Çok kolay sen de öğrenebilirsin.

Beyazıd-ı Bestami Hazretleri ve Kıssaları

0 11.250

Beyazıd-ı Bestami Hazretleri hicri 160 yılında veya 188 yılında İran’ın Horasan bağlıdır bağlı Bestam beldesinde dünyaya gelir. Lakabı “Sultan-ül arifin” dir. Bestam’da doğması hasebiyle “Bestami” denilmiştir. 

Asıl ismi İsmi Tayfur, babasının adı ise İsa’dır. 231 veya 261’de Bestam’da vefat etti. Farklılaştırılmış makamları da vardır. Son derece alim, fazıl ve edip biri idi.

Beyazıd-ı Bestami Hazretleri anlatıldığına göre daha annesinin karnındayken olağanüstü hadiseler meydana geliyordu. Hatta annesi şüpheli bir şeyi yemek istese onu bırakana kadar annesinin karnına vurduğu anlatılmaktadır.

Daha çocuk yaşta oyun oynamak, onu gören Şakik-i Belhi onu açar ve “Bu çocuk büyüyünce zamanın en büyük velisi olacak” demiştir.

Beyazıd-ı Bestami Hazretleri ve Nefis

Beyazıd-ı Bestami Hazretleri, bir Allah dostuydu 45 kadar hacca gitmiş ve pek çok keramet kendisinden zuhur etmişti. Yine bir hac zamanı Arafat’ta iken nefsi ona dedi ki;

“Bayezid! Acaba bir benzerin var mı? Sen 45 kez hac ettin ve binlerce hatim etme bahtiyarlığına ulaştın.

İşittiği bu sözler onu derinden yaraladı. Nefsinin kendisi benlik ve kibir uçurumundan aşağı atmak istediğini anladı. Hemen toparlandı ve orada bulunan topluluğa dedi ki:

“İçinizde kim benim 45 kere yaptığım haccı, bir ekmek fiyatına satın almak ister?”

İçlerinden birisi “Ben alırım.” Dedi, ve bir ekmek uzattı.

Beyazıd-ı Bestami Hazretleri ekmeği orada bulunan bir köpeğin önüne atarak nefsini müthiş bir cevap verdi.

Beyazıd-ı Bestami Hazretleri ve Deliler

Bayezıd-ı Bestamî Hazretleri bir vakit tımarhanenin önünden geçiyordu. Burada görevli olan hizmetçisinin tokmakla bir şeyler dövdüğünü gördü ve sordu. Ne dövüyorsun.

Görevli: Delilere ilaç yapıyorum. Beyazıt: Ben de hastayım. Bana da bir ilaç tavsiye eder misiniz? Görevli: Hastalığın nedir? Beyazıd: Hastalığım günah hastalığıdır. Çok günah işliyorum.

Görevli: Ben o hastalıktan anlamam. Ben delilere ilaç hazırlarım. Bu konuşmaları işeten bir deli Beyazıd-ı Bestami Hazretlerine: -Yaklaş dede, yaklaş! senin çareni ben söyleyeyim, diyerek seslendi.

Beyazıd: Söyle bakalım dedi deliye benim yaramın şifası nedir? Deli (!): Akıllara kazınan şu ilacı tavsiye etti. Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır. Kalp havanında tevhit tokmağı ile döv, insaf eleğini geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir…

Sabah akşam bolluğunda ye… O zaman göreceksin, senin hastalığından eser kalmaz, dedi. Beyazıd-ı Bestami Hazretleri: -Hey gidi dünya hey! Seni de deli diye buraya koymuşlar, deyip oradan ayrıldı.

Beyazad-ı Bestami Hazretleri ve Şeytan

Beyazad-ı Bestami Hazretlerine bir sabah namazı uyku bastırdı ve sabah namazına uyanamadı. Namazını kaza etti ve tövbe etti o kadar ağlayıp inledi ve bir ses “Ey Bayezid, günahını affettim. Duyduğun pişmanlık ve ağlamana da, yetmiş bin namaz sevabı ihsan ettim ”diyordu.

Bir zaman sonra onu, yine uyku bastırdı. Bu sefer şeytan geldi ve Bayezid’in ayağından dürterek uyandırdı ve “Kalk haydi namazın geçmek üzeredir” dedi. Bayezid Şeytan’a, “Ey melun! Sen hiç böyle yapmazdın. İnsanların namazını geçirmesini ve kazaya kalması için çalışırdın.

