Babüsselam (Selam Kapısı)

Babüsselam Topkapı Sarayının üç büyük kapısından ikincisidir ve sarayın simgesidir. Birinci avluyu ikinciden ayıran yüksek duvarın ortasındaki iki kuleli Babüsselam, devletin yönetildiği yere açılırdı… Burası, devlete gösterilen saygının kapısıdır… Bu kapıdan girerken, padişah dışında kimse at üstünde kalmazdı… Sadrazam dahil herkes kapıya yaklaştığında atından inip sessizce yürürdü…
Heybetli bir kapıdır… Her iki yanındaki kuleler; imparatorluğun evrensel karakterini ve adaleti temsil eden Adalet Kulesiyle birlikte, sarayın en yüksek ve en ihtişamlı yapılarıdır…
Topkapı Sarayının sembolü olan Babüsselam da diğer iki kapı gibi Fatih zamanında inşa edildi fakat sonraki yüzyıllarda çeşitli tamirler gördü.
Kanuni dönemine ait olan iki kulede, imparatorluk Roma’sına gönderme yapan saray motifleri kullanılmış… Bu kulelerin içinde çeşitli odalar bulunurdu. Yabancı elçilerin saraya girmelerine müsaade edilene kadar bekletildikleri kapıcı başı ağasının odası da buradaydı. Bu yönüyle kulelerin alt tarafı bir çeşit bekleme salonu vazifesi görüyordu…
Kapının giriş tarafına nefis bir hatla Kelime-i Tevhid yazılmış. İçe bakan kısmındaysa; “O güzel yer; kapıları yalnız kendilerine açılmış olan Adn cennetleridir” mealindeki ayet yer alıyor… İki bölümlü kapının giriş tavanı ve on iki sütunla taşınan revak tavanları altın yaldızlı kalem işi bezemelerle kaplı…
Bugün müze gişelerinin bulunduğu kapı, Alay Meydanıyla Divan Meydanını ayırdığı için Orta Kapı diye de biliniyor. Selam Kapısı adını ise, devlet büyükleri ve elçilerin, protokol alayları sırasında, avlu çevresinde dizili askerleri selamlamalarından almıştır.

Babüsselamın sağ tarafındaki Kitabe;

Hâfız-ı adl-i şeriat hazret-i zıll-i Hüda Matla-ı hurşid-i şevket şehriyar-ı ma’delet Bani-yi bünyan-ı devlet hadim-ibeytü’l-haram Varis-i mülk-i milel sertac-ı şahan-ı düvel Zıll-i Yezdan-ı ezel dadar-ı İskender ğulam Daver-i devran sultan Mustafa Han kim ânın Tacdaran-ı selefde görmedi mislin enam Eyleyüb sarf-ı nükud himmet-i şahinşehi İtmede umran-ı dehri her dem aksa-yı meram 33 İşte ezcümle bu divan-ı hümayun mevkiin Seyr idine sakf-ı eyvanın o Cem-câh-ı benâm İtmemiş âna selâtin-i selef ‘atf-ı nigah Mahvolub asar-ı resm-i nakş-ı zerkarı temam Kıble-i şahan-ı alem nazargah-ı halk iken Ana şayan ü sezadır kim ola pür ihtişam Emr idüb hedmin bina-yı köhne tarh-ı sakfmın Tarz-ı uslûb-ı kadimin eyledi tecdid-i tam

Günümüz Türkçesi ile: Şevket (saltanat) güneşinin doğduğu yer; adaletli padişah Devlet binasının kurucusu, Kabe’nin hizmet edicisi Milletler mülkünün varisi, devlet başkanlarının baş tacı Hak tealanın yerde gölgesi, Zülkarneyn İskender adaletli Cihanın hakimi Sultan Mustafa Han ki, onun Geçmiş padişahlarda eşini görmedi insan Yüksek padişahlık gayreti ile, paralar harcayıp Her an yurdu en güzel şekilde mamur etmektedir. İşte velhasıl bu yüce divan mevkiini Seyredince eyvanının çatısını o peygamberin adaşı Geçmiş sultanların bakışları ona değmemiş Üzerindeki altın yaldızlar tamamen silinmiş Dünya hükümdarlarının kıblesi, halkın gıpta ile baktığı iken Çok haşmetli ve şevketli olmak ona layıktır. Çatısı gitmiş eski binanın yıkılmasını emredip Eski tarz ve üslubu üzere yeniden yaptırdı.

Babüsselamın sol tarafındaki Kitabe;

Mustafa Han ibn-i Ahmed el-muzaffer dâima Mukteza-yı himmet-i tab’-ı bülendiyle yapub Kıldı nev-icad böyle resm-i pakize nizam Kim eğer görseydi Mani nakş-ı zerrin-karını Reşk ile dembeste-i hayret olurdu subh u şam Mısranın şemse-i gülmihine mah-ı münir Dağdandır ki ruyin kaplamış reşk-i zalam Ziynet-i nakşına nisbet çarh-ı atlas bi-nukûş Sakfına tak-ı felek olmaz yanında köhne bam Vâdi-i vasfında reftar-ı semend hâmeyi Zabt idüp himmet-i duaya idelim atf-ı zimam Hazreti Hayy nesak-saz-ı nizam-ı kainat Şevket ü ielalini ide cihanda ber-devam 35 Taht-ı ‘ali-baht-ı devletde ebed olup mukîm Nice asara muvaffak ide Hallak-ı enam Zihniyâ ilham ile tarihin inşa eyledim Ola emn ü yümn ile Ortakapu Babü’s-selam” Hicri 1172

Günümüz Türkçesi ile: Ahmed oğlu Mustafa Han daima muzaffer olsun Yüksek yaratılışlı gayretinin gereği olarak yapıp Böyle temiz muntazam bir eser meydana getirdi Nitekim altın yaldızlı işlemelerini Mani görseydi Gıpta ile nefesi tutulurdu sabah ve akşam Giriş kapısının güneş gibi ışık saçan ziyasına Hasedindendir ki, parlak ayın yüzünü karanlık kaplamıştır Nakışlarının süsü yanında gökyüzü süssüz kalır Gök kubbe, onun çatısı yanında eski dam gibi kalır Onu vasfetmede, yürüyen çevik at gibi kalemi Durdurup, dua isteğine çevirelim yuları Bu muntazam kainatı tanzim eden Hak Teala Şevket ve ielalini, yüceliğini cihanda daim eylesin Devletin yüce tahtında ebediyyen bulunsun Allahü teala onu nice eserlere muvaffak kılsın Ey Zihni, ilham ile tarihini yazıverdim Olsun emniyet ve bereketle orta kapı Bâbüsselam. / Miladi 1758

Babüsselam Kapısının İç Kısmında Bulunan Çeşmedeki Kitabe

İki kapının arasında 1758’de inşa olunmuş bir çeşme yer alır. Kapının içe bakan kısmı üst yüzünde: “Cennati adnin müfetteheten lehümü’l-ebvab” Onlar (her şeyi Allah rızası için yapan takva sahipleri) için kapıları açılmış Adn Cennetleri vardır, mealindeki ayet-i kerime yer almaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir