GenelYayınlar

Ayasofya cami olmalı, Neden mi?

Ayasofya cami
Ayasofya cami olmalıdır
368görüntülenme

Ayasofya cami olmalı diyoruz. Son günlerde çok konuşulan tartışılan bir konuyu detaylı bir şekilde anlatacağız inşallah.

Ayasofya cami olmalı bu konuya başlamadan evvel nu yapıtın tarihine bakalım. Tarihi çok eski zamanlara dayanan bu harika yapı Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Büyük Kilise adıyla kurulmuştu. Zamanının en büyük kilisesi olması nedeniyle  bu isim verilmişti.

V. Yüzyıl’dan itibaren Ayasofya’ya kutsal bilgelik adı verilmiş ve İmparatorun Taç giydiği önemli bir merkez halini almıştı aynı zamanda bir ibadet yeri idi. Şimdiye kadar 3 kez aynı yerde çeşitli şekillerde inşa edilmiş ve yenilenmiştir.

Ayasofya tarihin her devresinde İstanbul’un simgesi olmuş büyük bir yapıt idi. 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi ile Osmanlı Devleti sınırları içerisinde kalmış ve simge olma özelliğini devam ettirmiştir.

Dünyaca bilinen bu meşhur başyapıt, Fatih Sultan Mehmet tarafından fetih ile beraber camiye çevrilmiştir. Zaten bu eserin yapısı camiye benziyordu bu yapıya minber ve mihrap gibi bölümler eklenmiş ve cami yapılmıştır. Bu cami aynı zamanda fethin nişanesi olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya’ya gelmesi

Fatih Sultan Mehmet Han Hz. İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’ya cami içine girer. Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri içeriye sığınan insanlara doğru yürür ve en önde bulunan bir kadının kucağındaki bir kız çocuğunu o kadından alır. Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri o kızı yanağından öper ve başını okşayarak “Bizden korkmayınız, Zira artık siz de bizim halkımızdansınız.” Demiştir.

Onlara hitaben Müslüman olan halkın bütün haklarına sizde sahip olacaksınız. Bizim inancımızda sınıf ayrımı asla yoktur. Padişah bile olsa halkıyla aynıdır. Bizden sizlere asla zarar gelmeyecek ve bundan sonra sizlerin malı, canı, ve namusu bizim himayemizde olacaktır” demişti. İşte o zaman İstanbul gerçekten fethetmişti.

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri hem bu konuşması hem insanlara davranışı ile gönüllerine taht kurmuştu. Hem maddi hem manevi bu fatih ile Peygamber Efendimizin (sav) “Konstantiniyye (İstanbul) elbette (muhakak) feth olunacaktır onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden askerler ne güzel askerlerdir. “hadisi şerifine tam mazhar olan bu büyük padişah insanlara İslam dinindeki hoş görüyü hem o zaman hem hayatı boyunca Müslüman olsun olmasın herkese göstermiştir.

Ondandır ki Ortodoks mezhebinden olan Bizans halkı” İstanbul’da Osmanlı sarığı görmeyi Katolik külahı görmeya tercih ederiz” demiştir.

Fatih Sultan Mehmet camiye gelmişti ve ikindi namazı için Ayasofya’da saf tutan hocalara ve askerlerine sual etti. İçinizde şimdiye kadar ikindi namazının sünnetini hiç kaçırmayan biri var mı? Aralarında istişare ettiler ve birbirileri ile bakıştılar. Lakin bazı zaman kılamadıklarını ifade ettiler.

Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri onlara dedi ki bu fakir hiç ikindi namazının sünnetini terk etmemiştir. Ve kalabalığı yararak imamlığa geçti ve arkasından ikindi namazını kıldırdı. Bu hadise bile bize Ayasofya cami olmalı dedirtiyor.

Burada ifade edilen hassasiyeti şu şekilde yorumlamışlar. Peygamber Efendimizin orta namaza dikkat ediniz demiş ve sağ elini kaldırıp bu namaz ikindi namazıdır. Hadisesiyle bu büyük sultanın o namaza verdiği önemi göstermektedir.

İşgal mi fetih midir?

İşgal demek halka baskı yapmaktır, zulmetmek demektir, onları esir almak yani özgürlüklerini ellerinden almak demektir. Fetih ise tam tersi insanlara Adaleti ve doğruluğu getirmek, zulmü sona erdirmek demektir.

Osmanlı hiçbir devirde baskı ve zulüm yapmamıştır. Müslüman olsun Müslüman olmasın bütün halkı ayırmamış herkese adalet ile muamele etmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in başka dinden olan kişilere, davranışı bugün hala örnek teşkil etmektedir.

Arşiv metinlerinde dini ayrım yapılmadığı hem kanıtlı hem ispatlı olarak yer almaktadır. Onun içindir ki işgal ve fetih taban tabana zıt kavramlardır ve Osmanlıda asla işgal yoktur.

Ayasofya Cami olmalı

Ayasofya 1935 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla müze olarak kabul edilmiştir. Bu karar birçok tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu konu günümüzde de hala tartışılmaktadır.

Fethedilen bu topraklarda dış kaynaklardan gelen talepler hem onların istekleri ve baskıları sonucunda müze olması kabul edilmiş ve günümüze kadar bu şekilde gelmiştir.

Ayasofya Fatih Sultan Mehmet’in Kılıç hakkıdır ve eskiden olduğu gibi cami olarak hizmet etmelidir. Bu halkımızın ezici çoğunluğunun ortak görüşüdür. Demokrasiyle yöneten ülkemizde, çoğunluğa saygı duymak gerekir.

Bakınız uzun zamanlar İstanbul alınmak istenmiş ama kimsenin fethedemediği İstanbul’u Osmanlı Devleti fethetmiş, insanları esaretten kurtararak sınıf ayrımına son vermiş ve oralara adaleti hakim kılmıştır. Bu fetih hakkı için güzel İstanbul’un bu güzel mekanı kılıç hakkı olarak yeniden Cami yapılmalıdır ve halkımızın çoğunluğunun bu isteği geri çevrilmemelidir.

Ayasofya cami olmalı, yıllar boyunca zaten cami kalarak hizmet vermiştir. Orada nice namazlar kılınmış ve nice dini vecibeler yerine getirilmiştir. Sadece son yarım asırda başkaları istedi diye oranın müze olmasını kabul etmek özgürlüğümüze, egemenliğimize ve dini anlayışımıza elbette uygun düşmez.

Ayasofya cami olmalı, aklı başında hiç bir Müslüman bu hakikatin haricini kabul etmez, vicdanları kabul etmez, 500 yıl zaten cami olarak hizmet etmiş, öyle ise vicdanların sesi olarak açılarak cami olmalıdır.

Ayasofya cami olmalı, zira başta Fatih olmak üzere ecdadımıza bir borç da ondan, bu bir vefadır. Madem öyledir ecdada olan bu vefa borcunu en kısa zamanda ödeyelim, Ayasofya demek bağımsızlığımızın nişanesi demekte ondan…

Yavuz Sultan Selim han hayatını okumak için buraya tıklayınız.


Yorum Yap