Şimdi ne oldu da beni uyandırdın? ”Dedi. Şeytan “Kaza ettiğin o sabah namazına o kadar pişman oldun, tövbe ettin ve ağladın ki Allah sana 70.000 namaz sevabı verdi. Ben de onu düşünerek seni uyandırdım ki sadece vaktin sevabını alasın, yetmiş bin namaz sevabını alamayasın. ”

Beyazad-ı Bestami Hazretleri ve Rahip

Beyazid ve Rahip

Uzun bir yolculuğa çıkan Beyazad-ı Bestami Hazretleri bir rahip ile karşılaştı. Rahip görünüşe göre temiz birine benziyordu. Onu evine davet etti ve bir oda tahsis etti. Bir müddet Rahibin evinde kaldı. Hazret bir gün odasında iken nefsine dedi ki:

“Ey nefsim! Seni köreltmek istiyorum; fakat sen uğursuzluğunla buna yanaşmıyorsun bile… ”

Tam bu esnada rahip odasına girdi ve Bayezıd-ı Bestami’ye; “Sen ne güzel insansın… Keşke Mesih’in kulu olanlardan olsaydın!” dedi.

Bayezid’e bu ağır geldi ve oradan ayrılmak isterken rahip ona dedi ki: “Bir müddet daha kalmanı arzu ederim. Zira bizim büyük bir bayramımız var, onu görmeni isterim. Hem değerli bir vaizimiz var, yılda bir kere bize hitap eder, ben de onu dinlemeni istiyorum. ”

Beyazad-ı Bestami Hazretleri bu teklifi kabul etti ve kalmaya razı oldu. Derken bu büyük bayrak geldi kutlamalar başladı. Rahip Bayezid’le dışarı çıkacağı zaman ona hitaben:

 “Sen bu düğme kıyafetleri ile nasıl bu kadar rahibin arasına girebilirsin? Doğrusu ben endişeliyim. Şu kuşağı bağla, İncil’i de boynuna as! dedi.

Rahibin bu teklif Bayezid’e çok ağır geldi. Fakat bunda bir hikmet olmalı dedi ve onun dediğini yapayım, dedi Hemen elbiselerini çıkardı, onun üst kısım giydi, beline de kuşağı bağladı. İncil’i de boynuna astı.

Rahiple beraber bine yakın rahibin arasına katıldı. Biraz ilerledikten sonra birdenbire herkes durdu. Çünkü rahiplerin en büyüğü geliyordu. Bütün gözler ona döndü. Ama konuşmuyordu. Rahipler onun sessizliğine bir anlam veremediler ve sordular:

Ona saygıyla: “Neden konuşmuyorsunuz?” dediler. “Cevap çünkü içinizde bir Müslüman var!” diye cevap verdi. Ahali ve rahipler heyecanla “Onu bize göster, parça parça edelim!” Diye bağırdılar. Başrahip diyor dedi ki:

“Hayır ant olsun ki söylemem, fakat bir şartla onu size gösterebilirim. Ona zarar vermeyeceğinize dair bana söz verin! .. ” Bunun üzerine rahipler ve ahali ona zarar vermeyeceklerine dair yemin ettiler. O zaman Başrahip topluluğa hitaben dedi ki Ey Ey Muhammed’i! Ayağa kalk ve kendini göster. ”

Beyazıd-ı Bestami Hazretleri ayağa kalktı. Başrahip: “İşte Müslüman budur.” dedi. Sonra sordu: “Adın nedir?” Bayezıd-ı Bestami, “İlmin var mı?” “Allah’ın öğrettiği kadar bir şeyler yapın.”

Rahibin Soruları

“Madem öyle şu sorularımı cevapla” dedi.

“İkincisi olmayan bir, üçüncüsü olmayan iki, dördüncüsü olmayan üç, beşincisi olmayan dört, altıncısı olmayan beş, yedincisi olmayan altı, sekizincisi olmayan yedi, dokuzuncusu olmayan sekiz, onuncusu olmayan dokuz, on birincisi olmayan on, on ikincisi olmayan on bir, üçüncüsü olmayan on iki nedir? ”

Beyazad-ı Bestami Hazretleri: “Ey rahip beni iyi dinleyesin, ikincisi olmayan bir eşi ve benzeri olmayan Allah’tır. Üçüncüsü olmayan iki, gece ile gündüzdür. Dördüncüsü olmayan üç 3 talaktır. Beşincisi olmayan dört kutsal olan kitaplardır.

Bunlar Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an’dır. Altıncısı olmayan beş, vakit namazdır ki beştir. Yedincisi olmayan altı, Allah göklerin ve yeri altı günde yaratmıştır. Sekizincisi olmayan yedi yedi kat semadır. Dokuzuncusu olmayan sekiz, kıyamet vakti Arş’ı taşıyan sekiz melektir.

Onuncusu olmayan dokuz, dokuz ay gebe içindir. On birincisi olmayan on Musa peygamberin Şuayb peygambere 10 yıl çobanlık yapmasıdır. On ikincisi olmayan on bir Hazreti Yusuf’un on bir kardeşi vardır. On üçüncüsü olmayan on iki ise on iki aydır.” dedi.

Bu cevapları dinleyen rahip tebessüm ederek; “Doğru cevapladın. Şimdi bunları cevapla dedi ve sordu. Havadan yaratılan nedir? Havada muhafaza olan nedir? Hava ile kim helâk edildi? Bunlardan haber ver bize ”dedi.

Bayezid hazretleri “Hazreti İsa havadan yaratıldı ve havada muhafaza ediliyor. Süleyman peygamber dahi havada muhafaza edildi. Ad kavmi ise hava ile helâk edildi. ”diye cevap verdi.

Rahip yine ona: “Doğru dedin.” dedi ve devamında sordu: “Ağaçtan yaratılan nedir? Ağaçta korunan kimdir ve ağaç ile helâk kimdir? ”

Cevaben “Hazreti Musa’nın asası ağaçtan yaralanmıştır. Nuh peygamber ise ağaç içinde (gemide) korunmuştur. Zekeriya peygamber ağaç içinde testereyle biçilip helâk edilmiştir. ” dedi.

Rahip “Doğru Doğru! ..” dedi ve tekraren sordu: “Ateşten kim yaratıldı, ateşten kim korundu ve ateş ile kim helak olmuştur?”

“Ateşten yaratılan şeytandır. Peygamber İbrahim ateşten korundu. Ebu Cehil ise ateşle helâk oldu.” diyerek cevap verdi. Rahip hemen arkasına sordu: “Taştan yaratılan kimdir, taş içinde korunan kim ve kim taş ile helâk edilmiştir?”

“Hazreti Salih’in devesi taştan yaratılmıştır. Ashab-ı Kehf taş ile korunmuştur. Ebrehe ve ordusu taş ile helâk olmuştur.” diye cevap verdi.

Rahip tasdik etti ve tekrar sordu

“Denilmiş ki cennette dört nehir bulunur, birisi baldan, birisi sütten, birisi sudan, birisi de şaraptandır. Bu nehirlerin kaynağı ayrı ama aynı yerden akıyor denilmiştir, bunu izah et? Ayrıca burada bunun bir misali var mıdır? ”

“Evet bunun örneği vardır: Kulaktan çıkan yağ acı, gözyaşı ise tuzludur. Burun suyunda ise ayrı bir tat vardır. Ağızdan gelen su ise tatlıdır. ”Diye cevap verdi.

Rahip teyit etti ve sormaya devam etti; “Cennete gidenler yer içer, ancak tuvalete gitmezler. Bunun yerine bir örneği var mıdır? ”

“Elbette vardır. Anne karnında bulunan cenin o da yer içer fakat dışkısı yoktur. ”

Rahip o zaman bunu cevaplandır. Cennette tuba ağacı var ki, onun dalında ise otuz yaprak var ve onu yaprağında beş çiçek var; bu çiçeklerden ikisi güneşe, üçü karanlığa bakar, bu ağaç nedir? ”

“Ağaç bir yılı temsil eder. İki dalı demek on iki ay demektir, dalda bulunan otuz yaprak otuz günü, yaprakta bulunan beş çiçek beş vakit namazı temsil eder. ”

Peki, gece olunca gündüz, gündüz gelince gece nereye gidiyor? ” “-Bu bir göreceli zaman meselesidir. Güneşin doğup batması ise bunun ölçüsü oluyor. Allah bilir geri kalanını kaldı. ”

Beyazad-ı Bestami Hazretleri’nin sorusu ve Sonuç

Beyazad-ı Bestami Hazretleri sorular bitti mi dedi Rahip evet deyince izin verirsen benim de birkaç sorum olacak. Ama sadece bir tanesini sormak isterim. Ne dersin? ”

Rahip elbette istediğini sorabilirsin! “Her şeyin anahtarı vardır cennetin anahtarı nedir? Ve cennet kapılarının üzerinde ne yazmaktadır? ”

Rahip suskunlaştı ve cevap vermekten istemedi. Orada bulunan rahiplerin morali bozuldu ve: “Ey büyüğümüz neden cevap vermiyorsun?  Nağlup mu oluyorsun? dediler.

Başrahip: “Hayır” deyince: “Madem öyle niçin cevap vermiyorsun?” diyerek serzenişte bulundular. Bunun üzerine başrahip: “Şayet cevap verirsem, benim bu cevabıma siz de katılır mısınız?” dedi.

Orada bulunanlar hep beraber “İncil hakkı için, elbette sana uyarız.” dediler ve söz verdiler. “O halde cevap veriyorum: La İlâhe İllallâh Muhammedün Rasûlullâh yazmaktadır.

Bbu cevap üzerine rahipler de hep birlikte kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldular.  Beyazad-ı Bestami Hazretleri onların yanında  bir vakit kalarak İslamiyet’i onlara öğretti ve bu sır da bir hikmette olduğu çözülmüş oldu.

Allah bu mübarek zatın şefaatine bizleri tırnak eylesin. Amin. Selam ve Dua ile Allah’a emanet olun.

Osmanlıca Cuma Mesajları nasıldır ve nelerdir? Okumak için linke tıklayınız.

Osmanlıca Karikatür örnekleri nelerdir? Linke tıklayarak öğrenebilirsiniz ..

Osmanlıca Kursu ile Osmanlıca öğrenmek istersiniz? 8 ders ile çok kolay bir şekilde  öğrenebilirsiniz. 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.