınlar. Onların hakkı ne ise ona razı olsunlar. Allah beni huzurundan kovarak dünyayı ve Cehennemi bana mülk verdi. İnsanlara ise Cennet’i ve kanaati verdi. Şimdi bunlar kendi haklarını bırakarak benim mülkümden istiyorlar. Ben de bedel olarak imanlarını almayınca dünyayı kendilerine vermiyorum.”

Sonra talebelerine dönerek eğer bu vesveseleden emin olmak isterseniz dünyayı ve ona ait endişeleri terk edin ve gönüllerinizden çıkarın.” bu nasihatleri dinleyen talebeleri ise derslerini alarak oradan çıktılar.

Hasan Basri ve Haccac

Meşhur Haccac insanların kendisinden çok korktuğu birisidir. Hasan Basri Hazretlerini görmek için Basra’ya gelmek istediğini iletir. Bunu işiten halk korkar. Bu Haccac gittiği yerlerde çok kelleler almıştır.

Halk toplanarak eğer gelirse onunla muharebe etmeye karar verirler. Hasan Basri Hazretleri halka hitaben: Sizin onu yenmeniz mümkün değildir. Hadi yenseniz bile Allah size başkasını musallat eder, der.

O zaman ne yapmaları gerektiğini sorarlar. “Eğer sizlerde haram mal var ise, onu hak sahiplerine geri verin. Sahiplerini aradınız yok ise mescitlere giderek fakirlere verin. Nikahsız kadınlarla alakanız var ise onları nikahınıza alın veya onları terk edin. Günahlarınıza da çokça tövbe edin. Kur’an okumaya başlayın. Ümit ederim ki, Allah bu Haccac’ın zulmünden sizi korur.” dedi.

Halk hemen onun dediğini yapmaya başladı. Bir zaman sonra bir haber gelir ki Haccac Basra’ya gelmekten vazgeçmiş. Herkes sevinir. Hasan Basri Hazretleri:

– Ben Haccac’ın buraya gelmekten vazgeçeceğini biliyordum, der.

– Nasıl biliyordun? diye sordular o da şöyle dedi;

– Eğer bir kimse sizin yaptığınız gibi yapsa yani evinden haram işleri kaldırır, herkesin haklarını verir ve günahları için de Allah’a tövbe eder ve Kuran’ı Kerimi okumaya başlarsa, Allah o kimsenin dualarını kabul eder ve başlarına gelecek belayı da kaldırır.

Hasan Basri hazretlerinin sözleri

“Bu ilmi nereden elde ettin?” diye soranlara “Ashab-ı kiramdan olan Hz. Huzeyfe Yemani’den” dedi. “O kimden almış?” diye sorulunca; “Bana Hz. Huzeyfe dedi ki: Bu, Efendimizin bana bir hediyesidir. Çünkü herkes, Efendimize hayırdan sorardı, ben ise şerlerden sorardım. Çünkü, şerleri yapmaya çekinir ve kötü işlerden sakınırsam, iyilikleri zaten yapabileceğimi düşünürdüm.”

Birisi Hasan-ı Basri’ye “Kızımla evlenmek isteyenler var, kiminle evlendireceğimi bilemiyorum.” diye sorunca, “Kim Allah’tan korkuyorsa ona ver” dedi, çünkü severse ne ala, sevmez ise Allah’tan korktuğu için hiç değilse zulüm etmez.” demiştir.

Birisi Hasan-ı Basri’den öğüt istediğinde; “Allah’ın emrini üstün tut ki, Allah da seni şerefli kılsın” dedi.

Bir yerde genç biri kahkahalar ile gülüyordu. Hasan-ı Basri ona: “Oğlum Sırat’ı geçtin mi?” dedi “Hayır” dedi. Hasan-ı Basri, “Ahiretteki durumunu biliyor musun?” dedi. “Hayır” dedi, Hasan-ı Basri, “O zaman bu kahkaha nedir?” dedi. Gencin bu konuşmadan sonra bir daha güldüğü görülmedi.

“Gece namazı kılan kişilerin yüzleri neden güzel olur?” diye sordular cevap olarak “Çünkü onlar Rahman ile baş başadırlar ve O kendi nurundan onlara nur vermiştir.” buyurdu.

Kendisinden nasihat isteyen birine aşırılıktan kaçınmasını ve orta yolda yürümesini tavsiye etmiştir. “Bütün ümmetlerin bir putu vardır, bu ümmetin putu ise altın ve gümüştür” diyerek dünyaya dalmanın, maddeciliğin ve çıkarcılığın tehlikesine dikkat çekmiştir.

Birisi ölümden korktuğunu söyleyince “Arkanda servet bıraktığından ölümden korkuyorsun, eğer serveti önden gönderseydin korkmazdın” demiştir.

 Bir vakit soru soranlara; Dünyanın senden sonra nasıl olduğunu bilmek mi istersin, o vakit senden önceki ölenlerden sonra ne olmuş ona bak! demiştir.

Bir mecliste; Bir kimsenin bir malı nasıl kazandığını mı bilmek istiyorsun, onu nereye harcamış ona bakınız. demiştir.

Velhasılıkelam

Şu sözü ise oldukça manidardır: İnsanların kalabalık olmasına bakıp da kanma. Zira sen tek başınasın, yalnız ölecek, kabre tek girecek, tek başına kabirden çıkacak ve kendi hesabını tek başına vereceksin. Rabbim bu sözlerden müstefit eylesin… Allah şefaatlerine nail eylesin. 

Dini hikayeler ve dini kıssalar olarak anlattığımız bu makaleyi umardım beğenir ve istifade edersiniz.. Selam ve dua ile..

Osmanlıca Eğitim nedir? buradaki makalemizi okuyabilirsiniz. 

Osmanlıca isminiz nasıl yazılıyor? Buradan öğrenebilirsiniz..

Osmanlıca mı? öğrenmek istiyorsunuz 8 ders ile çok kolay bir şekilde buradan öğrenebilirsiniz. 

Yorum Yap