Deprem kader mi? Yoksa değil midir?

admin 160 Görüntüleme
6 Dk. Okuma süresi

Deprem kader mi, değil midir? Konuşulan ve çokça sorulan sorulardan birisidir. Bizler de bu konuyu araştırarak merak edilen sorulan soruların cevaplarını sizler için derledik.

Dinimizin temel esaslarından birisi de kadere iman etmektir. Kader Nedir? ile ilgili yazdığımız yazıda bu konuyu detaylı bir şekilde işledik. Bu yazımızda ise deprem kader midir? Sorularının çokça sorulduğu bir dönemde olmamız cihetiyle bu noktadan bir makale yazmak istedim.

Deprem Kader mi?

Bu konuyu tahlil etmek için evvelen kaderin ne olduğunu kısaca hatırlayalım. Kader kısaca, her mahlukun ve her hadisatın bütün incelikleriyle Allah’ın ezeli ilminde malum olup yazılmasıdır. Yani her hadise “mukadder” olup yeri ve zamanı ezelden bilinmektedir.

Her yerde olup bitenler gibi olacaklar dahi Allah tarafından elbette bilinir. Yani hiçbir şeyin ilahi ilmin dışında olması düşünülemez. Ne oluyorsa ne olacaksa kader dediğimiz ilahi ilmin sınırları içinde olur.Çünkü ilmi ilahi muhittir. Şunu bilelim ki Kâinatta asla tesadüf yoktur. Ayrıca kaderin ilim olduğunu bilmemiz lazım kudret tecelli ettiği zaman zaten o kaza olur. Allah’ın iradesinin,kudretinin tallauk etmesine kaza deriz.

Bu anlattıklarımıza elbette deprem de dahildir. İman ediyoruz ki dünyayı yokken var eden, dünyayı ve yıldızları  direksiz havada tutan hatta güneşin etrafında intizamla uçuran, mevsimleri yaratan, bitkileri, hayvanları, insanları yaratan, hadsiz işleri birbirine karıştırmadan zamanında akıl almaz bir ölçüyle yapan, atomlara hükmederek mucizevi bir şekilde harikulade eserler yaratan elbette Allah’tır. Kainattaki intizam buna şahittir.

Elbette tüm mülkün sahibi olan Allah kendi mülkünde meydana gelen ve insanları yakından ilgilendiren deprem gibi bir hadiseyi bilmemesi, irade etmemesi, başıboş bırakması, tesadüfen olması mümkün değildir.

İlginizi Çekebilir:   Öldükten Sonra Bile Sevap Kazandıran Ameller

Her hadisenin bilinmesi gibi deprem dahi Allah tarafından bilinir. Depremin ne zaman ve nerede olacağı, nasıl olacağı, kimlerin öleceği, kimlerin kurtulacağı ayrıntılarıyla kaderde vardır. Burada bir parantez açarak Allah’ın bir merhametinin göstergesi olarak depremde ölenlerin inşallah şehid mallarının ise sadaka olduğunu hatırlatalım. Bu temel hakikati tespit ettikten sonra bazı noktaları gelin beraber inceleyelim.

İslam Evvela Tedbir Der

Şunun altını çizerek önemle belirtelim ki kader demek körü körüne teslim olmak demek değildir.Hem kaderle biliniyor ve takdir edilmiş demek kişilerin sorumluluğu yoktur anlamına gelmez. Dinimiz öncelikle tedbirler almayı emreder. Bu hususta Hz. Peygamber (sav) devesini salıvererek Allah’a tevekkül ettiğini söyleyen birine “Onu bağla da öyle tevekkül et.” diyerek bu noktaya dikkat çekmiştir.

Dinimiz tevekkül anlayışı hiçbir tedbir almadan sonucu beklemek değildir. Elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra sonucu teslimiyetle beklemektir. Sebeplere uyarak sonucu Allah’tan beklemektir. Zira tüm sebepler bir araya gelmekle mutlaka netice alınır diye bir kural yoktur. Yani sebepler tesiri hakiki değil birer vesiledirler. Tedbir için yapılan her şeyin neticelerini yaratacak da olan elbette Allah’tır.

Evet dinimiz tedbiri ve sebeplerin gereğini yapmayı emreder. Bununla birlikte ister tedbir alınsın yada alınmasın her iki halde de olanlar “kader”dir.Yani Allahın bilgisi dahilindedir. Fakat tedbir almak kişiyi mesuliyetten kurtarır almamak ise mesul yapar .Her ikisinde de ortaya çıkan sonucu takdir eden Allahtır. Bir kişi tedbir almayarak buna kader demesi veya tedbir almayı da kaderden kurtulmak zannetmesi doğru bir kader inancı ve anlayışı değildir.

Kader Örnekleri

Bu konuyu biraz örneklendirelim. Fakir olan bir kimse çalışsa ve sonra zengin olsa kaderimi değiştirdim diyemez. Değişen şey halidir kaderi değildir. Şöyle dese yeridir. “Kaderimde önce fakir olmak, sonra da çalışıp zengin olmak varmış.” 

İlginizi Çekebilir:   Ayasofya Cami Olmalı, Neden mi?

Bir kişi eline silah alarak tetiği çekse birini öldürse bu kaderimdir diyerek kurtulamaz. Zira insanda bulunan cüzi irade karşısına çıkar ve ona tetiği çeken sensin der. Dolayısıyla katil olur ve cezasını çeker. Allah ona birini öldür diye zorlamaz ki onun dediği gibi kader olsun.

Ancak onun birinin ölümüne sebep olacak bir işe yapışmasını Allah ezeli ilmiyle bilir ve kaderde yazılıdır. Tetiği çeken kul öldürmek fiiline yapışarak katil olmuş fakat orda ölümü yaratan yine allahtır.Zira ölümü ve hayatı yaratan Allahtır.

Bu çerçevede deprem konusuna bakarsak deprem kader mi? Genel çerçevede elbette her şey kaderdir. Lakin yukarıda silah örneğinde olduğu gibi birileri dinimizin emri olan tedbiri almazsa, o yapıları yapanlar denetleyenler hileye aldatmaya başvursa sonrada bu kaderdir diyerek sorumluktan kurtulamazlar. Çünkü cüzi iradelerini tedbirde, olması gerekende değil aldatmada kullanmışlardır.

Aslında Allah’ın külli iradesi kulun cüzi iradesine tabi olduğu için önce kul tercih eder sonra rabbimiz dilediğini takdir eder.Yani bu tedbirsizliği, hileyi tercih eden kul, neticesinde yıkımı takdir eden Allahtır ki yalnız bu durumda kul mesuliyetten kurtulmuş olmaz.Yani en nihayette kul aslında sadece tercihlerinden, tedbirlerinden mesul olur, sonuçlar ise her zaman Allahın takdiridir .

Şunu net bilelim dinimiz bize kadere inanıyorsan, asla tedbiri alma, sebeplere bakma demiyor.  Tam tersine önce tedbir al sonra tevekkül et diyor. Kişi tedbirini almaz, yapılması gerekeni yapmaz, hileye başvurursa elbette mesul olacaktır. Cüzi iradesini tedbirden yana kullanmadığından kader diyerek kurtulamayacaktır. Hem şu hadisi dahi hiç bir zaman unutmayalım aldatan bizden değildir. Vesselam.

Bu makaleyi paylaş
İnceleme bırak

İnceleme bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir